Japon sinemasının önemli isimlerinden biri olan Akira Kurosawa filmlerinde karşımıza çıkan renklerin ne anlama geldiği üzerine muazzam bir video!

Epik sinema anlatısıyla dikkatleri çeken Akira Kurosawa’nın çekim teknikleri ve görme stili her zaman Kurosawa sinemasında en çok konuşulan detaylardan olmuştur. Her zaman gerçeklikle üst seviyede bir ilişki kurmayı tercih eden Kurosawa, bunun en belirgin dışa vurumunu ise öncelikle görsel anlatıda gösterir. Bu aslında bir nevi yenilikçi bir anlayışın da temellerini oluşturur.

Kurosawa aslında ilk olarak gittiği sanat okulunda resim ile ilgilendi. Çizdiği birçok resimle ödül kazanan Kurosawa, daha çok sinemayı tercih etti. Geçmişte böyle bir tecrübesi ve görsel olarak böyle bir yeteneği olduğu için olacak ki, sinemasında da asla ressam kimliğinden tam olarak kopamadı. Hatta aksine her iki yeteneğini öyle güzel harmanladı ki; siyah beyaz filmlerinden uzaklaşıp renklerle buluştuğu an bunu bizlere daha çok ispatladı.

high-and-low-filmloverss

1965 yılına gelindiğinde 24 siyah-beyaz filme imzasını atan Kurosawa, 1963 yılında çektiği High and Low’da anlık bir şekilde karşımıza çıkan ‘pembe’ ile aslında bir nevi siyah beyaz sinemadan uzaklaşacağını, renk paletiyle bizleri büyülemeye başlayacağının sinyallerini vermişti. 1965 yılında sinemayla buluşturduğu Red Beard ile siyah beyaz sinemaya bir son veren Kurosawa, ressam kimliğiyle ve renk teorisiyle bizleri tanıştırır.

Akira Kurosawa Sinemasında Renkler Ne Anlama Geliyor?

Kurosowa, renkleri sembolik anlamları ile kullanır. Mesela sıcak renkler, erkek karakterin tehlikeli ve uygunsuz tutkusunu sembolize ettiği için Kurosowa, fikirlerini siyah beyazla yapamadığı bir tarzda, renklerin gücüyle karakteri harmanlayarak ortaya muazzam bir sinematografi de sunmayı ihmal etmez.

dreams-filmloverss

Tabii ki, bu sadece tek bir ton renkle olacak iş değil. Mesela soluk renkleri fazlasıyla tercih ettiği Dodes’ka-Den filmine bakalım… Kurosowa, burada soluk renklerle aslında kenar mahallelerde yaşanan hayatı simgelemek istemiştir. Yine aynı filmde kullandığı zıt renklerle ise ‘cennet’ algısını resmetmeyi tercih etmiştir.

Farklı kişilikleri tasvir etmek amacıyla da farklı renk tonlarına başvuran Kurosawa, savaşı konu alan filmlerinde ise sarı ile kırmızı renklerini kullanmıştır. Bunun sebepleri ise şöyle; sarı rengi, Japon kültüründeki ‘cesaret’ kavramını temsil ederken, kırmızı ise şiddetin evrensel simgesidir. Savaşta olmazsa olmaz iki kavramın cesaret ve şiddet olduğunu düşürsek,  Kurosawa’nın bu renkleri kullanıyor olmasına şaşırmamak gerek.  Sarı rengi adeta bir güneş gibi temsil edilirken, kırmızı durmaksızın akan kanı sembolize eder.

ran-filmloverss

Kurosawa, 1985 yapımı Ran filminde üç oğlu birincil renkler atayarak ayırmayı tercih eder ve onların ordularını ‘renk’ bazına göre görsel olarak ayırmayı mümkün kılar. 1990 yapımı Dreams’teki renkler ise adeta göz kamaştırır. Kurosawa, canlı renklerin daha az kullanılmasındaki gücü anladığını söylerken aslında; özellikle dikkatleri önemli detaylara çekmek istediğinde ya da kasvetli bir sahneye canlılık vurgusu eklemek için canlı renkleri tercih ettiğini demek ister.

Muazzam Bir Video: Akira Kurosawa Filmlerinde Renkler

Kurosawa’yı diğer yönetmenler arasında eşsiz kılan en önemli özellik ise aslında soyut rengi kullanma becerisidir. Renk sıçramasıyla, aklındaki görüntüyü başarılı bir şekilde tasvir eder; hatta kimi zaman bizlere soyut bir çalışmanın yapıldığı bir tablonun canlandığını düşündürür. Diğer yönetmenlerin yapmadığı şekilde sinemaya resmi getirdiğini de atlamamak gerek. Filmin bir sahnesinde arka fonda tablo göstermek gibi değil de, tam tersine karakteri tablonun içine dahil etti. Kurosawa, sinematik tuvalini saf renkle boyadığında, sonuç olarak ortaya muazzam bir ahenk çıkar.


Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi