MCU’nın en güzel işlerinden biri olan Agents of S.H.I.E.L.D.’i ilk sezonun ortalarında sıkılıp bırakmadıysanız, daha sonra bırakmak için hiçbir nedeniniz kalmamış demektir. Agents of S.H.I.E.L.D., Ajan Phil Coulson ve ekibinin birbirinden heyecanlı maceralarını yaratıp, daha sonra onları vizyon filmlerine bağlaması, sezonluk hikâyelerinin büyüme yöntemi, oyuncu seçimleri, hız kesmeyen ters köşeleri derken MCU’nın yüz aklarından biri olmaya devam ediyor. Her sezonunda yeni bir konu ve yeni bir kötü ile devam eden Agents of S.H.I.E.L.D. 3. sezonda da temposunu düşürmeyerek bünyemizde bağımlılık yaratıyor, “To the plane!” diye haykırma ya da LOLA ile günbatımına doğru yol alma isteği uyandırıyor.

Gelin Agents of S.H.I.E.L.D. 3. sezonu ilk on bölümü çerçevesinde beraberce değerlendirelim.

Agents of S.H.I.E.L.D 3. Sezon Ara Değerlendirmesi

agents-of-shield-fitz-3-sezon-ara-degerlendirme-filmloverss

***Yazının bundan sonrası Agents of S.H.I.E.L.D. 3. Sezon 10. Bölüm’e kadar olan kısma dair keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içerir.***

Bana göre bu sezonun şimdiye kadar ekrana gelen kısmının yıldızı kesinlikle Leo Fitz’i canlandıran Iain De Caestecker oldu. Jemma’yı bulmak için her çırpınışında Fitz’le beraber kahrolmayan var mı? Adam yol arkadaşının kaybını asla kabullenmedi, öldüğünü düşünmedi bile, yas tutmak yerine kendini işine verdi. Önce Jemma’nın nerede olduğunu buldu, başkaları bağlantı kurulmasını bile imkansız sayarken, o tuttu Jemma’yı başka gezegenden aldı getirdi. Yetti mi? Elbette hayır! Jemma Fitz’e orada geçirdiği sürede bir başkasını sevdiğini anlattı. Fitz bu tabii, bir daha Jemma’nın yüzüne bakmamak varken o adamı da geri getirmek için yol aradı. Sonunda gerçekten bir yol bulup, o gezegene indiğinde onun için yine elinden geleni yapacaktı. Yaptı da. Ama adam çoktan ölmüştü ve herkesin peşinde olduğu Inhuman onun bedeninde misafir oluyordu.

Burada biraz Will’den bahsetmemiz gerekiyor. Nikita dizisinde Sean Pierce rolüyle aklımıza kazınan Dillon Casey, Agents of S.H.I.E.L.D.’de Will Daniels karakteriyle karşımıza çıktı. Ben onun daha uzun ömürlü ve kalıcı bir karakter olacağını düşünmüştüm. Ama Grant Ward’ı daha doğrusu Brett Dalton’ı dizide tutmak için Dillon Casey’e kıydılar. Will karakteri, Hydra’nın Inhuman bir tanrıyı bulmak istediği için yıllar önce yalanlarla manipüle ettiği NASA projesinin bir parçası. Arkadaşlarıyla bu gezegene gelmesinin üstünden yıllar geçmiş. Tüm arkadaşları ölmüş ama Will bir şekilde hayatta kalmış. Jemma ile karşılaştığında geri dönme konusunda umuda kavuşan Will, sonunda Jemma’yı yaratıktan kurtarmaya çalışırken ölmüş ve yaratık Will’in vücudunu ele geçirerek onun görünümüne bürünmüş. Bu noktada, bu Inhuman karakterini tanıyan bilen varsa bizleri de aydınlatmasını rica ediyorum. Şimdi de Ward’un vücuduna konuk olan bu Inhuman hikayesinin altından ne çıkacağını çok merak ediyorum.

Gelelim bu hikayenin üçüncü ayağına, yani Jemma Simmons’a. Hiçliğin ortasında umudu bulduğu adamı mı yoksa onun için başka bir evrene gözünü kırpmadan atlayan adamı mı seçecekti? İlk etapta zor bir seçim gibi dursa da cevap kesinlikle Fitz! Soru ne olursa olsun cevap Fitz! Jemma bu sezon tüm dizilerdeki karakterler arasında beni en büyük hayal kırıklığına uğratan oldu. Sezonlardır deyim yerindeyse Fitz’i parmağında oynatan Jemma, geçen sezonun sonunda rotasını tam Fitz’e yönlendirmişti ki bu kez de başına gelenleri hepimiz biliyoruz. Belki de Fitz’in ifade ettiği gibi lanetlenmişlerdir! Bu sezon, o gezegende kaldığı sürede, Fitz kafayı yercesine çalışıp canını defalarca tehlikeye atarken, Jemma bulduğu yeni yol arkadaşıyla şarap içip, yosun ve köklerden yemek yapıyordu. Binbir çabayla Jemma geri döndüğünde defalarca Fitz’i harcadı, azarladı. Diğer dizilerde genelde cennetten ya da mutlu olduğu başka bir yerden getirilen insanlar bu tepkileri veriyordu. Jemma nereden geliyordu? Neden bu kadar kırgın ve kızgındı? Teori kazanları kaynamaya başlamıştı. Jemma ilk kez “I have to go back” (Ne ada mı? Kate mi? Bana her yol Lost sanırım!) dediğinde kesinlikle böyle bir şey beklemiyordum. Ne teoriler dönüyordu. Olay gidip yine aşka bağlandı!

Fitz her şeye rağmen Jemma’yı seviyor ve mutlu olması için elinden geleni yapıyorken, Jemma hemen ondan umudu kesiyor ve ona güvenmemeye başlıyor. Jemma’nın Fitz’i sevdiğine inanmıyorum ben, onu haketmiyor da zaten. Will’i gördüğü gibi Fitz’den bahsederken “En yakın arkadaşım” diyip arkadaşlık fanusuna aldı. Geçen sezonlarda Tripp için benzerini yapmıştı, bu sezon yerini ıssız bir gezegende Adem ile Havva olduğu, yakışıklı, atletik ve kahraman Will aldı. Coulson ile gezegenden güç bela dönen Fitz’i merak etmek yerine, onların yanına gitmeden kabinde Will’i araması ve bulamayınca Fitz’e sarılması da üzücüydü. Fitz’in Jemma hikayesinde duyduğu acı kalbimizi kanırttı, ruhumuzu parçaladı, içimizi dağladı. O yüzden artık Fitz’i başka biriyle yazmalılar. The Flash’ta Barry nasıl Patty Spivot’u bulduysa, Fitz de artık kendisine değer verecek birini bulmalı. Jemma hikayesi kapanmalı.

agents-of-shield-3-sezon.-ara-degerlendirme-filmloverss

Biraz da diğer karakterlere dönelim. Skye, artık Inhumanlığını kabul ederek Daisy Johnson oldu. Secret Warriors’a savaşçı toplar, hatta onları yönetir hale geldi. Skye’ın karakter gelişimini çok olumlu buluyorum. Giderek olgunlaşıyor ve güçleniyor. Sadece bir kenarda gelişen Skye – Lincoln aşkı beni pek ilgilendirmiyor. Belki de romans konusundaki tüm ışığı Fitz çaldığı içindir.

Lincoln, Lash’i deşifre etti falan ama yine de bu diziye yakışıklı kontenjanını kurtarmak için girdiğini düşünüyorum. Şimdi bir elektrik alma esprisi yapsam çok mu kötü olur?

Bobby’i, sezonun ilk yarısında biraz daha geri planda gördük, kendisini ne kadar özlediğimizi anladık. Adrianne Palicki’yi kenarda tutup, özellikle dövüş sahnelerinde arz-ı endam ettirmemek büyük günah bence.

S.H.I.E.L.D. tipi biri olmayan Hunter, kendi başına yeterince komikken bir de ona İngilizce altyazı yapmış olmaları beni çok eğlendirdi. Hunter tam bir holigan olduğu için yedek klübesindeki hali hiç çekilmiyor, onu hep sahalarda görmek istiyoruz. Yalnız bir dipnot, Hunter’ın normal konuşmalarında da altyazı ekleseler fena olmaz hani. Kendisini takip edemiyoruz!

Mack, geçen sezondan bu sezona değişiklik gösteren bir karakter oldu. Inhumanlar’a karşı önyargısı azaldı, Daisy ile omuz omuza çalışmaya başladı. Son olarak Coulson’ın yerine çok başarılı bir Direktör oldu. Bu başarılı Direktörlük süreci, uzun vadede sorun çıkarabilir gibi geldi bana ama bekleyip göreceğiz.

Melinda May’e ne yazarlarsa yazsınlar olmuyor, olmuyor. Bobby ile ekip olup Ward’un peşine düştükleri aksiyon sahnelerine bayıldım, Ming-Na Wen şahane dövüşüyor, ama Melinda’yı olması gerekenden daha soğuk oynuyor hatta oynayamıyor. Karakterin duygusal bir derinliği, bir etkileşimi yok. Bahreyn hikayesi öncesinde de böyleydi. Andrew’in gizemi çözüldüğünde, Lash olduğunu anladığımızda hatta yüzleşmek zorunda kaldıkları anlarda bile hiç bir şey hissedemedik.

Bu sezon, hikayenin duygusal kısmını tamamıyla Leo Fitz üstlenmiş durumda. Her sahnede kasıp kavuruyor, her yerinden duygu fışkırıyor. Ardından bu sezon biraz geri planda kalmış olmasına rağmen Phil Coulson geliyor. Coulson Rosalind’i kaybettiğinde hepimiz kaybetmiş sayılıyoruz!

Agents of S.H.I.E.L.D. 3. Sezon: Her Bir Daisy Johnson İçin Bir Lash Var Oluyor

Her türün bir iyisine karşın, aynı şiddette bir kötüsü doğuyor. Hydra mı değil mi konusunda şaşırtmacalar yaptıran ve tam kendisini sevmek üzereyken ölen Dragon Lady’miz Rosalind Price’ın sarf ettiği en doğru sözler bunlardı bence. Daisy ne kadar iyi olursa olsun, her daim onun tam zıttı bir Inhuman daha var olacak. Lash olarak Andrew Gardner şahane seçim olmuş. Çatır çatır oynuyor, son bölümde Jemma’yı manipüle etmesine de bayıldım. Bence onu daha çok görmeliyiz. Belki bu yeni ve gelişmiş Ward’a göre bir rakip olacağı için ekibe alabilirler. Lash’i biraz daha kontrol altına alıp, ekibe katılmasını istiyorum. Ama güçlerini nasıl sınırlandırabilir veya Lash’i kontrol altında nasıl tutabilir bilmiyorum. Lincoln onu tahrik etmeye devam etmezse kimsenin zarar göreceğini düşünmüyorum.

Lash’in potansiyel yeni hedefi olacağını tahmin ettiğim Ward karakterinin işi, çok önce bitmeliydi. Ward, Jemma’ya işkence yapacak, Fitz’i hırpalayacak, dizinin büyük kötüsü olacak bir av makinesi haline nasıl geldi hala anlamıyorum. Sırf Coulson ile kişisel hesabı olduğu için Rosalind’i öldürdüğünde bu karakteri nasıl batırdıklarını düşündüm. Büyük yüzleşmelerden ve kavgalardan sonra Phil, Ward’u kelimenin tam anlamıyla “elleriyle” öldürdüğünde rahat bir nefes almışken, son sahnede Inhuman’ın beden olarak onu seçtiğini gördük. Dünya bir kez daha başımıza yıkıldı. Biz bu Ward’dan kurtulamayacak mıyız?

Onun dışında bu sezonda Hydra’nın, Terrigen’in, Advanced Threat Containment Unit’in, Inhumanların, Jemma’nın gittiği gezegenin, Lash’in ve Will’in tüm kökenlerini birleştirdiler, hiçbir nokta açıkta kalmadı. Bu da dizinin hanesine bir artı puan olarak yazılmalı.

Her sinirlenenin çılgın gibi elindeki telefonu kırdığı dizi Agents of S.H.I.E.L.D. yeni bölümüyle 8 Mart 2016’da ekranlara dönecek. Bu aradaki dönemde yepyeni 8 bölümüyle en sevdiğimiz kadın kahraman Peggy Carter’ın maceraları ekranlara gelecek. Aman diyelim, kadın kahraman düşmanlarının diziyi “hiçbir şeye benzetememeleri”ne ya da “çocuk dizisi” olarak görmelerine karşı hazırlıklı olun!


Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi