Array ( [0] => 9 [1] => 38 [2] => 7467 [3] => 10 [4] => 832 [5] => 11 [6] => 1237 [7] => 1875 [8] => 1125 [9] => 15422 [10] => 12794 [11] => 13 [12] => 708 [13] => 7468 [14] => 14 [15] => 208 [16] => 15421 [17] => 1859 [18] => 15423 ) test Array ( [0] => 1 [1] => 2692 ) test
Duyular İmparatorluğu
AI NO CORRIDA
1976 - Nagisa Oshima
109
Japonya
Senaryo Nagisa Oshima
Oyuncular Tatsuya Fuji, Eiko Matsuda, Aoi Nakajima
Nuri Şimşek
Ai No Corrida, her türlü uç özelliğine rağmen deneyimlenmesi gereken, şiddet dozu zaman zaman oldukça yükselen bir film olarak izlenmeyi hak ediyor.

Ai No Corrida

İkinci Dünya Savaşı sonrasında dünyanın pek çok ülkesinde önemli toplumsal değişimler baş göstermişti. Alışkanlıkların değişmeye, düşüncelerin farklılaşmaya başladığı bu dönemde sinema da ister istemez bir kırılma içine girmişti. Özellikle Fransa’daki Yeni Dalga akımı sadece bir ülkenin sinemasında değil, çok uzaktaki ülkelerin bile sanat ve sinemaya bakışında önemli değişimler yaşanmasına sebep olmuştu. Eski yöntemlerin terk edilip yeni arayışlara girilmesi, Japonya sinemasında da Japon Yeni Dalgası’nın yaşanmasına sebep oldu. Bu akımın öncülerinden ve en önemli temsilcilerinden, aynı zamanda Japon sinemasının da en üretken yönetmenlerinden olan Nagisa Oshima, çektiği her film ile farklı tartışmaların yaşanmasına sebep oldu. 1976 yapımı Ai No Corida – Duyular İmparatorluğu; seks gösteriminde sınırların zorlandığı, yönetmenin filmografisi içindeki seyri en zor filmlerden biri olarak dikkat çekiyor.

Birinci Dünya Savaşı’nın sonrasındaki dönemde Tokyo’da geçen film, zamanında genelevde çalışan Sada’nın öyküsünü anlatmaktadır. Sada hizmetçi olarak çalıştığı otelde, otelin sahibi olan Kichizo Ishida’nın dikkatini çeker ve aralarında tutkulu bir ilişki başlar. Cinsel doyum üzerinden şekillenen tarifsiz bir aşk yaşayan ikili, çevrelerinden gelen tepkilere aldırmadan zevkin farklı tonlarını deneyimlerler. Gittikçe daha da sapkınlaşan ilişkilerinde Sada, zaman geçtikçe tatminsiz bir hal almakta, erkeğini herkesten ve her şeyden kıskanmakta, onsuz vakit geçirememektedir. Tecrübe ettikleri zevkler ve aşkın boyutsuzluğu, yaşamın önüne geçebilecek bir hal aldığında sıra dışı bir son ikisini beklemektedir.

Sinema tarihi boyunca pek çok film, içeriğindeki cinsellikten dolayı tartışmalara konu oldu. Seksin gösterim şekilleri ve anlatımı desteklemedeki etkileri bugün bile tartışıladursun; Nagisa Oshima, 1976 yılında olaya noktayı koymuş. Yaptığı işi kendisi de porno olarak niteleyen yönetmen, herhangi bir kısıtlamaya girmeden alabildiğine özgür bir şekilde cinselliği perdeye taşıyor. Fakat bunu yaparken seyircide herhangi bir duygusal uyarım yaşatmaması filmin asıl ilginç yanını oluşturuyor. Günümüzde pek çok film prim yapmak için seksten faydalanıp, gerekli gereksiz bir cinsellik gösterimine girip duygulara oynarken, Ai No Corrida baştan sona seks üzerine kurulu olduğu halde seyircide cinsellik karşıtı bir uyarılmaya sebep oluyor. Seks sahnelerinden, başka seks sahnelerine yapılan sıçramalar seyirciye dinlenmek için herhangi bir boşluk vermezken, özellikle Sada karakterinin gittikçe ilerleyen saplantılı halleri de filmin gerilimli atmosferini daha da yukarılara çekiyor. Gerçek bir öyküden uyarlanan filmin odağındaki Sada, sinema tarihinin en ayrıksı kadın karakterlerinden bir tanesi. Kalıplaşmış endüstriyel sinemada genel olarak bir seks objesi olarak resmedilen kadın prototipini yerle bir eden ve sekste kontrolü tamamen elinde tutan, hatta başlı başına kendisi seks olan bir karakter Sada. Cinselliğin beraberinde getirdiği şiddet eğilimi de bu kadını daha yüce bir hale sokuyor. Marquis de Sade’a bir göndermemidir Sada ismi bilinmez, fakat aşkı ve cinselliği doruklarda yaşamak uğruna yaptıkları gerçekten pek katlanılır türden değil. Feminist okumalarla daha da derinleşebilecek filmin özellikle vurucu final sahnesinde yaşananlar seyri ve hazmetmesi hiç kolay olmayan bölümler. Aşk buysa, bizden uzak olsun lütfen.

Japonya ve Geyşa kültürüne dair çeşitli çıkarımlar yapmaya da imkan tanıyan film; genel olarak erkeklerin yüceltildiği ve onlara sonsuz hizmet anlayışıyla yaklaşıldığı bir toplumda, bir erkeğin kendisini bir kadına nasıl teslim ettiğini göstermesiyle farkını ortaya koyuyor. Büyük bölümü kapalı mekanlarda geçen filmde, kameranın sokağa çıktığı dakikalarda kısa süreli de olsa ciddi bir yenilenme ve sanayileşme içinde olan Japonya’yı da görüyoruz. Bir yanda trenler, devasa sanayi kuruluşları; öbür tarafta insanların çektiği arabalar ve geleneklerden kopamayan kişiler…

Uluslararası film festivallerinde yasaklanan ilk filmlerden olan Ai No Corrida; avangart bir sinema örneği mi yoksa sınırları zorlayan bir porno mu çok tartışıldı, aslında hala da tartışılmaya devam ediyor. Lars von Trier’in Nymphomaniac filmiyle yaşattığı tartışmaları hatırladığımızda, 1976 senesinden bu güne kadar bazı konularda dünya çapında pek gelişme gösteremediğimizi anlayabiliriz. Yoğun cinsellik gösterimiyle seksten soğumanıza sebep olabilecek bir film olan Ai No Corrida, her türlü uç özelliğine rağmen deneyimlenmesi gereken, şiddet dozu zaman zaman oldukça yükselen bir film olarak izlenmeyi hak ediyor.



MAİLİNİZ VAR
Sinema dünyasından son haberlere herkesten önce
ulaşmak için mail listemize üye olabilirsiniz.
Üye Ol