Bir cinayetin sorgu sürecini arka planına aldığı mahalle ekseninde anlatan 9 filmi, biçimsel tekniği ve anlatım diliyle oldukça özgün bir polisiye yapımdır. Yerli sinemanın öykünme tuzağına düşmeden meselesini anlatabilmiş “buralı” filmlerinden biridir. Senaristliğiyle daha çok tanınmış Ümit Ünal, senaryosu yine kendisine ait olan ilk yönetmenlik denemesinde karanlık bir atmosfer ortaya koyar. Vahşice işlenmiş bir cinayeti temel alarak toplumun içinde var olan yaygın insan tipleri üzerinden o toplumun fotoğrafını verir. Film, psikolojik temelin ötesine geçerek oldukça verimli sosyolojik okumalara imkân sunar.

Hikâye, İstanbul’un orta yerinde sıradan denilebilecek bir mahallede geçer. Mahalle olgusu, Osmanlı’dan beri sosyal yaşantının temeli olmuştur. Şehir ve kasabalar, mahallelerden oluşmuştur. Müslim ve gayrimüslim bütün bir halk, mahalle yaşantısı içinde birlikte var olagelmiştir. Cami, kilise ve sinagogun bir arada olduğu Osmanlı mahallesinde halk, çok dinli ve çok milliyetli kozmopolit bir yapı sergilemiştir. Bu yapı, Cumhuriyet dönemiyle değişmeye başlamış, uluslaşma politikaları ekseninde daha tekil bir görünüm kazanmıştır. Filme konu olan mahalle, bahse konu kozmopolit yapının mirasına sahiptir. Boynunda Davut yıldızlı kolyesi olan Kirpi, mahalleli tarafından bir Yahudi olarak bilinir. Mahalledeki sinagogun etrafında yaşayan bir evsizdir. Bir viraneye dönüştüğü anlaşılan sinagogun varlığı, mahallenin kozmopolit geçmişi hakkında ipucu verir. Film zamanı olan 2000’lerde ise burası artık Müslüman bir Türk mahallesi haline gelmiştir.

Mahalleye sonradan gelmiş Kirpi hakkındaki rivayetler dışında kim olduğu bilinmeyen, akli yetilerini yitirmiş genç bir kadındır. Mahallede başıboş dolaşır, herkesin gördüğü ancak tanımadığı biridir. Bir “meczup”, “deli”, hatta kimilerine göre “başıboş bir sokak köpeği” ya da “pisliktir”. Bu nitelemeler toplumun kendisi gibi olmayana, savunmasız olana bakışını yansıtır. Rekabetçi toplumsal düzende zayıf ve güçsüz olan, “akıllı olmayan” olsa olsa bir fazlalıktır.  Bu tarife uygun olan Kirpi de saldırıya açık bir haldedir. Nitekim bir sabah, cesedi parçalanmış ve tecavüze uğramış bir halde bulunur. Vahşice işlenmiş bir cinayetin kurbanı olmuştur. Toplumsal Darwinist bir düzen yapısı gereği zayıf olana yaşama olanağı vermez, Kirpi’nin akıbetinin böylesi bir yönü vardır; koşullar her ne kadar kurulu düzende var olsa da suçun şahsiliği söz konusudur. Kirpi’yi kim öldürmüştür? Hikâyenin düğümü tam da buraya odaklanır.

9-filmloverss

9 Filmi: “Huzurlu Mahallenin” Esrarı

Cinayetle ilgisi olabilecek tüm “olağan şüpheliler” sorguya çekilir. Her biri mahalleli olan bu insanlar, ilk bakışta sıradan, kendi halinde, mazbut kişilerdir. Bu olayla ilgisi olacak tipler değillerdir. Zaten mahalle de ilk bakıldığında sakin, huzurlu, herkesin birbirini tanıyıp saydığı güvenli bir yerdir. Fakat biraz daha derinden bakıldığında görünmeyenler belirmeye başlar. Salim’in deyişiyle “mahallenin tozlu sokaklarının altından kızgın bir lav tabakası akmaktadır”. Sorgu süreci, birbirine paralel şekilde hızlı bir kurgu akışı içinde ilerler. Sorgulananların anlattıkları birbirleriyle karşılaştırabilir olarak sunulur. Böylece her biri aynı zamanda toplumsal tip olan karakterler izleyiciye tanıtılır.

Mahallenin ağırbaşlı, olgun kişilerinden Salim, hayattaki ideallerini kaybetmiş, yenilgiyi kabullenip içe çekilmiş eski bir devrimcidir. Kırtasiye dükkânının tozlu rafları arasında gün doldurmaktadır. Her ne kadar içeriden dışarıya çıkmasa da olan bitenden haberdardır. Sırları olan biridir ancak sorgu esnasında dürüst davranır. Bu hikâyenin “pis bir hikâye” olduğu konusunda seyirciyi baştan uyarır.

Salim gibi kabuğuna çekilmiş başka biri Amerikalıdır. Aksanlı Türkçesiyle “dışarıdan” biri gibi durur. 13 yıl Amerika’da yaşayıp mahalleye geri dönmüştür. Her şeyini satıp tüketmiş, kendisi de tükenmiştir. Kulübesinde sokak hayvanlarıyla birlikte yaşamaktadır. O da Salim gibi olan bitenden haberdardır ve dürüst davranır. Kirpi’yle olan dostluklarının temelinde her ikisinin de dışlanmış birer “öteki” olmalarının payı vardır. Ne de olsa o, bir “Amerikalıdır”.

Annelik rolünü sürekli vurgulayan Saliha, sakladığı sırları ve geçmişin günahlarını bu rolle ödünleme çabası içindedir. Annelik, arkasına saklandığı bir kalkan gibidir. Mahalleli tarafından da “anaç” özelliğiyle bilinir. Bunun dışında herkese karşı düşmanca bir tavrı vardır. “Bir sokak köpeği” olduğunu düşündüğü Kirpi’nin ölümünün “büyütülecek” bir tarafı yoktur. Her gün onun gibi pek çoğu sokaklarda “sinek gibi” ölmektedir zaten. Saliha, içindeki suçluluk duygusuyla yüzleşememenin verdiği hiddetle etrafına suçlayıcı bir tavır takınmıştır. Kendi aksayan yanlarını görmekten acizdir. Cinayetin ortalıkta olmayan olağan şüphelilerinden biri Kaya’nın annesidir, ancak onun çevreyle uyumlu bir yetişkin olamayışında sorumluluğu vardır. Bu sebeple sorgu boyunca dürüst davranmaz. Bir yerden sonra direnci kırılır ve sırlarını bir bir ortaya döker.

Mahallenin “bıçkın” delikanlısı Tunç, baba mesleği kasaplığı isteksizce sürdürür. “Milliyetçi, yardımsever, fedakâr” biridir, yerine göre “taş gibi sert, sapına kadar erkektir”. Eril yanı en belirgin karakterdir. Turist kadınları “götürmeyi” sever. Kişiliğindeki hamlık ve saldırgan tavırlarıyla dikkat çeken Tunç, sağlıklı bir aile ortamında yetişmediği için sağlıklı bir yetişkin olamamıştır. Atik, saldırgan, öforik, sık yalan söyleyen, güven vermeyen bir tiptir. Sorgu boyunca bir şeyleri saklar ve yalan söyler. O da Saliha gibi gerçekler ortaya çıktıkça çözülür.

Fotoğrafçı Firuz (namı diğer Foto Firuz), mahallelinin yüzünü saklayan biridir. “Herkesin yüzü bende saklı” diyerek özetler durumu. Sevecen, mülayim, evli ve çocukludur. Ancak onun da sırları vardır. Gizlemek zorunda kaldığı dürtüleri sebebiyle anksiyete sorunu yaşar. Eşcinselliğini ne kadar saklamaya çalışsa da mahallelinin dilindedir. Bastırdığı duygular ve kendini ifade edememenin yarattığı çatışma, ciddi boyutlarda davranışsal sorunlar yaratmıştır. El kamerasıyla her şeyi kayıt altına alan odur. Cinayet gecesini bile kaydeder. Bu kayıtlar kendisiyle beraber diğerlerini de ele verir.

Cinayet gecesinin kayıp tanıklarından Kaya, en son ortaya çıkan kişi olur. Bu sebeple şüpheler en çok onun üzerinde yoğunlaşır. Kaçışını açıklayacak inandırıcı bir açıklama yapamaz. Babasız büyümesi ve annenin yetersiz ebeveyn desteği onun da olgun bir kişilik kuramayışına sebep olur. Bu karmaşa onu Tunç’la yakınlaştırmıştır. Tunç’taki atikliğe karşın Kaya, daha sakin, durağan bir tiptir. Fakat içinde bulunduğu kontrolsüz durum en çok ona zarar verecektir. Sorgu esnasında hayatıyla ilgili öğrendiği gerçekler, büyük bir şaşkınlığın yanı sıra yıkım da yaratacaktır.dokuz-filmloverss

6’nın Tersi 9

Filmin çözüm bölümünde cinayetle ilgili detaylar ortaya çıkmıştır, geriye itiraf kalmıştır. Tunç, Firuz ve Kaya Kirpi’yle en son birlikte olan kişilerdir. Onları Firuz’un video kaydı ele vermiştir. Daha fazla yalan söyleyemezler. Onu en son görense Kaya’dır. Bu sebeple cinayetin en makul şüphelisi de odur. Ancak Kaya bunu bir türlü kabul etmez. İtiraf zorlama şekilde gelir. Sorguyu yapanlar Kaya’nın fail olduğunu düşündükleri için şiddet uygulayarak ona itirafı yaptırırlar. Tam bu esnada Kirpi’nin sorgu odasına giren hayali görüntüsü kadraja yansır. Görüntüler, Kirpi’nin de öldürülmeden önce orada bulunmuş olduğunu ima eder. Bu, cinayetle ilgili gizemi çoğaltır. Kaya’nın itirafının esasen bir kurgu olduğu, gerçeğin farklı olduğu ihtimalini akla getirir. Ancak yönetmen, bunu açık bir dille ifade etmez, sadece ima eder.

Filmdeki her bir karakter, toplumun içinde bulunan belirgin insan tiplerini temsil eder. Yönetmen Ünal, bu tipler üzerinden eleştirisini sunar. Geleneksel muhafazakârlığın eleştirisinden ahlaki çarpıklığa, azınlık düşmanlığından popüler milliyetçiliğe, toplumun içine yayılmış homofobiden kadın düşmanlığına, farklı cinsel kimliklerinin kendilerini ifade edemeyişlerinden bir bütün olarak ifade olanaklarının kısıtlılığına değinilir. Toplum içindeki gizil şiddet, Kirpi ve davulcu cinayetlerinde olduğu gibi her an bir vahşete dönüşebilmektedir. Buna karşı insanlar, sorguda olduğu gibi erk karşısında bir o kadar sesiz, sinik ve ürkektirler. Hal böyle olunca gerçeğin kurgulanışında erk devreye girer ve onun uygun gördüğü “gerçek” olarak kabul edilir. Bunun filmdeki görsel karşılığı kapı üstündeki numaranın çarpmanın etkisiyle 6’dan 9’a dönmesi olur. Filmin açılış jeneriğinde sunulan Kafka’nın “çıt çıkmadan” çalışan makinesi, böylesi bir toplumsal düzlemde sorunsuz işlemeye devam eder.

Yararlanılan Görsel Kaynaklar:

www.ptotfilms.com/movie/9/


Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi