7Yüz’e en başından beri bu denli inanmamın ve severek izlememin ne kadar haklı olduğunu bir kez daha gördüğümüz bir bölüm izledik: Refakatçiler. Oldukça dokunaklı bir senaryoyla aile üzerinden yaşanan bir kendiyle yüzleşme durumunu, Genco Erkal’ın her mimiğinde binbir detay sakladığı oyunculuğuyla incelikli bir biçimde deneyimledik. Bu inceliklerin neler olduğundan ayrıntılı bir şekilde yazının ilerleyen bölümlerinde bahsedeceğim.

7Yüz 5. Bölüm İncelemesi: Duvar Kağıdının Ardında Kalanlar

Birbirinden çok farklı bölümler izlediğimiz ve ne yazık ki her bölümü bir diğeriyle kıyaslayarak beğenme/beğenmeme kararlarımızı verme hatasına düştüğümüz bir dizi 7Yüz. Aslında birbiriyle kıyaslanamayacak çok farklı bölümler içeriyor. Nitekim 7Yüz 5. Bölüm olan Refakatçiler de diğer hiçbir bölümle benzerlik taşımıyor. Her bölümün ortak paydası yola çıkılma amacı olan farklı yüzleşmeleri yansıtması. Tunç Şahin’in yazıp yönettiği 4. bölüm olan Eşitlik’in ardından yeniden senaryosu ve yönetimi Tunç Şahin’in hanesine yazılan Refakatçiler bölümünü Cuma gecesi Blutv platformunda izledik. İki bölüm için de ortak olarak söyleyebileceğim, görüntüler ve teknik detaylardan ziyade senaryo yönünden ön plana çıktıkları. Tunç Şahin iyi bir yönetmen ancak çok iyi bir senaryo yazarı ve anlatıya hizmet edecek leitmotifleri müthiş bir ustalıkla bölümlerin içerisine yerleştirmeyi biliyor.

Serhat Göktuğ, yaşı bir hayli ilerlemiş; karısını erken yaşta kaybetmiş tek çocuğundan haber alamayan dolayısıyla yalnız yaşayan, takıntılı bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. Genco Erkal’ın hayat verdiği Serhat Göktuğ, hayatında yalnız kalmış ve hal ve tavırları sebebiyle muhtemelen yalnız kalmaya devam edebilecek bir karakter. Yaşlı bir insanın yalnızlığı üzerinden oldukça ağdalı bir dram çıkarabilecekken yer yer mesafeli durabildiğimiz bir karakter yaratmak Refakatçiler bölümünde yapılan en doğru işlerden biri.

Serhat Göktuğ, özellikle parasal konularda ve etrafına güven duyma noktasında paranoyak tavırlar sergileyebilen bir karakter. Alışverişten eve döndüğü bir gün kalp krizi geçirerek yol ortasında yığılıp kalmasıyla birlikte ölen karısıyla iletişime geçmeye başlar. Ancak Vildan (Tilbe Saran) ve Serhat arasındaki ilişki yıllar sonra biten özlem ve birbirine kavuşma hissiyatı üzerinden ilerlemez. Aksine Vildan, Serhat’ın kendisiyle yüzleşme yolculuğunda onu birkaç adım ileriye taşıyan itici güç, iç ses yahut vicdan olarak konumlanır. Başlangıçta kendi paranoyalarını Vildan’ın üzerinden ilerleten ve kendi düşüncelerini doğrulayan bir zemin yaratmayı başaran Serhat, ona yardımcı olan, işlerine koşan tek aile olan kapıcısı Alihan’ın ailesini de kaybederek hayatının son kırılmasını yaşar. Bu kırılmanın ardından artık yüzleşme kaçınılmazdır. Yüzleşmenin neyle ilgili olduğunun ipuçları ise bölümün geneline parça parça yerleştirilmiş biçimde izleyicinin tamamlamasını bekler. İlk olarak kapının çaldığını duyarız, Serhat’ın kapıyı açmasının ardından postacının “evde yoksunuz sandım.” cümlesini kurması anlatının devamı için önemlidir. Çünkü bu cümleyi ilerleyen dakikalarda yeniden duyacağız, hem de Vildan’ın ağzından.

Tekrar eden motiflerden bir diğeri ise duvar kağıdı. Altında bulunan zemini örten, kapatan, saklayan bir yapısı olan duvar kağıdının senaryoya hizmet edecek bir ayrıntı olarak kullanılması kıymetli. Oğlunun yaptığı resmin üzerini duvar kağıdıyla kaplayan Serhat, kağıt köşeden açıldıkça inatla üstünü kapamaya yani bastırdığı gerçeklerle yüzleşmemeye devam eder. Yine de iki tekrardan sonra anlaşılan bu durum keşke Vildan karakterine açıktan açığa söyletilmeseydi diye düşünmeden edemedim. Çünkü karakterin bu denli içsel olan savaşını diyaloglara dökerek bir kez daha altını çizmek bazen ortaya konan sanatın akıcılığını ve doğallığını sekteye uğratabiliyor.

Serhat karakterinin bölüm başında aldığı zarf, bölümün sonuna kadar açılmıyor. Açılmamasının sebebi yine yüzleşmekten kaçmak. Bu yüzleşmeden kaçış dürtüsü karakterin hem kolaycı, hem bencil hem de bir bakıma korkak olduğunu izleyiciye yansıtıyor. Eylemlerimizin sorumluluğunu üstlenmek ve sonuçlarıyla yüzleşebilmek bu hayatta en sık ıskaladığımız duygu durumu. Refakatçiler bölümü yalnızca Serhat karakterinin değil, Serhat aracılığıyla her birimizin yüzleşmesi aslında. Özellikle son 10 dakikasında tansiyonun ve dramın da artmasıyla şahlanan bölüm, Genco Erkal’ın insanüstü performansıyla hafızalarımıza kazınıyor. Artık tutamadığınız gözyaşlarınız bölümün bitmesiyle sessizliğin ve yalnızlığın formuna bürünüp göğsünüzde ağır bir taş olarak yeniden cisimleşiyor.

Bu ne bir karı – koca, ne bir baba – oğul ne de bir aile draması. Bu insanın kendiyle yüzleşmesinin yarattığı bir yok olma çabası.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi