Blutv ürettiği orijinal içeriklerle hız kazanmaya devam ediyor. İzleme alışkanlıklarımızın değişmeye başlaması ve televizyon kanallarının maruz kaldığı sansür problemleri izlediğimiz yapımların kalitesini ve hatta keyfini git gide azaltırken online bir platform olarak ortaya çıkan Blutv, Haluk Bilginer, Ali Atay ve Serkan Keskin’li muhteşem kadrosuyla adından uzun süre söz ettiren dizisi Masum ile Türkiye’de yaşayan ancak Türkiye’deki dizilerin kalitesizliği sebebiyle HBO ve Netflix dizilerine yönelen kesim ile ortak bir nokta yakalamış oldu. Bu başarılı girişimin ardından gelen Sahipli ile korku janrında da bir yapım ortaya koyarak tür izleyicisine ulaşmayı hedefleyen Blutv, Sahipli ile çok fazla beklediğini bulamadı diyebiliriz. En nihayetinde Türkiye’de korku janrına bakışın daha farklı olduğu bir gerçek. Ürettiğimiz korku filmlerine baktığımızda -Can Evrenol’u bu akımın dışında tutmak durumundayız- daha ziyade korku unsurunun cin hikayeleriyle ve din bağlantısıyla sağlandığını söyleyebiliriz.

En nihayetinde Blutv, izleyicisine kesinlikle çok şey vadeden bir yapımla yeniden karşımızda: 7Yüz! Açıkçası Blutv’nin gerçekleştirdiği galada izlediğim ilk bölüm üzerinden yorumlarımı sizlerle paylaşmam gerekirse, bizi farklı ve özlediğimiz türde bir yapımın beklediğini söyleyebilirim. Yine çok başarılı bir oyuncu kadrosuyla yola çıkan Blutv, 7Yüz ile yedi ayrı karakterin günahlarıyla, sakladıklarıyla yüzleşme sürecini konu ediyor. Bu yedi karakterler birbirinden ayrı ve bölümler arasında herhangi bir bağlantı bulunmuyor. Bu bakımdan bir antoloji olan 7Yüz, derinlerde saklanan sırlarla yaşanan yüzleşmeyi sunarken, izleyicinin de belli başlı ahlaki değerleri sorgulamasına sebep oluyor. Bunlara ilk bölümü değerlendirirken daha ayrıntılı bir şekilde değiniyor olacağız. Ondan önce 7Yüz’ün mutfağından konuşmak ve nasıl bir yapım olduğunu daha iyi anlamak gerekiyor. Karışık Kaset filmiyle hepimizin yüzünde tatlı bir gülümseme bırakan Tunç Şahin’in projesi olan 7Yüz, dört ayrı yönetmene sahip. Tunç Şahin, ilk filmi Kaygı ile sarsıcı bir iş ortaya koyan Ceylan Özgün Özçelik, Umut Aral ve Alphan Eşeli dizinin farklı bölümlerinin yönetmenliğini gerçekleştirdi. Dizinin bölümleri Tunç Şahin tarafından yazılırken iki bölümün senaryosu ise Derya Yanmış’a ait. BirFilm’in yapımcılığını üstlendiği 7Yüz’ün ilk bölümüne şimdi hep birlikte bir göz atalım.

***Yazının bundan sonrası 7Yüz: Büyük Günahlar bölümü ile ilgili keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içerir.***

7Yüz: Büyük Günahlar İncelemesi: Derin Bir Ahlaki Sorgulama

İzleyicinin hisleriyle oynayan ve onu bir çıkmazda bırakan yapımları her zaman çok sevmişimdir. İyi ve kötünün, ahlaklı ve ahlaksızın şartlar değiştiğinde nasıl farklı şekil aldığını görebilmek hayata dair muhteşem tespitleri de beraberinde getiren bir deneyim. 7Yüz’ün ilk bölümü bir okul bahçesinde açılıyor. Üç genç kızın kendi arasında sohbetini görüyoruz. Lineer bir zaman akışıyla ilerleyeceğini düşündüğümüz bölüm, Elif’in “kavga çıktı” demesiyle günümüze dönüyor. Birkaç arkadaşın bir araya geldiği bir yeni yıl kutlamasında sabaha karşı yapılan oyunlu sohbetleri bilirsiniz. Küçük oyunlarla başlayan “günahların” ortaya dökülmesi, daha sert hikayelerin aranmaya başlamasıyla umulmadık bir biçimde sonlanır. Bölümün oyuncu kadrosunda Cem Davran, Sinan Tuzcu ve Merve Dizdar’ın önplana çıkıyor yani hikaye aslında onların başından geçiyor. Farklı noktalarda birkaç twistle izleyicisini şaşırtan Büyük Günahlar bölümü,  bağımsız görünen olayları ve hikayeleri bölümün sonunda herhangi bir açık bırakmadan birbirine bağlıyor.

Özellikle Cem Davran’ın muhteşem bir oyunculuk sergilediğinin altını çizmek gerekiyor. Öyle ki, bundan sonra Cem Davran’ı çok daha fazla izleme hissiyatı uyandıran bir bölüm izliyoruz. Çünkü hikaye bizi, karakteri suçlamak ve ona acımak arasında ince bir çizgiye konumlandırıyor ve bu ince çizginin dengesini oturtan en önemli unsur kesinlikle Cem Davran’ın oyunculuğu.

Lise çağındaki iki genç sevgilinin rastgele telefon numarası çevirip eğlenme eylemleri -en azından hikayenin başlangıcında bu şekilde tanımlanıyor- Cem Davran’ın canlandırdığı Aytaç karakterini aramalarının sonrasında bambaşka noktalara evriliyor. 21-22 yaşlarında genç bir kızla konuştuğunu düşünen evli ve iki çocuklu karakterimiz bu telefon konuşmasını cinsel içerikli bir noktaya çeviriyor. Bu konuşmanın kaydını alan Elif, sonrasında kendisini adeta tecavüze uğradığını hissettiği için bir intikam hikayesine dönüştürüyor. -Aslında sondaki twistte anlayacağınız üzere olayın gelişimi çok daha farklı ancak konumuz bu değil.- Sürekli arayarak Aytaç’tan farklı görevleri yerine getirmesini isteyen genç ikili, bu işin peşini bir türlü bırakamıyor ve olaylar trajik bir biçimde sonlanıyor.

Bu noktada 50-60 dakikalık kısa süresinde 7Yüz bizi büyük bir sorgulamanın içine düşürüyor aslında. Bir suçun cezası ne olmalıdır? Evet elimizde 16 yaşında genç bir kızdan cinsel anlamda faydalanan ve kendini tatmin eden bir karakter var ve bu bir suç. Peki bu suçun cezası nedir ve bu ceza kesilirken nerede durulması gerekir? Nerede durulması gerektiği sanırım kişiden kişiye değişecektir ve bu yüzden adalet sistemi ve mahkemeler var. Peki adalet bu konuda her zaman güvenilir mi ya da bu sistem her zaman hak edileni veriyor mu? Elini kolunu sallayarak dışarıda gezen tacizci ve tecavüzcüler ya da haksız yere hapis yatan, suç üstlenen insanların olduğu bir dünyada mutlak bir adaletten bahsetmek o kadar da mümkün değil sanıyorum.

Büyük Günahlar bölümünün en ikircikli yanı, cinsel olarak suistimal edilen Elif’in erkek arkadaşıyla bu suistimalin sonucunda yaşadıklarından kurtulamayan Aytaç’ın intiharı ve küçük yaşlarda babası ölen, ailesi dağılan bir kız çocuğunu yıllar sonra yüzleştirmesi. Bu noktada suçun cezasının ne olması gerektiği sorusu devreye giriyor. Genç bir kızın cinsel anlamda suistimal edilmesinin kabul edilemez olduğunu bir seyirci olarak düşünürken bir yandan da gelişen olaylar ışığında gerçekleşen olayların fazla trajik olduğunu düşünürken bulabiliyorsunuz kendinizi. 7Yüz’ün güzelliği de burada, sizi beklemediğiniz bir sorgulamanın içine çekmesi ve bu sorgulamadan kolay kolay çıkılamayacak oluşu.

Sonuç olarak gerek senaryosuyla gerek teknik ayrıntılarıyla oldukça başarılı bir ilk bölüm izlediğimizi söyleyebilirim. Umarım her bölüm bu ölçüde izleyiciye yaşananları sorgulatacak ve anlatılması zor durumları masaya yatırabilecek şekilde ilerler.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi