Bu yıl 89. defa düzenlenecek olan geleneksel Oscar ödüllerinin adayları açıklandı. Damien Chazelle’ın hit müzikali La La Land, 14 adaylık alarak All About Eve ve Titanic’in rekoruna ortak oldu. 89 yıllık Oscar tarihinde bu 3 film 14 adaylıkla zirveyi görse de aralarında ufak farklılıklar mevcut. Şöyle ki, All About Eve 12 dalda 14 adaylık, Titanic 14 dalda 14 adaylık alırken, La La Land 13 dalda 14 adaylık elde etti. Bu yıl La La Land ile beraber Oscar’ın sıkı favorileri arasında görülen Barry Jenkins imzalı Moonlight ve Denis Villeneuve’un yılın bilimkurgusuna imza attığı Arrival 8 adaylık aldı. Onları 6 dalda adaylık alan Manchester by the Sea, Lion ve Hacksaw Ridge takip etti.

Oscar’s So White Tersine Döndü

Özellikle geçen yıl Spike Lee’nin kendisine takdim edilecek olan Onur Ödülü’nü almayı o yıl hiçbir siyahi oyuncunun aday gösterilmemesi gerekçesiyle reddedip protestoya dönüştürmesi ve diğer siyahi oyuncuların, yönetmenlerin buna destek vererek Oscar’s So White kavramını ortaya attıklarını hepimiz hatırlıyoruz. Son iki yılda yönetmen ve oyuncu kategorilerinde, yani toplamda 50 adaydan hiçbirinin siyahi isimler olmaması tepki çekmiş ve bu protesto oluşmuştu. Bu yıl baktığımızda ise oyuncular içindeki 20 adaydan 7 ismin siyahi aktörler olduğunu görmek kampanyanın sonuç vermesi olarak okunabilir. Bana kalırsa kampanyanın bir etkisi olduğunu inkar etmemekle birlikte durumun aday filmler ve performanslarla bir ilgisi var. Öyle ki, bu yedi adaylıktan altısı bizzat Oscar’a oynayan Moonlight, Fences ve Hidden Figures filmlerine ait. Geçen yıl Tarantino’nun Akademi tarafından film ve yönetmen adayları arasına alınmayan The Hateful Eight’inde Samuel L. Jackson zaten hiçbir zaman oyuncu dalı favorileri aralarına girecek bir isim olmamıştı. Basit bir televizyon filmi iddiasızlığındaki Concussion, Oscar’ın herhangi bir dalında adaylık bile alamamıştı ve Will Smith’in aday olma ihtimali zaten azdı. Straight Outta Compton filminin “no-name” başrollerinin de hiçbir zaman oyunculuk adayları arasında adı geçmemişti. Tek hakkı yenildiği düşünülebilecek aday Beasts of No Nation filmiyle Idris Elba olabilirdi. Elba, yardımcı erkek oyuncu dalının favorileri arasındaydı ama Beasts of No Nation’ın bir Netflix yapımı olması ve Akademi’nin Oscar adayları arasında sektörün dinamiklerini değiştirmeye kararlı bir Netflix yapımına olumsuz bakacağı tahmin ediliyordu. Elba, muhtemelen bu yüzden ilk beş aday arasına girmekte zorlanmıştı. Büyük ihtimal altıncı aday olarak oylamada dışarı bırakıldı.

Moonlight, Fences ve Hidden Figures’te ise durum öyle değil. Moonlight, başından beri Oscar’ın iki favorisinden biri ve yılın en çok övgü toplayan filmlerinin başında geliyor. Mahershala Ali yardımcı erkek oyuncu dalının en başından beri favorisiydi ve şu ana kadar bu dalda 35 ödülün sahibi oldu. Naomie Harris ise 35 adaylık aldı ve bunların 5’ini kazandı. Fences’ta da durum farklı değil. Viola Davis başından beri yardımcı kadın oyuncu dalının favorisi (35 adaylığın 24’ünü kazandı), Denzel Washington ise Casey Affleck’in en yakın rakibi (35 adaylık alıp 4’ünü kazandı). Hidden Figures’ten Octavia Spencer da yardımcı kadın oyuncu dalında adı hep ilk 5’te geçen isimler arasındaydı. Arrival ile adaylığına kesin gözüyle bakılan Amy Adams’ın ilk 5’e giremeyip yerine Loving filminden Ruth Negga’nın alınmasının ise Oscar’s so White tartışmalarıyla ufak bir etkisi olduğu söylenebilir. Zira, Loving birkaç ay önce Oscar iddiasını bırakan bir filmdi. Joel Edgerton’un performansının Ruth Negga’dan daha iyi olduğunu düşündüğümüzde aynı filmden Edgerton’un alınmamasına rağmen Negga’nın ilk 5’i domine etmiş Adams’ın yerine alınması ilgi çekici.

Hakkı Yenenler ve Sürprizler

nocturnal-animals-3-filmloverss

Her yıl olduğu gibi elbette bu yıl da birçok filmin, yönetmenin ya da oyuncunun hakkının yenildiği konuşulmaya devam edilecek. Bunlardan en öne çıkanı usta yönetmen Martin Scorsese’nin yeni filmi Silence’ın “en iyi görüntü yönetimi” dalın haricinde hiçbir adaylık alamaması. Silence’ın yurt dışındaki eleştirileri iyi olmasına rağmen bu yıl çoğu ödül birliklerinin adayları arasına girmekte zorlanması, filmin Amerika’da çok geç gösterilmeye başlanması ve yeterince tanıtım yapamaması olarak adlandırılıyor.

Tom Ford’un yönettiği Nocturnal Animals bu yılın açık ara en çok hakkı yenen filmlerin başında geliyor. Michael Shannon’un en iyi yardımcı erkek oyuncu dalı haricinde hak ettiği film, yönetmen, uyarlama senaryo, kurgu, sinematografi, müzik, prodüksiyon tasarımı dallarının hiçbirinde aday olamayan film, Hollywood’un renkli ve ışıltılı La La Land’i 14 dalda aday yaparken Nocturnal Animals gibi karanlık ve sert bir filme tahammülü olmadığını kanıtlıyor.

Pablo Larrain yönetimindeki Jackie, en iyi kadın oyuncu dalında favori olan Natalie Portman’ın adaylığı haricinde en iyi müzik ve kostüm tasarımı adaylıklarını da aldı. Buna rağmen filmin diğer adaylardan çok daha güçlü olduğu bariz olan kurgusu ve sinematografisini aday bile yapmayan Akademi, klasik Hollywood biyografisi şablonunu aykırı stiliyle sürekli bozan Larrain’e “dur” dedi.

89 yıllık Oscar tarihinde hiçbir kadın görüntü yönetmeninin aday olamaması geleneği bu yıl da devam etti. Üstelik sinematografik olarak adayların hepsinden üstün olduğuna çoğu kişinin hak vereceği The Neon Demon’da Natasha Braier’in olağanüstü işçiliğinin “bir Refn filmi” olmasına kurban gittiği söylenebilir. Amerika’da kimi eleştirmen birlikleri Braier’ı en iyi 5 görüntü yönetmeni adaylıkları arasına almıştı, bu yüzden Braier’ın küçük de olsa Oscar adaylığı için bir şansı bulunuyordu ama Akademi görmezden geldi.

Stephen Frears’ın son biyografisi Florence Foster Jenkins ise iki büyük şok yaşadı. Bunlardan ilki yardımcı erkek oyuncu kategorisinde ilk 5’e sızması beklenen Hugh Grant’in adaylık alamamasıydı. Akademi, Manchester the by the Sea 1996 doğumlu genç oyuncusu Lucas Hedges’i ve Nocturnal Animals’ı sevmeseler dahi Michael Shannon’un hak etiği adaylığı vermeleriyle birlikte Hugh Grant’i yarış dışı bırakmış oldu. İkincisi ise en iyi saç ve makyaj dalının neredeyse favorisi olarak gösterilen Florence’ın adaylar arasına bile girememesi oldu. Hatta Florence’in yerini birkaç gün önce Razzie’ye aday olan Suicide Squad’a kaptırması soru işaretleri bıraktı.

Morten Tyldum’un gişe eğlenceliği bilimkurgusu Passengers’ın ise hiç hesapta olmamasına rağmen en iyi prodüksiyon tasarımı ve müzik dallarında iki adaylık çıkarması en büyük sürprizdi. Prodüksiyon tasarımında Nocturnal Animals, Silence, Jackie, Rogue One gibi filmler dururken Passengers’ın nasıl adaylık alabildiği büyük bir tartışma konusu. En iyi müzikte de usta müzisyen Thomas Newman isminden dolayı içeri sızdığı belli olan Passengers’ın normal şartlarda Abel Korzeniowski’nin Nocturnal Animals’ta aday edilmeyen benzersiz notalarıyla aşık atamayacağı bir gerçek.

89. Oscar Ödülleri Adayları: La La Land mi, Moonlight mı?

moonlight-filmloverss

La La Land, Oscar tarihinin rekoruna ortak olan 14 adaylığıyla kuşkusuz ödül gecesine favori olarak girecek. Bu yüzden en iyi film ödülünü alamaması durumunda bile gecenin en çok dalda ödül kazanan filmi olarak ayrılacağı bir gerçek. Imdb verilerine göre şimdilik Moonlight’ın 141, La La Land’in 134, Manchester by the Sea’nin ise 94 ödülü var. Manchester by the Sea’nin bu ödüllerinin çoğunun en iyi erkek oyuncu ve en iyi senaryo olduğunu düşündüğümüzde geriye Moonlight ve La La Land arasında geçmesi beklenen bir yarış kalıyor. La La Land’in ikinci bir The Artist başarısına ulaşması en yüksek iki ihtimalden biri olsa da, en iyi film ödülünde ibreler hala Moonlight’ı gösteriyor. Şöyle ki, Oscar ödülleri politik bağlamından ayrı düşünülemez. Özellikle 2013’te Argo’nun Oscar zaferini Michelle Obama’nın anons ettiğini dün gibi hatırlıyoruz. Moonlight, ödül sezonunun en çok ödül kazanan filmi olmasının yanı sıra, ele aldığı meseleyle de La La Land’in önünde. Zira, Oscar’da “en iyi film” ödülleri son birkaç yılda iyice “mesele” ödüllerine dönüşmeye başladı. 2014’te köleliği anlatan 12 Years a Slave, Cuaron’un bilimkurgusu Gravity karşısında zafere ulaştı. 2015’te Hollywood sektörü hicvi Birdman, çekimi 12 yıllık sürece dayanan Boyhood karşısında kazandı. 2016’da ise kilisenin çocuk tacizlerini ortaya çıkaran bir gazetecilik başarısı olan Spotlight, Inarritu’nun The Revenant’ı karşısında ödülün sahibi oldu. La La Land’in 14 dalda, Moonlight’ın ise 8 dalda aday olması karşısında La La Land favori gibi gözükebilir ama The Revenant 12 dalda adayken Spotlight 6 dalda adaydı ve büyük ödül Spotlight’ın oldu. Moonlight’ın hem siyahileri hem LGBTİ bireyleri odak noktası alan meselesi itibariyle La La Land’ten çok daha önemli olduğunu düşündüğümüzde zafere daha yakın durduğunu söyleyebiliriz.

İkinci bir sebep olarak ise bu yıldan itibaren her yıl Hollywood’ta oyuncular, yönetmenler ya da sinema sektöründen önemli kişiler tarafından Donald Trump karşıtı gösterilerle ya da söylemlerle karşılaşacağımızı tahmin etmek zor değil. Meryl Streep’in Altın Küre’deki konuşmasıyla başlayan ve Trump’ın Streep’e “overrated oyuncu” demesiyle kızışan ortalık her seferinde kendini gösterecektir. Trump’ın başkanlık koltuğuna oturur oturmaz Beyaz Saray’ın sitesindeki LGBTİ sayfasını sildirmesi kimsenin gözünden kaçmadı. Hatta Indiewire gibi siteler “Anti-Trump Oscar seçmenleri Moonlight’ın parlamasına izin vermediği sürece La La Land En İyi Film’i kazanır” , “Moonlight’ın La La Land karşısında kazanması için hala bir ümit var” başlıklı haberler yapmaya başladı. Önümüzdeki günlerde bu tarz haberlerin daha da yoğunlaşacağı belli. Oscar gecesinde oluşacak politik ortamla beraber her türlü ayrımcılığın ve hayat tarzlarına müdahalenin karşısında olan Moonlight kazanırsa Trump zihniyeti karşısında istenilen zafere de ulaşılmış olunacaktır. Ya da bir ihtimal daha var, Akademi üyelerinin çoğunluğu “La La Land” der ve şarkılar, müzikler, nostalji derken A.B.D toz pembe bir güne daha uyanır.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi