69. Cannes Film Festivali’nin Semaine de la Critique (Eleştirmenler Haftası) bölümünde Yılın En Yenilikçi Yönetmeni ödülüne layık görülen, Türkiye’nin en prestijli film festivallerinden Adana’da En İyi Senaryo ve En İyi Yönetmen ödüllerini kazanan Albüm, hiç kuşku yok ki daha vizyona girmeden bu yılın en çok konuşulan yerli filmlerinden biri olmayı başardı. Başarısı,  Türkiye insanını iyi gözlemleyen ve sinemaya olan sevgisi filmin her karesinde kendini belli eden bir yönetmenin ellerinden çıkıyor olmasında yatıyor.

Ülke sinemamıza ve üretilen filmlere bakacak olursak, kara komedi türünde eşine az rastlanır bir deneme olan Albüm, Kayseri’de yaşayan bir ailenin evlat edinme hikayesini konu alıyor. Çocuklarının evlatlık olduğunu herkesten saklayabilmek adına, henüz evlat edinmeden önce çalışmalara başlayan çift evlat edinebilmek için gerekli prosedürleri tamamladıktan sonra ise bu durumu çevrelerindeki insanlardan saklayabilmek adına ellerinden geleni yapıyorlar.

Albüm, kara komedinin sınırlarını zorlarken filmin geneline yayılan doğum meselesine sıra dışı bir açıdan yaklaşıyor ve hayvanlar üzerinde uygulanan suni döllenmeyi merkezine taşıyan bir sekans ile açılıyor. Bu konuda Mehmet Can Mertoğlu, doğum sürecinin tuhaflığını hayvanlar üzerinden peliküle aktarırken seyirciye farklı okumalar yapabilmeyi de mümkün kılıyor. Bir yandan hayvanlar ile insanlar arasında herhangi bir fark olmadığını düşündüren bu sahne bir diğer yandan ise insanlığın, hayvanlar üzerindeki faşist egemenliğinin bir etkisi olarak hayvanlara dayatılan üreme zorunluluğunu gündeme taşıyor. Zira, filmin merkezinde yer alan iki karakter olan Bahar ve Cüneyt’in çocuk sevdaları da kendilerinden çok toplumun beklentileri üzerine şekilleniyor. Nitekim, toplumun isteklerine göre şekillenen aile yapısı ve halk dilinde mahalle baskısı olarak dile getirdiğimiz bu baskı filmin geneline hakim olan bir konu. Film, bu konuda net bir sekans vermese de Bahar ve Cüneyt’in çocuklu bir aile olma istekleri için doğal bir mutluluk değil, çevresindeki insanların kendilerinden beklentileri üzerine şekillendikleri bir zorunluluk diyebiliriz.

Filmin görüntü yönetmeni Aferim, East of Bucherest ve Politist, adjectiv gibi Rumen Yeni Dalgasının son dönem başarılı filmlerinden tanıdığımız Marius Panduru. Mehmet Can Mertoğlu’nun bu tercihi filmin her karesinde kendisini hissettiriyor. Rumen Yeni Dalgası’ndan bolca etkilenen yönetmen, uzun sabit planlar tercih ediyor. Fakat burada teknik detaylar Rumen Yeni Dalgası’ndan izler taşısa da filmin esin kaynağı olarak Roy Andersson’ın Yaşayanlar Üçlemesi olduğunu söyleyebiliriz. Andersson, Yaşayanlar Üçlemesi’nde bugünün insanını geçmişiyle yüzleştirirken Mehmet Can Mertoğlu Albüm’de, tarih kitaplarında anlatılan tarih ile gerçek tarih arasında ne denli büyük bir fark olabileceğini gündeme getiriyor. Özellikle Albüm’deki vergi daire sahneleri, Yaşayanlar Üçlemesi’nde yer alan devlet daireleri sahnelerinden önemli esinlenmeler barındırıyor. Bu sahneleri Türkiye geneline uyarlayan ve devlet dairelerinin görünen değil gerçek yüzünü gözler önüne seren Mertoğlu, bu konuda da iyi bir gözlemci olduğunu kanıtlamış.

Mehmet Can Mertoğlu’na, Adana Film Festivali’nde En İyi Yönetmen ve En İyi Senaryo ödülünü kazandıran Albüm  iyi düşünülmüş, iyi yazılmış, iyi gözlemlenmiş ve tüm bunların sonucu olarak peliküle iyi aktarılmış bir film. Özellikle yönetmenin doğaçlama geliştiğini belirttiği okey sahnesi ve öğretmenler odasında gerçekleşen bahis sahneleri yaratıcılığın sınırlarını zorladığı gibi, “gerçekten de böyle” diye düşündürmeyi başarıyor. Lakin, bu iyi yazılmış sahneler ve genel hatlarıyla başarılı bulduğum senaryonun son bölümde çuvalladığını es geçmemek gerekiyor diye düşünüyorum. Özellikle, aileyi travmatik bir sürece sokacak olan hırsız sahnesi yazılırken, kara komedi yapıyor olmanın avantajlarından yararlanarak sırıtmaz diyerek kaleme alınmış olabilir. Nitekin, bu sahne hem hikayenin akışına hem de senaryonun doğallığına zarar veriyor. Polisle girilen diyaloglar sonrası yaşanan travmanın etkileyiciliği yukarıda bahsettiğim bölümün inandırıcılık sorunu olması sebebiyle çok daha etkileyici olabilecekken, filmin temposunun düşmesine sebep oluyor. Bu noktada ikiye ayırabileceğimiz film, ilk bölümüyle oldukça başarılıyken ikinci bölümüyle sıradanlaşıyor.

Şebnem Bozoklu, özellikle kara komedi için Türkiye standartlarında çalışılabilecek en doğru oyuncu. Filmin, enerjisi düşük olsa da Şebnem Bozoklu’nun enerjisi öyle yüksek ki bunu filmin her sahnesinde hissedebiliyoruz. Başrolü paylaştığı Murat Kılıç’ın da kendisine eşlik etmesi seyir keyfinin artmasını sağlıyor.

Albüm, eksiklerini görmezden gelemeyecek olsak da aldığı ödülleri sonuna kadar hak eden bir yapım. İleride ülke sinemamızın önemli yönetmenlerinden olacağına inandığım Mehmet Can Mertoğlu’nun olgunlaşacak sinemasının ilk durağı olarak Albüm, her zaman değerli olacaktır.

69. Cannes Film Festivali’nin Semaine de la Critique (Eleştirmenler Haftası) bölümünde Yılın En Yenilikçi Yönetmeni ödülüne layık görülen, Türkiye'nin en prestijli film festivallerinden Adana'da En İyi Senaryo ve En İyi Yönetmen ödüllerini kazanan Albüm, hiç kuşku yok ki daha vizyona girmeden bu yılın en çok konuşulan yerli filmlerinden biri olmayı başardı. Başarısı,  Türkiye insanını iyi gözlemleyen ve sinemaya olan sevgisi filmin her karesinde kendini belli eden bir yönetmenin ellerinden çıkıyor olmasında yatıyor. Ülke sinemamıza ve üretilen filmlere bakacak olursak, kara komedi türünde eşine az rastlanır bir deneme olan Albüm, Kayseri'de yaşayan bir ailenin evlat edinme hikayesini konu alıyor. Çocuklarının evlatlık olduğunu herkesten saklayabilmek adına, henüz evlat edinmeden önce çalışmalara başlayan çift evlat edinebilmek için gerekli prosedürleri tamamladıktan sonra ise bu durumu çevrelerindeki insanlardan saklayabilmek adına ellerinden geleni yapıyorlar. Albüm, kara komedinin sınırlarını zorlarken filmin geneline yayılan doğum meselesine sıra dışı bir açıdan yaklaşıyor ve hayvanlar üzerinde uygulanan suni döllenmeyi merkezine taşıyan bir sekans ile açılıyor. Bu konuda Mehmet Can Mertoğlu, doğum sürecinin tuhaflığını hayvanlar üzerinden peliküle aktarırken seyirciye farklı okumalar yapabilmeyi de mümkün kılıyor. Bir yandan hayvanlar ile insanlar arasında herhangi bir fark olmadığını düşündüren bu sahne bir diğer yandan ise insanlığın, hayvanlar üzerindeki faşist egemenliğinin bir etkisi olarak hayvanlara dayatılan üreme zorunluluğunu gündeme taşıyor. Zira, filmin merkezinde yer alan iki karakter olan Bahar ve Cüneyt'in çocuk sevdaları da kendilerinden çok toplumun beklentileri üzerine şekilleniyor. Nitekim, toplumun isteklerine göre şekillenen aile yapısı ve halk dilinde mahalle baskısı olarak dile getirdiğimiz bu baskı filmin geneline hakim olan bir konu. Film, bu konuda net bir sekans vermese de Bahar ve Cüneyt'in çocuklu bir aile olma istekleri için doğal bir mutluluk değil, çevresindeki insanların kendilerinden beklentileri üzerine şekillendikleri bir zorunluluk diyebiliriz. Filmin görüntü yönetmeni Aferim, East of Bucherest ve Politist, adjectiv gibi Rumen Yeni Dalgasının son dönem başarılı filmlerinden tanıdığımız Marius Panduru. Mehmet Can Mertoğlu'nun bu tercihi filmin her karesinde kendisini hissettiriyor. Rumen Yeni Dalgası'ndan bolca etkilenen yönetmen, uzun sabit planlar tercih ediyor. Fakat burada teknik detaylar Rumen Yeni Dalgası'ndan izler taşısa da filmin esin kaynağı olarak Roy Andersson'ın Yaşayanlar Üçlemesi olduğunu söyleyebiliriz. Andersson, Yaşayanlar Üçlemesi'nde bugünün insanını geçmişiyle yüzleştirirken Mehmet Can Mertoğlu Albüm'de, tarih kitaplarında anlatılan tarih ile gerçek tarih arasında ne denli büyük bir fark olabileceğini gündeme getiriyor. Özellikle Albüm'deki vergi daire sahneleri, Yaşayanlar Üçlemesi'nde yer alan devlet daireleri sahnelerinden önemli esinlenmeler barındırıyor. Bu sahneleri Türkiye geneline uyarlayan ve devlet dairelerinin görünen değil gerçek yüzünü gözler önüne seren Mertoğlu, bu konuda da iyi bir gözlemci olduğunu kanıtlamış. Mehmet Can Mertoğlu'na, Adana Film Festivali'nde En İyi Yönetmen ve En İyi Senaryo ödülünü kazandıran Albüm  iyi düşünülmüş, iyi yazılmış, iyi gözlemlenmiş ve tüm bunların sonucu olarak peliküle iyi aktarılmış bir film. Özellikle yönetmenin doğaçlama geliştiğini belirttiği okey sahnesi ve öğretmenler odasında gerçekleşen bahis sahneleri yaratıcılığın sınırlarını zorladığı gibi, "gerçekten de böyle" diye düşündürmeyi başarıyor. Lakin, bu iyi yazılmış sahneler ve genel hatlarıyla başarılı bulduğum senaryonun son bölümde çuvalladığını es geçmemek gerekiyor diye düşünüyorum. Özellikle, aileyi travmatik bir sürece sokacak olan hırsız sahnesi yazılırken, kara komedi yapıyor olmanın avantajlarından yararlanarak sırıtmaz diyerek kaleme alınmış olabilir. Nitekin, bu sahne hem hikayenin akışına…

Yazar Puanı

Puan - 68%

68%

68

Albüm, eksiklerini görmezden gelemeyecek olsak da aldığı ödülleri sonuna kadar hak eden bir yapım. İleride ülke sinemamızın önemli yönetmenlerinden olacağına inandığım Mehmet Can Mertoğlu'nun olgunlaşacak sinemasının ilk durağı olarak Albüm, her zaman değerli olacaktır.

Kullanıcı Puanları: 3.28 ( 3 votes)
68
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi