68 Kuşağı, Çiçek Çocuklar, Deniz Gezmiş ve hayatını kaybeden fidanlar, 1977’deki kanlı 1 Mayıs, darbe sonrası olarak yaşanan tarihsel süreçler 90’larda çocuk olanların sadece duyduğu, çoğunun anlam veremediği, bir kısmının üzerinde düşünmediği geçmiş zamanlar olarak kaldı kitaplarda. Sonuçta da apolitik olarak adlandırılan bir neslin oluştuğu söylendi. Son olaylarla apolitik olmadıklarını, politikanın kirliliğinden uzak kalmaya çalıştıklarını ancak değerlerine saygı duyulmadığında değerlerini savunabileceklerini gördük. Üstelik bu savunmayı silah kullanmadan, deniz gözlükleri, mide ilaçları ve mükemmel mizah anlayışlarıyla yaptılar. Üstelik televizyonla büyüyen, bir süre sonra hayatlarına giren bilgisayarın başından kalkmayan bir gençlikti bu. Onlar adına umutsuzduk. Etraflarına karşı duyarsız olduklarını sanıyorduk. Ama ellerinin altındaki iletişim gücünü kullanmayı ve ondan her an bir şeyler öğrenmeyi bildiler. Çocukluklarında başından kalkmadıkları Kemal Sunal filmleri vardı her gün televizyonda yayınlanan. Ondan öğrendiler dürüstlüğü, saflığı ve siyasi iradeye tatlı sert uyarılarda bulunmayı. Evde Tek Başına izleyip mücadele edebileceklerini öğrendiler büyüklerle. Kanca filmiyle mizahın ve eğlencenin kötülüklerle baş edebileceğini gördüler. Eşkıya filmiyle dostluğu ve dostları için mücadele etmeyi, Kadın Kokusu ile bazen bir dansın birçok engeli kaldırabileceğini anladılar. Kardeş Gibiydiler ve Esaretin Bedeli filmleriyle sabretmeyi bildiler. Schindler’in Listesi ile insanları yakılmaktan kurtarmak için hayatını riske etmenin tadına varırlarken Leon ile sevginin gücünü gördüler. Forrest Gump’tan da temiz bir yürek aldılar. Bütün bunlarla birlikte de Cesur Yürek filmiyle son ana kadar boyun eğmemeleri gerektiğini akıllarının bir köşesine yazıp, asaletin parayla değil kocaman bir yürekle olan bağlantısını fark ettiler. Nitekim apolitik büyümüş olsalar da insanlığı öğrenmek için çok fırsat geçti ellerine ve onlar da bunu en iyi şekilde değerlendirdiler. Şimdi harekete geçiyorlar artık. Truman’ın yaptığını yapıp yalanlarla örülü bir dünyanın dışına çıkmayı başarabiliyorlar. Bizlere de Guido’nun, oğlu Joshua’yı korurken takındığı mizahla Hayat Güzeldir mesajı verdiğiyle aynı mesajı veriyorlar. Sadece rock festivallerinde değil bir ağacı, bir parkı korumak için de çadırlarını kurmayı bize gösterdikleri gibi o çadırları yakan polislere, isteklerini dikkate almayan siyasi otoriteye de Demir Maskeli Adam filminin son sahnesindeki (ipucu vermemek için detaya giremeyeceğim) duruşla cevap verdiler.

Bu tarz filmler, özgür yürekler, boyunduruk altında olmayan medya kuruluşları ve ne kadar apolitik görünse de yeri geldiğinde ağacını da memleketini de korumayı bilen gençler oldukça bir ay öncesine kadar içine düştüğümüz umutsuzluktan kurtulmak için sebep bulmakta zorluk çekmeyeceğiz. Film izlemek için de, şiir okumak için de, direnmek için de sebeplerimiz var. Öyle ya, şiir okumadığını da sandığımız gençler “Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine” diyerek de verilebilecek en güzel mesajı vermediler mi?

*Yazının ana sayfada kullanılan görseli için kaynak

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi