Alejandro González Iñárritu’nun bir kez daha Emmanuel Lubezki’yle bir araya geldiği ve mültecilerin insanlık koşullarına odaklanan yeni filmi CARNE y ARENA, prömiyerini yapacağı 70. Cannes Film Festivali’nde gösterilecek olan ilk sanal gerçeklik projesi (VR) olma özelliği taşıyor.

Birdman, The Revenant gibi filmlerle sinema tarihine damga vuran Meksikalı yönetmen Alejandro González Iñárritu, daha önceki projelerinde birlikte çalıştığı görüntü yönetmeni Emmanuel Lubezki ile CARNE y ARENA filmi için yeniden bir araya geliyor. Yönettiği filmlerle izleyiciye sinema duygusunu sonuna kadar yaşatan Iñárritu, diğer filmlerinden farklı olarak bu kez izleyiciyi sanal gerçeklik dünyasının içine davet edecek.

carne-y-anera-poster-filmloverss

Alejandro González Iñárritu’nun Kamerasından Sanal Gerçeklik Dünyasına: CARNE y ARENA

Cannes Film Festivali’ne seçilen ilk sanal gerçeklik projesi (VR) olan CARNE y ARENA; göçmenlerin ve mültecilerin insanlık koşullarına, yaşadıkları zorluklara odaklanıyor. Proje hakkında açıklanan resmi bilgiye göre CARNE y ARENA; insan karakterleriyle geniş, çok anlatımlı bir ışık alanı yaratmak için daha önce hiç kullanılmamış en üst düzey sanal teknolojiyi kullanıyor. Bu teknolojinin sağladığı avantajla beraber film; bireylerin geniş bir alanda yürümelerine ve mültecilerin kişisel yolculuklarının bir parçasını yaşatmaya imkan sağlıyor. Gerçek hesaplara dayanarak altyapısını oluşturan film, izleyicisine eşsiz bir deneyim yaşatacak gibi görünüyor.

Sanal gerçeklik teknolojisini ilk defa kullanan Alejandro González Iñárritu, yeni filmi CARNE y ARENA için ise şunları söyledi;

‘Son dört yıldır bu projeyi aklımda geliştirdim. Birçok Meksikalı ve Orta Amerikalı mülteciyle görüşme ve röportaj yapma ayrıcalığım oldu. Hayat hikayeleri beni rahatsız etti, bu yüzden bazılarını projede iş birliği yapmaya davet ettim. Amacım sanal gerçeklik (VR ) teknolojisiyle; deneyler yapmak, insanların durumunu keşfetmek için çerçevenin diktatörlüğünü kırıp içindekileri gözlemlemek, izleyicinin göçmenlerin derilerinin altındaki ayaklarına ve yüreklerine bakabilmelerini sağlayacak bir alan yaratmak.’

Bu sözlerden anlaşıldığı üzere Iñárritu, oldukça titiz bir çalışmanın ürününü ortaya çıkartmış gibi görünüyor. Cannes Film Festivali’nde gerçekleştirilecek gösterimin ardından film, Milan’daki Fondazione Prada’da altı ay boyunca izleyiciyle buluşacak. Projeyle ilgili yeni gelişmleri buradan takip edebilirsiniz derken; film için büyük bir heyecanda olduğumuzu belirtiyor ve Iñárritu ile Lubezki ortaklığından nasıl bir proje çıkacağını büyük bir merakla bekliyoruz.

Kaynak: Indiewire

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi