Aklımı Oynatacağım’ın 32. İstanbul Film Festivali kapsamında, hem de açılış filmi olarak gösterileceğini duyduğumda, birçok sinemasever gibi bu haber gerçekten beni çok heyecanlandırmıştı. Almodovar’ın son filmi İçinde Yaşadığım Deri ve tabii en sevdiklerimden Annem Hakkında Herşey’in de dahil olduğu önceki filmografisi bu heyecanımı katlayan sebeplerin başında geliyordu.  Dolayısıyla filmi de büyük bir beklenti içerisinde izledim.

Hikaye bir uçakta geçiyor. Tekerleklerin arasında unutulan bir takozdan dolayı iniş takımları açılmaz ve bu kötü haber boş boğaz hostlar yüzünden tüm yolcular arasında yayılır. Film, hostlar yolculara panik yapmamaları için kas gevşetici vererek çoğunun uyumasını sağladıktan sonra bazı ayık yolcular, pilotlar ve Business Class yolcuları arasında geçen absürd bir komediye odaklanıyor. Hem de öyle böyle bir absürdlük değil. Hostların üçünün de eşcinsel olması, pilotların da biseksüel perdesi altında gizli eşcinsel olmaları hikayenin başlıca çıkış noktası oluyor. Aynı zamanda bu uçakta, batırdığı şirketinden dolayı Meksika’ya kaçmaya çalışan bir iş adamı, evde kalmış bir bakire kız kurusu, çok ünlü bir oyuncu ve bir de tetikçi bulunmaktadır. Bir arada denk gelmesi zor olan bu karakterleri kapalı bir mekana sıkıştırıp, çıkış noktası göstermeden üstüne üstlük ölüm korkusuyla baş başa bırakan Almodovar keyifli, bir solukta izlenesi bir komedi yaratmak istemiş.

im_so_excited_3

Buraya kadar sorun yok, Almodovar’ın bu isteği oldukça makul. Ama asıl sorun bundan sonra çıkıyor. Ülkemizdeki modern komedi filmlerinde uygulanan sürekli küfür etme, gaz çıkarma ve geğirme gibi şeylerin güldürü unsuru olarak kullanılmaları ne kadar eğreti duruyorsa, Almodovar’ın da eşcinsellik ve seks üzerinden yaratmaya çalıştığı espri anlayışı neredeyse bununla aynı kapıya çıkıyor.

Eşcinsel hostları da kendi içlerinde sınıflandıran yönetmen bir dindar, bir aile düşkünü ve bir de flörtöz olarak üçe ayırıyor. Bununla da yetinmiyor pilotları da bu kervana dahil ediyor. Bunu yaparken de nerede durmak istediğini pek anlayamıyoruz. Zaman zaman homofobik okumalara açık sahnelerle karşılaşırken zaman zaman da eşcinsel ilişkilerin hetero ilişkiler kadar normalliği üzerine gidiyor.

Almodovar filmlerinin derinliği ve tarzından oldukça uzak olan film, komedi türünde de ne yazık ki çok başarılı olamıyor. Yine de yönetmenin hatrına izlenmesi gereken bir film olduğunu da eklemeliyim, tek sorun fazla beklenti içine girmemek. Festival boyunca filmin gösterileceği tarihler şu şekilde olacaktır:  30 Mart Cumartesi 24.00 (ek seans), 31 Mart Pazar 21.30 (Gala), 1 Nisan Pazartesi 21.30, 3 Nisan Çarşamba 13.30.

Keyifli Seyirler…

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi