Aç Kalpler – Hungry Hearts filminde; Girls dizisinin yıldızı, donuk ve farklı tavırlara sahip Adam karakteriyle geniş kitlelere hitap etmeyi başaran Adam Driver’ı, bu kez ilişki kuramayan erkek tavırlarının aksine evlenen ve bir çocuk sahibi olan Jude karakteri olarak izliyoruz. Filmekimi’nde Mucizeler filmiyle izlediğimiz Alba Rohrwacher ise New York’ta yaşayan bir İtalyan olan Mina karakterini canlandırıyor. Filmin yönetmenliğini üstlenen Saverio Costanzo, Marco Franzoso’nun kitabı The Indigo Child’a dayanan filmini İtalya yerine Amerika’da çekmeyi tercih etmiş.

Klasik anlatı yapısına göre çekilen bir filmde açılış imgesi genellikle geniş plan şeklinde verilir. Bu tercih, izleyiciye nerede olduğuna dair bir bilgi vermekle beraber filmin geçeceği yeri ve özelliklerini tanımlamaya yarar. Havadan çekilen geniş planlar, boş bir yolda son sürat giden arabalar yerine Aç Kalpler’in açılış sekansı,  filmin genel anlatı yapısından farklı görünse de izleyiciyi ilk dakikadan yakayalayabilen ilginç ögelere sahip. Çünkü filmin açılışında Saverio Costanzo izleyicisini bir Uzakdoğu restoranının tuvaletine hapseder. Tuvalette kilitli kalan ve kokudan adeta bayılmak üzere olan Jude ve Mina birbirlerini bu zorlu şartlar altında tanırlar. İzleyici başarılı bir geçişle birbirini tanımayan bu iki insanın aynı yatakta birbirini tanıyışına şahit olur. Ancak filmin asıl konusu; ne bu yeni tanışan çiftin romantik aşk öyküsü, ne de evlenme hikayeleridir. Filmin konusu vegan bir annenin çocuğuna yaptığı “işkence”dir. Belirtmeliyim ki işkence tanımlaması tarafımdan yapılmış bir tanımlama olmadığı gibi yönetmenin de bizzat yaptığı bir tanımlama değil. Filmin; konusuna mesafeli duruşuna rağmen izleyicisine hissettireceği duygu ve sorduracağı soru, annenin çocuğuna bu işkenceyi niye yaptığı ve annenin neden bu kadar saplantılı olduğudur. Bu oldukça derin ve tartışmaya açık bir konu. Bu yüzden öncelikle bazı noktaların altını çizebilmek adına filmden destekleyici örnekleri vermem gerekiyor.

Aç Kalpler çocuğu doğana kadar Mina karakterinin veganlığına ve ilaç kullanmamasına dair herhangi bir değerlendirmede bulunmaz, izleyiciye Mina’da bir tuhaflık olduğu sezdirilmez. Nitekim veganlık, bir tuhaflık değildir. Bu noktada filmin karşıt bir tutum takındığını söylemek doğru olmaz ancak, çocuğunu doğurduktan sonra inandığı doğruların izinde çocuğunu yetiştirmek isteyen bir kadının doğruları, hakim sistemin yetiştirdiği bir doktor tarafından yerle bir edilebilir. Jude’a çocuğunun gelişmediğini söyleyen doktor, bu durumu bebeğin et ve  diğer hayvansal ürünlerden uzak kalışıyla ilişkilendirir. Bunun üzerine Jude bebeğine hayvansal ürünler yedirmeye başlar, bunu kabullenmiş görünen Mina ise aslında gizliden gizliye bebeğine içirdiği bir yağ ile onu her öğünden sonra kusturmakta, onu yediği hayvansal gıdalardan arındırmaktadır. Bu noktadan itibaren Mina filmde saplantılı bir karakter olarak tanımlanmaya başlar ve izleyici genel olarak filmlerde çocuğunu her şeyden çok seven anneyle özdeşim kurarken bu kez anneye cephe alır ve babanın çocuğunu annesinden kaçırıp doktora götürmesini ve et yedirmesini ister.

İşin doğrusu, çocuğu büyüyüp kendi doğrusunu ve yanlışını ayırt edebilene kadar etle beslemek ve sonrasında kararı kendisine bırakmak mıdır? Eğer öyleyse; bunu yapmayı reddeden bir annenin çocuğunu yetiştirme tarzına, çocuğun alıkonulmasına kadar müdahale etmek ne kadar etiktir? Kaldı ki hayvanların onlarca işkenceden geçirildiği ve insanların keyfine sunulduğu bir düzende tabii ki çocuğun doğru yetiştirilmesi de, bu düzeni devam ettirebilecek bir birey olmasının sağlanmasıyla gerçekleşebilecektir.

Aç Kalpler filminin annenin çocuğunu vegan beslemesi konusuna yaklaşımına ne kötü ne de iyi demek doğru olur. Çekimlerle de desteklediği vurgulara örnek vermek gerekirse; Mina’nın çocuğunu kusturması gibi durumlardan sonra balık gözüne yakın bir geniş açı lens kullanılmasıyla, karakterlerin uzuvlarını farklı göstererek adeta “insanlıktan çıkmış oldukları” mesajı verilmektedir. Bunun gibi ayrıntılar filmin içinde bolca mevcut ancak filmin göstere göstere sergilediği bir vegan karşıtlığının olduğunu da söylemek mümkün değil. Aksine bunu destekleyen ögeler de mevcut. Nitekim bebeğini kucağına almış ve kaçmaya çalışan bir kadın görüntüsünü her kapıdan karşısına çıkmalarıyla hapseden Jude ve annesi, adeta hakim düzeni temsil eder gibidir. Esas soru, her zaman olduğu ve olacağı gibi bu farklı kadın toplumdan elenip elenmeyeceğidir.

Aç Kalpler; git gide solan renkleriyle, garip ve güzel bir dairenin içinde garip ve güzel bir aile olmaya çalışan karakterleriyle ve bu garip güzelliğe tahammül edemeyen hakim düzen vurgusuyla sorgulanarak izlenmeyi hak eden bir film olarak değerlendirilebilir.

Aç Kalpler - Hungry Hearts filminde; Girls dizisinin yıldızı, donuk ve farklı tavırlara sahip Adam karakteriyle geniş kitlelere hitap etmeyi başaran Adam Driver’ı, bu kez ilişki kuramayan erkek tavırlarının aksine evlenen ve bir çocuk sahibi olan Jude karakteri olarak izliyoruz. Filmekimi'nde Mucizeler filmiyle izlediğimiz Alba Rohrwacher ise New York’ta yaşayan bir İtalyan olan Mina karakterini canlandırıyor. Filmin yönetmenliğini üstlenen Saverio Costanzo, Marco Franzoso’nun kitabı The Indigo Child’a dayanan filmini İtalya yerine Amerika’da çekmeyi tercih etmiş. Klasik anlatı yapısına göre çekilen bir filmde açılış imgesi genellikle geniş plan şeklinde verilir. Bu tercih, izleyiciye nerede olduğuna dair bir bilgi vermekle beraber filmin geçeceği yeri ve özelliklerini tanımlamaya yarar. Havadan çekilen geniş planlar, boş bir yolda son sürat giden arabalar yerine Aç Kalpler’in açılış sekansı,  filmin genel anlatı yapısından farklı görünse de izleyiciyi ilk dakikadan yakayalayabilen ilginç ögelere sahip. Çünkü filmin açılışında Saverio Costanzo izleyicisini bir Uzakdoğu restoranının tuvaletine hapseder. Tuvalette kilitli kalan ve kokudan adeta bayılmak üzere olan Jude ve Mina birbirlerini bu zorlu şartlar altında tanırlar. İzleyici başarılı bir geçişle birbirini tanımayan bu iki insanın aynı yatakta birbirini tanıyışına şahit olur. Ancak filmin asıl konusu; ne bu yeni tanışan çiftin romantik aşk öyküsü, ne de evlenme hikayeleridir. Filmin konusu vegan bir annenin çocuğuna yaptığı “işkence”dir. Belirtmeliyim ki işkence tanımlaması tarafımdan yapılmış bir tanımlama olmadığı gibi yönetmenin de bizzat yaptığı bir tanımlama değil. Filmin; konusuna mesafeli duruşuna rağmen izleyicisine hissettireceği duygu ve sorduracağı soru, annenin çocuğuna bu işkenceyi niye yaptığı ve annenin neden bu kadar saplantılı olduğudur. Bu oldukça derin ve tartışmaya açık bir konu. Bu yüzden öncelikle bazı noktaların altını çizebilmek adına filmden destekleyici örnekleri vermem gerekiyor. Aç Kalpler çocuğu doğana kadar Mina karakterinin veganlığına ve ilaç kullanmamasına dair herhangi bir değerlendirmede bulunmaz, izleyiciye Mina'da bir tuhaflık olduğu sezdirilmez. Nitekim veganlık, bir tuhaflık değildir. Bu noktada filmin karşıt bir tutum takındığını söylemek doğru olmaz ancak, çocuğunu doğurduktan sonra inandığı doğruların izinde çocuğunu yetiştirmek isteyen bir kadının doğruları, hakim sistemin yetiştirdiği bir doktor tarafından yerle bir edilebilir. Jude’a çocuğunun gelişmediğini söyleyen doktor, bu durumu bebeğin et ve  diğer hayvansal ürünlerden uzak kalışıyla ilişkilendirir. Bunun üzerine Jude bebeğine hayvansal ürünler yedirmeye başlar, bunu kabullenmiş görünen Mina ise aslında gizliden gizliye bebeğine içirdiği bir yağ ile onu her öğünden sonra kusturmakta, onu yediği hayvansal gıdalardan arındırmaktadır. Bu noktadan itibaren Mina filmde saplantılı bir karakter olarak tanımlanmaya başlar ve izleyici genel olarak filmlerde çocuğunu her şeyden çok seven anneyle özdeşim kurarken bu kez anneye cephe alır ve babanın çocuğunu annesinden kaçırıp doktora götürmesini ve et yedirmesini ister. İşin doğrusu, çocuğu büyüyüp kendi doğrusunu ve yanlışını ayırt edebilene kadar etle beslemek ve sonrasında kararı kendisine bırakmak mıdır? Eğer öyleyse; bunu yapmayı reddeden bir annenin çocuğunu yetiştirme tarzına, çocuğun alıkonulmasına kadar müdahale etmek ne kadar etiktir? Kaldı ki hayvanların onlarca işkenceden geçirildiği ve insanların keyfine sunulduğu bir düzende tabii ki çocuğun doğru yetiştirilmesi de, bu düzeni devam ettirebilecek bir birey olmasının sağlanmasıyla gerçekleşebilecektir. Aç Kalpler filminin annenin çocuğunu vegan beslemesi konusuna yaklaşımına ne kötü ne de iyi demek doğru olur. Çekimlerle de desteklediği vurgulara örnek vermek gerekirse; Mina’nın çocuğunu…

Yazar Puanı

Puan - 65%

65%

Aç Kalpler; git gide solan renkleriyle, garip ve güzel bir dairenin içinde garip ve güzel bir aile olmaya çalışan karakterleriyle ve bu garip güzelliğe tahammül edemeyen hakim düzen vurgusuyla sorgulanarak izlenmeyi hak eden bir film olarak değerlendirilebilir.

Kullanıcı Puanları: 2.45 ( 1 votes)
65
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi