1983 Doğumlu Brezilyalı genç yönetmen Gabriel Mascaro, ilk kurmaca filmiyle bu yıl !f İstanbul’un Keşif Bölümü’nde karşımıza çıktı. Kariyerine 2008’de belgesel yönetmenliğiyle başlayan Mascaro’nun toplamda dört belgeseli bir de kısa filmi bulunuyor. Fakat bunlara ulaşmak oldukça zor. O yüzden daha önceki yapımlarını izleme şansını elde edemesem de izleyenlerin yorumlarından, işledikleri konulara ve yönetmenin tarzına yönelik temel seviyede bir bilgi edinebildim. Ayrıca toplumsal ve muhalif konularda belgesel çeken yönetmenin az önce bahsi geçen kısa filminin bir animasyon olduğunu da belirteyim.

Daha önceki işleri ve bunlardaki yaklaşımları göz önüne alındığında yönetmenin son filmi Ağustos Esintisi – Ventos de Agosto, özellikle gerçeklikle kuracağı ilişki bağlamında merak uyandıran bir yapımdı. Bir de buna filmin sinopsisinde yazan haliyle “melankolik bir büyüme hikayesi” teması eklenince ister istemez sıra dışı bir filmle karşılaşacağı izlenimine kapılıyor insan. Bu son dediğimden olumsuz bir anlam çıkarılmasın, Ventos de Agosto gerçekten de birçok açıdan deneysel unsurları barındırıyor içinde ve bu, filmi devrimsel bir esere dönüştüremese de altında yatan yaklaşımla belirli bir etkileyiciliğe ulaşmasını sağlıyor.

Ventos de Agosto için en temelde, neredeyse birbirine zıt okumalar yapmak mümkün. İşte aslında filmin önemi de tam burada yatıyor. Yönetmen, kökleri belgeselciliğe dayanan tanık olma, görme durumları için filmi hareketten ziyade zaman üzerine kuruyor. Elbette bu, klasik anlamdaki tanımıyla bir zaman değil. Bunun şöyle çok güzel bir örneği var: De Sica’nın 1953 yapımı Terminal Station filmini Amerikan yapımcı David O. Selznick ayrı olarak kurguladığında şu temel yaklaşımı güdüyordu: otobüs gelir, karakter biner ve otobüs gider. Aynı filmin De Sica’nın yaptığı kurgusundaysa: karakter yavaş yavaş yürüyerek gelir, otobüsü bekler bu sırada yanındaki insanlarla belli belirsiz bir ilişkiye girer sonunda otobüs gelir, binip gider. Burada izleyici için yaratılmış bir zaman vardır ve bu, aslında içinde hareketi barındırmasına karşın kesif bir göstermeyi de aşmayı sağlamaktadır.  İşte Mascaro bu zamanı filmin tamamına yaymaya çalışıyor. Üstelik bunu zamanın, minimalist ve spiritüel bir şekildeki tarz teması çerçevesinde, kısıtlı olarak kullanılması durumlarını aşarak yapıyor. Yani Ventos de Agosto’da sürekli bir sabit açılarla var olanı gösterme ya da doğaya dönük bir zaman üzerinden anlam yaratma çabası yok. Filmin önemi, bu anlam yaratma potansiyeline dönük olmasında zaten.

Şimdi, film genel itibariyle üç bölümden oluşuyor; hindistan cevizi plantasyonlarında çalışan Shirley ve Jeison ile onların tamamen dışında, rüzgarların sesini kaydetmeye çalışan bir adamın hikayesi. Burada, karakterlerin içinde yaşadıkları coğrafya  ve kültürle olan ilişkileri filmin temel anlatısını oluşturuyor. Bu açıdan filmin “gösterilen” anlamında bir hikayesi yok. Ayrıca zamanı kullanma konusunda tarzsal olanın ötesine geçme çabasının sonucu olarak gerek görsel, gerek işitsel anlamda uygulanan bir “çokluk” durumu var. Uzun sabit açılar görürken hemen ardından inanılmaz dinamik bir kamera hareketine tanık olmamız da tam olarak bunun bir sonucu. Üstelik tüm bu yaklaşımsal deneyselciliğe rağmen filmin enfes görsel ve ses tasarımlarıyla donatılmış olması etkileyiciliğinin gücünü bir an bile olsun kaybetmemesini sağlıyor

Tüm bu detaylara girmemin sebebi nihayetinde şuna varmak içindi: Ventos de Agosto belirli bir okumaya varılmasını engellemek ama aynı zamanda saf tanık olmayla, filmi yalnızca deneyim alanına hapsetmemek için büyük bir çaba sarf ediyor. Bu açıdan aslında filmin okumasını yapmak, bütüncül bir okumasının yapılamayacağını ortaya koymak anlamına geliyor. İşte filmin altında yatan devrimsel fikir bu! Ama bu devrimsel fikre rağmen maalesef Ventos de Agosto devrimsel bir film değil çünkü yönetmenin zamanı kullanma ve bu kullanımda okuma yapabilmeye yönelik yönlendirme görevi gören “gösterme” durumunu, bu zaman kullanımıyla ilişkilendirmede yaşadığı bazı sıkıntılar var. Bunlar özellikle kurgusal ve müzik kullanımı alanında sıkışılan dar kalıplarda filmin temel fikrini baltalıyor. Hikaye olarak ise, zaman ile kurulan karmaşık ilişkiye benzer bir postmodern sinema akışı düşüncesinin birçok yerde sezgiselliğe ulaşma konusunda yeterli “gösterme” ye ulaşamaması, en azından kişisel olarak benim nezdimde olumsuz bir duruma dönüşüyor.

Filmin mikro okumalarında, Jeison’ın bir tür varlık sorununa düşmesi ve bu durumda yaşadığı bunalım, özellikle küreselleşme timsali Shirley’nin duyarsızlığıyla bir çatışma içinde işleniyor. Jeison gittikçe ölüm üzerinden hayata dair daha pasif bir tutuma bürünse de belirli bir çıkar yol bulamaz ama burada yönetmen oldukça net bir şekilde Jeison’ın yaşadığı sıkıntıya dair cevaplar verir. Bunlar tüm bu zaman kullanımları neticesinde beklenmedik bir şekilde ortaya çıkan sürreal bölümlerdir. İşte tam da burada Mascaro, hayatın “saçma” lığını; aile üzerinden toplumsal düzeyde, devlet üzerinden muhalif bir bakış açısıyla da sistem düzeyinde ortaya koyuyor. Ama belirttiğimiz gibi bu bir mikro okumadır ve filmin geneliyle bir bütünsellik oluşturmaz.

Ventos de Agosto, yaklaşım itibariyle Bergsoncu bir sezgiselliğe yönelen ve bunu yaparken içinde barındırdığı deneyselliği belirli seviyelerde “gösterme” durumlarıyla aşan oldukça başarılı bir yapım. Üstelik bu başarısı sinemasal anlamda belirli bir seviyenin üstünde olmasının yanı sıra getirdiği yenilikçi bakış açısıyla da derecesi bir kat daha artan bir durum. Filmin bu temel özelliği olan yenilikçiliğini anlamak için bazı eleştirmenler tarafından önerilen çok güzel bir karşılaştırma egzersizi var örneğin. Ventos de Agosto ile, aynı coğrafyada geçen ve neredeyse aynı karakterle kurulmuş olan Randal Kleiser’in yönettiği 1980 yapımı The Blue Lagoon filmi arasındaki sinemasal yaklaşım açısından oluşan fark, tam da bahsettiğimiz yenilikçi fikrin görkemini ortaya koyması açısında oldukça etkileyici. Nihayetinde Mascaro bu filmiyle şu an için sinemayı herhangi bir şekilde değiştiremeyecek belki ama yine de geleceğin sinemasının ilk fısıltılarını duymak adına Ventos de Agosto’yu izlememek büyük bir kayıp olur.

1983 Doğumlu Brezilyalı genç yönetmen Gabriel Mascaro, ilk kurmaca filmiyle bu yıl !f İstanbul’un Keşif Bölümü’nde karşımıza çıktı. Kariyerine 2008’de belgesel yönetmenliğiyle başlayan Mascaro’nun toplamda dört belgeseli bir de kısa filmi bulunuyor. Fakat bunlara ulaşmak oldukça zor. O yüzden daha önceki yapımlarını izleme şansını elde edemesem de izleyenlerin yorumlarından, işledikleri konulara ve yönetmenin tarzına yönelik temel seviyede bir bilgi edinebildim. Ayrıca toplumsal ve muhalif konularda belgesel çeken yönetmenin az önce bahsi geçen kısa filminin bir animasyon olduğunu da belirteyim. Daha önceki işleri ve bunlardaki yaklaşımları göz önüne alındığında yönetmenin son filmi Ağustos Esintisi - Ventos de Agosto, özellikle gerçeklikle kuracağı ilişki bağlamında merak uyandıran bir yapımdı. Bir de buna filmin sinopsisinde yazan haliyle “melankolik bir büyüme hikayesi” teması eklenince ister istemez sıra dışı bir filmle karşılaşacağı izlenimine kapılıyor insan. Bu son dediğimden olumsuz bir anlam çıkarılmasın, Ventos de Agosto gerçekten de birçok açıdan deneysel unsurları barındırıyor içinde ve bu, filmi devrimsel bir esere dönüştüremese de altında yatan yaklaşımla belirli bir etkileyiciliğe ulaşmasını sağlıyor. Ventos de Agosto için en temelde, neredeyse birbirine zıt okumalar yapmak mümkün. İşte aslında filmin önemi de tam burada yatıyor. Yönetmen, kökleri belgeselciliğe dayanan tanık olma, görme durumları için filmi hareketten ziyade zaman üzerine kuruyor. Elbette bu, klasik anlamdaki tanımıyla bir zaman değil. Bunun şöyle çok güzel bir örneği var: De Sica’nın 1953 yapımı Terminal Station filmini Amerikan yapımcı David O. Selznick ayrı olarak kurguladığında şu temel yaklaşımı güdüyordu: otobüs gelir, karakter biner ve otobüs gider. Aynı filmin De Sica’nın yaptığı kurgusundaysa: karakter yavaş yavaş yürüyerek gelir, otobüsü bekler bu sırada yanındaki insanlarla belli belirsiz bir ilişkiye girer sonunda otobüs gelir, binip gider. Burada izleyici için yaratılmış bir zaman vardır ve bu, aslında içinde hareketi barındırmasına karşın kesif bir göstermeyi de aşmayı sağlamaktadır.  İşte Mascaro bu zamanı filmin tamamına yaymaya çalışıyor. Üstelik bunu zamanın, minimalist ve spiritüel bir şekildeki tarz teması çerçevesinde, kısıtlı olarak kullanılması durumlarını aşarak yapıyor. Yani Ventos de Agosto’da sürekli bir sabit açılarla var olanı gösterme ya da doğaya dönük bir zaman üzerinden anlam yaratma çabası yok. Filmin önemi, bu anlam yaratma potansiyeline dönük olmasında zaten. Şimdi, film genel itibariyle üç bölümden oluşuyor; hindistan cevizi plantasyonlarında çalışan Shirley ve Jeison ile onların tamamen dışında, rüzgarların sesini kaydetmeye çalışan bir adamın hikayesi. Burada, karakterlerin içinde yaşadıkları coğrafya  ve kültürle olan ilişkileri filmin temel anlatısını oluşturuyor. Bu açıdan filmin “gösterilen” anlamında bir hikayesi yok. Ayrıca zamanı kullanma konusunda tarzsal olanın ötesine geçme çabasının sonucu olarak gerek görsel, gerek işitsel anlamda uygulanan bir “çokluk” durumu var. Uzun sabit açılar görürken hemen ardından inanılmaz dinamik bir kamera hareketine tanık olmamız da tam olarak bunun bir sonucu. Üstelik tüm bu yaklaşımsal deneyselciliğe rağmen filmin enfes görsel ve ses tasarımlarıyla donatılmış olması etkileyiciliğinin gücünü bir an bile olsun kaybetmemesini sağlıyor Tüm bu detaylara girmemin sebebi nihayetinde şuna varmak içindi: Ventos de Agosto belirli bir okumaya varılmasını engellemek ama aynı zamanda saf tanık olmayla, filmi yalnızca deneyim alanına hapsetmemek için büyük bir çaba sarf ediyor. Bu açıdan aslında filmin okumasını yapmak, bütüncül bir okumasının yapılamayacağını ortaya koymak anlamına geliyor. İşte filmin altında yatan…

Yazar Puanı

Puan - 86%

86%

Mascaro bu filmiyle şu an için sinemayı herhangi bir şekilde değiştiremeyecek belki ama yinede geleceğin sinemasının ilk fısıltılarını duymak adına Ventos de Agosto’yu izlememek büyük bir kayıp olur.

Kullanıcı Puanları: İlk sen puanla!
86
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi