Şili’nin yükselen yönetmenlerinden Sebastián Lelio’nun Gloria (2015)’dan sonra bu kez yine Berlin Film Festivali’nden ödüllerle dönerek yıla damgasını vuran draması A Fantastic Woman – Muhteşem Kadın, trans bir kadının trajik bir kayıptan sonra topluma ve otoriteye karşı verdiği mücadeleyi anlatıyor. Daniela Vega’nın performansıyla değerlenen Muhteşem Kadın, toplumun önyargılarını resmederken tabuları yıkmayı amaçlıyor. Yumuşak bir açılış yapan Muhteşem Kadın, filmin iki başrol oyuncusu Orlando (Francisco Reyes) ile Marina’nın (Daniela Vega) romantik akşam yemeği ile başlıyor. Orlando ile Marina arasında tutkuyu hissettiren bu açılışın ardından Orlando’nun trajik ölümü, Marina’yı onu hedef alan, hor gören ve suçlayan insanlarla karşı karşıya getiriyor; yalnızlığı ve üzüntüsü ile başbaşa bırakıyor. Orlando’nun ölümü Marina için önemli bir dönüm noktası oluşturuyor elbette ama vakit kaybetmeden cinsel kimliği yüzünden sorgulanmaya başlıyor. Bu suçlama ve hor görme halinin yavaş yavaş dozu yükseliyor. Önce devriye sonra da ahlak polisi tarafından sorgulanması, Orlando’nun eski eşinin hakaretlerine uğraması ve Orlando’nun oğlunun tacizine maruz kalması sırayla gerçekleşiyor. Orlando’nun ailesi onun yas tutmasına izin vermek şöyle dursun, böyle bir hakkı dahi olmadığını vurguluyor sıklıkla. Ancak film bu sahnelerin sayısı arttıkça, bir tiyatroymuş izlenimi yaratmaya başlıyor. Muhteşem Kadın: Başkalarının Taleplerine Göre Yaşayamazsın Yönetmen Lelio, Marina’nın güçlü kişiliğine ve karakterinin sağlam duvarlarına vurgu yaparken, kendine sakladığı kırılganlığının da açığa çıkmasına izin vermiyor. Ama Marina’nın içine attığı, yaşayamadığı üzüntüsü zamanla yıpranmasına neden oluyor. Klişe tabirle Marina’nın içinde kopan fırtınaları düş sahneleriyle resmeden Lelio, bu sahneleri birer farkındalık aşaması olarak kullanıp devamında daha güçlü bir Marina ile karşımıza çıkıyor. Bu noktalarda sinema dilini biraz değiştirse de, filmin sürükleyici yapısını bozmuyor; filmin gerçekçiliğinin düş sahneleri ile melez bir anlatıma dönmesine izin vermiyor. Gloria’da yakaladığı gerçekçi anlatımın gücüne yetişemese de, Muhteşem Kadın’a ihtiyacı olan karakteristiği sağlayabiliyor. Marina için müziğin ne denli önemli olduğunu da sık sık görmek mümkün oluyor. Orlando ile yemeğe çıktıkları gece sahne alan Marina, zorlu yüzleşmelerden önce sürekli bir melodi mırıldanıyor ve özgürlüğünü, benliğini yine müzikle taçlandırıyor. Müzik onu tamamlayan unsurlardan biri olarak göze çarpıyor. Sebastián Lelio, bütün insanlara ve önyargılarına göğüs geren bir “muhteşem kadın” yaratmak için pek çok olanak yaratmaya çalışmış. Bunların en yerinde olanı ise, Marina’yı elinde ayna ile yatağında uzandığı sahnede feminist fotoğrafçılığın en bilinen karelerinden birine verdiği referans. Oldukça politik olan bu sahne ile, Marina’nın kabul görmeyen kadın kimliğinin yok oluşuna dair bir çıkarım yapılabilir. Öte yandan Lelio bizi, Marina’nın cinsel kimliğinden öte, onun yüzüne bakmaya zorlayarak kendisini anlamamızı sağlamaya çalışıyor. Lelio’nun bu referansı Marina’nın kendi yüzünü ve ötekileştirilen bedenini alıp, diğerlerinin onu nasıl gördüklerini görmeye zorlamasıyla vurucu bir kullanıma dönüşüyor. Sebastián Lelio, Almadovar sinemasında sıkça karşılaştığımız, hatta temellerini oluşturan elementleri kendi dinamik anlayışıyla yorumlamak istiyor. Muhteşem Kadın, Gloria’nın görkemine ve vadettiklerine yaklaşabiliyor ama yönetmen için ilerleme kaydedebildiğini söylemek zor. Ama kesin olarak söylenebilir ki, Lelio oldukça iyi bir anlatıcı ve karakterlerine hayat vermeyi çok iyi başarıyor. Muhteşem Kadın, onun yapabileceklerinin bir teminatı olarak filmografisinde yerini alıyor.

Yazar Puanı

Puan - 70%

70%

70

Muhteşem Kadın, Gloria’nın görkemine ve vadettiklerine yaklaşabiliyor ama yönetmen Sebastián Lelio'nun ilerleme kaydedebildiğini söylemek zor.

Kullanıcı Puanları: İlk sen puanla!
70

Şili’nin yükselen yönetmenlerinden Sebastián Lelio’nun Gloria (2015)’dan sonra bu kez yine Berlin Film Festivali’nden ödüllerle dönerek yıla damgasını vuran draması A Fantastic Woman – Muhteşem Kadın, trans bir kadının trajik bir kayıptan sonra topluma ve otoriteye karşı verdiği mücadeleyi anlatıyor. Daniela Vega’nın performansıyla değerlenen Muhteşem Kadın, toplumun önyargılarını resmederken tabuları yıkmayı amaçlıyor.

Yumuşak bir açılış yapan Muhteşem Kadın, filmin iki başrol oyuncusu Orlando (Francisco Reyes) ile Marina’nın (Daniela Vega) romantik akşam yemeği ile başlıyor. Orlando ile Marina arasında tutkuyu hissettiren bu açılışın ardından Orlando’nun trajik ölümü, Marina’yı onu hedef alan, hor gören ve suçlayan insanlarla karşı karşıya getiriyor; yalnızlığı ve üzüntüsü ile başbaşa bırakıyor.

Orlando’nun ölümü Marina için önemli bir dönüm noktası oluşturuyor elbette ama vakit kaybetmeden cinsel kimliği yüzünden sorgulanmaya başlıyor. Bu suçlama ve hor görme halinin yavaş yavaş dozu yükseliyor. Önce devriye sonra da ahlak polisi tarafından sorgulanması, Orlando’nun eski eşinin hakaretlerine uğraması ve Orlando’nun oğlunun tacizine maruz kalması sırayla gerçekleşiyor. Orlando’nun ailesi onun yas tutmasına izin vermek şöyle dursun, böyle bir hakkı dahi olmadığını vurguluyor sıklıkla. Ancak film bu sahnelerin sayısı arttıkça, bir tiyatroymuş izlenimi yaratmaya başlıyor.

Muhteşem Kadın: Başkalarının Taleplerine Göre Yaşayamazsın

Yönetmen Lelio, Marina’nın güçlü kişiliğine ve karakterinin sağlam duvarlarına vurgu yaparken, kendine sakladığı kırılganlığının da açığa çıkmasına izin vermiyor. Ama Marina’nın içine attığı, yaşayamadığı üzüntüsü zamanla yıpranmasına neden oluyor. Klişe tabirle Marina’nın içinde kopan fırtınaları düş sahneleriyle resmeden Lelio, bu sahneleri birer farkındalık aşaması olarak kullanıp devamında daha güçlü bir Marina ile karşımıza çıkıyor. Bu noktalarda sinema dilini biraz değiştirse de, filmin sürükleyici yapısını bozmuyor; filmin gerçekçiliğinin düş sahneleri ile melez bir anlatıma dönmesine izin vermiyor. Gloria’da yakaladığı gerçekçi anlatımın gücüne yetişemese de, Muhteşem Kadın’a ihtiyacı olan karakteristiği sağlayabiliyor.

Marina için müziğin ne denli önemli olduğunu da sık sık görmek mümkün oluyor. Orlando ile yemeğe çıktıkları gece sahne alan Marina, zorlu yüzleşmelerden önce sürekli bir melodi mırıldanıyor ve özgürlüğünü, benliğini yine müzikle taçlandırıyor. Müzik onu tamamlayan unsurlardan biri olarak göze çarpıyor. Sebastián Lelio, bütün insanlara ve önyargılarına göğüs geren bir “muhteşem kadın” yaratmak için pek çok olanak yaratmaya çalışmış. Bunların en yerinde olanı ise, Marina’yı elinde ayna ile yatağında uzandığı sahnede feminist fotoğrafçılığın en bilinen karelerinden birine verdiği referans. Oldukça politik olan bu sahne ile, Marina’nın kabul görmeyen kadın kimliğinin yok oluşuna dair bir çıkarım yapılabilir. Öte yandan Lelio bizi, Marina’nın cinsel kimliğinden öte, onun yüzüne bakmaya zorlayarak kendisini anlamamızı sağlamaya çalışıyor. Lelio’nun bu referansı Marina’nın kendi yüzünü ve ötekileştirilen bedenini alıp, diğerlerinin onu nasıl gördüklerini görmeye zorlamasıyla vurucu bir kullanıma dönüşüyor.

Sebastián Lelio, Almadovar sinemasında sıkça karşılaştığımız, hatta temellerini oluşturan elementleri kendi dinamik anlayışıyla yorumlamak istiyor. Muhteşem Kadın, Gloria’nın görkemine ve vadettiklerine yaklaşabiliyor ama yönetmen için ilerleme kaydedebildiğini söylemek zor. Ama kesin olarak söylenebilir ki, Lelio oldukça iyi bir anlatıcı ve karakterlerine hayat vermeyi çok iyi başarıyor. Muhteşem Kadın, onun yapabileceklerinin bir teminatı olarak filmografisinde yerini alıyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi