Luc Besson’un Lucy filmi vizyonda. Beynin sadece %10’unu kullanırız mitinden yola çıkan film, bir anda beyninin %100’ünü kullanmaya başlayan Scarlett Johansson’ın değişimini anlatıyor. İlk başta Limitless’ın kadın versiyonu gibi dursa da, bu filmle 90’ların Luc Besson’u geri dönmüş gibi adeta.

21. yüzyıl Luc Besson için ne kadar iyiydi tartışılır. Lucy kesinlikle Besson’un en iyi filmi değil ama Besson’un neden bu kadar etkileyici ve tartışılan bir yönetmen olduğunu hatırlatıyor bize. Luc Besson ismini derin-deniz dalışı sevgisini anlattığı 1988 filmi Le Grand Bleu ile duyduk. Bundan sonra Nikita geldi ve Besson bir aksiyon yönetmeni olarak anılmaya başladı. Başrolünde Anne Parillaud olan film, hapise gitmek yerine eğitilip casus olan bir kadın katili anlatıyor. Besson ismi Leon ile daha da büyüdü ve güçlendi. Natalie Portman’ın ilk oyunculuk denemesiydi bu film ve orta yaşlı bir adama karışık duygular besleyen bu 12 yaşındaki (çırak) suikastçı unutulamayan bir karakter oluverdi. Uzaylı Milla Jovovich ve taksi şoförü Bruce Willis’ın yer aldığı 1997 yapımı bilimkurgu filmi The Fifth Element, Besson’u tepeye taşıyan film oldu. Son yıllarda ise Transporter ve Taken serilerinin senaristliğini ve yapımcılığını yapmakta kendisi.

lucbesson - filmloverss

Lucy 90’ların Besson’u ile Transporter/Taken serilerinin karışımı gibi bir yerde, hem The Fifth Element gibi çaresizlik ve şaşkınlık hislerini anlatıyor seyirciye, hem de hızı ve aksiyonuyla seri filmlerini. Besson başkaları için yazdığı senaryolarda erkek karakterleri öne çıkarıyor ama kendi için olan filmlerde tam tersine güçlü kadın karakterleri seçiyor. The Guardian‘a verdiği röportaja göre, 9 yıl önce Lucy hakkında düşünmeye başladığında, bu filmin yönetmenliğini kendi yapacağını biliyormuş, ama önemli olan ana karakterin kadın olup olması değilmiş onun için. Başka bir yönetmenin filmi ve karakteri tam olarak kavrayamayacağını düşündüğü anda, o filmi çekmesi için başkasına vermiyormuş.

Transporter ve Taken gibi serileri ise başka yönetmenlere vermekten ise çok memnun Luc Besson. Bugüne kadar kendi firması EuropaCorp. için çok karlı yatırımlar olan bu filmlerin aslında tek film olması gerekiyormuş. Taken filmleri hakkında konuşurken, birinci filmi çektikten sonra ikinci bir film için hikayenin nasıl devam edeceğini bile düşünemediğini söyleyen Fransız yönetmen, aynı aileyi tamamen farklı senaryolara koyarak işin içinden çıkıp serinin üçüncü filmini tamamladı. Gişede çok başarılı olan Taken serisi daha çok para kazanmak amacıyla yapılmış olsa da, Besson için para herşey değil. “Ne kadar çok insanın bana Leon’un bir devam filmi olup olmayacağını sorduğuna inanamazsınız” diyor Besson ve ekliyor: “Her gittiğim yerde soruyorlar. Eğer beni motive eden şey para olsaydı, çok uzun zaman önce böyle bir film çekerdim. Ama içinden gelmiyor.” Yönetmen koltuğuna oturduğu filmlerde para ikinci planda kalıyor Besson için.

lucy - filmloverss

Lucy filmine dönecek olursak, Besson bu filmin çekici yanının felsefi olduğunu söylüyor. İlginç olan noktanın insanlığın tanımı olduğunu söylerken, “Bu akşam haberleri izleyin. İnsanlığın geldiği durum… Tam anlamıyla bir karmaşa” diyor. Lucy’nın mesajı da bu karmaşaya. Gücünüz olduğunda yapılabilecek en iyi şey bu gücü paylaşmak diyor ünlü yönetmen. Ona nasıl filmler yapmak için ölüp bittiği sorulduğunda, çocuk saflığına, yetişkinlerin şüpheciliğinden daha çok önem verdiğini ve filmlerinde bunu göstermeyi istediğini söylüyor. Lucy 8 Ağustos’ta vizyona girdi ve sinemalarda gösterimi devam ediyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi