Kim Ki-duk’un yeni filmi , 6 Ocak itibariyle vizona giriyor. Film, Kuzey Kore’de yaşayan bir balıkçının teknesinin motorunun bozulmasıyla Güney Kore’ye geçmek zorunda kaldıktan sonra yaşadıklarına odaklanıyor.  Yönetmen bu filmiyle, Kuzey’den Güney’e açılan balıkçı gibi bireysel konulardan politik konulara yelken açıyor.

Kim Ki-duk Sineması

2000’lerin özellikle ilk yarısında Güney Kore sineması büyük bir çıkış yakalamıştı. Çok sarsıcı filmler çeken yönetmenler bir bir karşımıza çıkar olmuşlardı. Özellikle şiddetle kurdukları ilişki tarzı çok yeni ve alışılmadıktı. Şiddeti Hollywood filmlerinden alışkın olduğumuz gibi uygulayan üzerinden değil, şiddete maruz kalan üzerinden gösteren Güney Koreliler, izleyiciler üzerinde sarsıcı etkiler bırakıyordu. Bu zaman aralığında Kim Ki-duk ismi hayatımıza yayılmaya başladı. Hem isminin de öyle öteki Koreliler gibi ezberlenmesi zor olmamasının da etkisiyle; tanınan, takip edilen bir yönetmene dönüştü. Kim Ki-duk, şiddetle beraber aşkın da, tutkunun da sinemasını çekiyordu. Doğunun mistik sularında yüzüyor, tüketimle uyuşmuş zihinlere farklı aşk biçimleri gösteriyordu.

Sahici, çektikleri gibi yaşayan kırılgan bir isim Kim ki duk. İlerleyen yıllarda varoluş problemleri içinde sinemayla kurduğu ilişki şekil değiştirdi. Ne var ki son yıllardaki çalışmalarıyla eski günlerine yelken açmışa benziyor.

Ağ: Denizler Sınır Tanır mı?

Güney Kore sinemasında sıklıkla kullanılan bir temaya; bölünmüşlüğün, Kore’nin insanlarının iki ayrı devlet halinde yaşamak zorunda kalmış olmalarının bireyler üzerindeki etkilerine odaklanan bir yapım. Daha önce bu konuda Chan-wook Park’ın çektiği  J.S.A.: Joint Security Area (2000) etkileyici bir çalışmaydı.

Soğuk Savaş’ın Korelilere armağanı olan Güney ve Kuzey ayrımı, arkasında milyonlarca yitirilmiş can ve ayrılmış birey bırakmış halde varlığını koruyor. Kim Ki-duk, daha önce işlemediği bu konuyu kendisinden bekleneceği üzere insan odaklı bir yaklaşımla, taraf olma derdinden çok uzak bir sinema diliyle filme yansıtmış.  Devletlerin, ideolojilerin bireyleri nasıl dönüştürdüğünü, nasıl esir aldığını göstermeye çalışmış.  Ağ, eski Kim Ki-duk filmlerini hatırlatan bir çalışma. İyi ya da kötünün değil insanın varoluşunu resmediyor. Güney’in boyalı sokaklarının, tüketiminin, pahalı markalarının insanın mutluluğuna hizmet etmediğini, Kuzey’in eşitlik ideasının da gerçeklerden uzak kaldığını es geçmiyor. Bir çözüm göstermiyor Kim Ki-duk. Bir çözüm sunmak yerine sorular sorduğunu kendi de sinemasının köşelerini çizerken ifade eder:

Filmlerime; özgün, gerçeküstü imgeler taşıyan ve şiirsel güzellikte olduğuna yönelik yorumlar yapıldı. Filmlerimi ben de genel olarak yarı-soyut olarak tanımlıyorum. Çünkü dışarıdaki gerçek dünyaya duyguları ve düşüncelerimi eklemek istiyorum. Filmlerimde karanlık ile aydınlığı, üzüntü ile sevinci birbirine bağlarım. Çünkü bu zıtlıkların birbirinden bağımsız olduğunu sanmıyorum. Hayat felsefem de bu yöndedir.

Birbirinden farklı filmler çektim Filmlerimde bazı insanlar kötü ve olumsuz özellikleriyle yer alırlar. Bu insanlar toplumdan dışlanmış, uzaklaştırılmış olanlardır. Bazı filmlerimde ise duygusal insani dramalar ve aşk hikâyelerine odaklandım. Genel olarak bütün filmlerimde aynı soruların cevabını arıyorum:  Hayat nedir? İnsanlık nedir? Bu soruların cevabı bende değil ben sadece kendime ve seyircilere sorular yöneltiyorum.” (Dünya Yönetmenlerinden Sinema Dersleri)

Yönetmen ’da kurtuluş reçetesi sunmasa da çözümün kahramanlar aratmakta değil, bireye inmekte yattığını hissettirir. Yanlışlıkla Güney’e geçen balıkçının Güney Kore’nin ışıltılı dünyası içinde kalması için her yol denenir. Buna karşın balıkçının tek istediği yerde yemek yediği, tek odada uyuduğu kızı ve karısıyla yokluğu paylaştığı dünyasına dönmektir. Kuzey Kore’ye güç bela döndüğündeyse onu başka bir kahramanlık miti bekliyordur. Oysa o sadece bir balıkçıdır. Ne var ki artık balıkçılık da onun için zor görünüyordur.

ile Kim Ki-duk sorular sormaya, bireyin yalnızlığını, devletler karşısındaki yokluğu resmetmeye devam ediyor. Bu kez farklı bir yol izleyip ülkesinin bölünmüş, parçalanmış yapısının izinden giderek yapıyor bunu.  , eski Kim Ki-duk’u özleyenlere iyi gelecek, insanı varlığı üstüne düşünmeye sevk eden bir yapım.

Kim Ki-duk’un yeni filmi Ağ, 6 Ocak itibariyle vizona giriyor. Film, Kuzey Kore’de yaşayan bir balıkçının teknesinin motorunun bozulmasıyla Güney Kore’ye geçmek zorunda kaldıktan sonra yaşadıklarına odaklanıyor.  Yönetmen bu filmiyle, Kuzey’den Güney’e açılan balıkçı gibi bireysel konulardan politik konulara yelken açıyor. Kim Ki-duk Sineması 2000’lerin özellikle ilk yarısında Güney Kore sineması büyük bir çıkış yakalamıştı. Çok sarsıcı filmler çeken yönetmenler bir bir karşımıza çıkar olmuşlardı. Özellikle şiddetle kurdukları ilişki tarzı çok yeni ve alışılmadıktı. Şiddeti Hollywood filmlerinden alışkın olduğumuz gibi uygulayan üzerinden değil, şiddete maruz kalan üzerinden gösteren Güney Koreliler, izleyiciler üzerinde sarsıcı etkiler bırakıyordu. Bu zaman aralığında Kim Ki-duk ismi hayatımıza yayılmaya başladı. Hem isminin de öyle öteki Koreliler gibi ezberlenmesi zor olmamasının da etkisiyle; tanınan, takip edilen bir yönetmene dönüştü. Kim Ki-duk, şiddetle beraber aşkın da, tutkunun da sinemasını çekiyordu. Doğunun mistik sularında yüzüyor, tüketimle uyuşmuş zihinlere farklı aşk biçimleri gösteriyordu. Sahici, çektikleri gibi yaşayan kırılgan bir isim Kim ki duk. İlerleyen yıllarda varoluş problemleri içinde sinemayla kurduğu ilişki şekil değiştirdi. Ne var ki son yıllardaki çalışmalarıyla eski günlerine yelken açmışa benziyor. Ağ: Denizler Sınır Tanır mı? Ağ Güney Kore sinemasında sıklıkla kullanılan bir temaya; bölünmüşlüğün, Kore’nin insanlarının iki ayrı devlet halinde yaşamak zorunda kalmış olmalarının bireyler üzerindeki etkilerine odaklanan bir yapım. Daha önce bu konuda Chan-wook Park’ın çektiği  J.S.A.: Joint Security Area (2000) etkileyici bir çalışmaydı. Soğuk Savaş’ın Korelilere armağanı olan Güney ve Kuzey ayrımı, arkasında milyonlarca yitirilmiş can ve ayrılmış birey bırakmış halde varlığını koruyor. Kim Ki-duk, daha önce işlemediği bu konuyu kendisinden bekleneceği üzere insan odaklı bir yaklaşımla, taraf olma derdinden çok uzak bir sinema diliyle filme yansıtmış.  Devletlerin, ideolojilerin bireyleri nasıl dönüştürdüğünü, nasıl esir aldığını göstermeye çalışmış.  Ağ, eski Kim Ki-duk filmlerini hatırlatan bir çalışma. İyi ya da kötünün değil insanın varoluşunu resmediyor. Güney’in boyalı sokaklarının, tüketiminin, pahalı markalarının insanın mutluluğuna hizmet etmediğini, Kuzey’in eşitlik ideasının da gerçeklerden uzak kaldığını es geçmiyor. Bir çözüm göstermiyor Kim Ki-duk. Bir çözüm sunmak yerine sorular sorduğunu kendi de sinemasının köşelerini çizerken ifade eder: “Filmlerime; özgün, gerçeküstü imgeler taşıyan ve şiirsel güzellikte olduğuna yönelik yorumlar yapıldı. Filmlerimi ben de genel olarak yarı-soyut olarak tanımlıyorum. Çünkü dışarıdaki gerçek dünyaya duyguları ve düşüncelerimi eklemek istiyorum. Filmlerimde karanlık ile aydınlığı, üzüntü ile sevinci birbirine bağlarım. Çünkü bu zıtlıkların birbirinden bağımsız olduğunu sanmıyorum. Hayat felsefem de bu yöndedir. Birbirinden farklı filmler çektim Filmlerimde bazı insanlar kötü ve olumsuz özellikleriyle yer alırlar. Bu insanlar toplumdan dışlanmış, uzaklaştırılmış olanlardır. Bazı filmlerimde ise duygusal insani dramalar ve aşk hikâyelerine odaklandım. Genel olarak bütün filmlerimde aynı soruların cevabını arıyorum:  Hayat nedir? İnsanlık nedir? Bu soruların cevabı bende değil ben sadece kendime ve seyircilere sorular yöneltiyorum.” (Dünya Yönetmenlerinden Sinema Dersleri) Yönetmen Ağ’da kurtuluş reçetesi sunmasa da çözümün kahramanlar aratmakta değil, bireye inmekte yattığını hissettirir. Yanlışlıkla Güney’e geçen balıkçının Güney Kore’nin ışıltılı dünyası içinde kalması için her yol denenir. Buna karşın balıkçının tek istediği yerde yemek yediği, tek odada uyuduğu kızı ve karısıyla yokluğu paylaştığı dünyasına dönmektir. Kuzey Kore’ye güç bela döndüğündeyse onu başka bir kahramanlık miti bekliyordur. Oysa o sadece bir balıkçıdır. Ne var ki artık balıkçılık…

Yazar Puanı

puan - 70%

70%

Ağ ile Kim Ki-duk sorular sormaya, bireyin yalnızlığını, devletler karşısındaki yokluğu resmetmeye devam ediyor. Bu kez farklı bir yol izleyip ülkesinin bölünmüş, parçalanmış yapısının izinden giderek yapıyor bunu. Ağ, eski Kim Ki-duk’u özleyenlere iyi gelecek, insanı varlığı üstüne düşünmeye sevk eden bir yapım

Kullanıcı Puanları: 4.75 ( 1 votes)
70
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi