Gelecek hafta vizyona girecek olan, uzun süredir sabırsızlıkla beklediğimiz The Neon Demon filmiyle buluşacağımız Danimarkalı yönetmen Nicolas Winding Refn’in sinemaya bakış açısını, birbirinden etkileyici yapımların yer aldığı filmografisini hatırlayacağımız 5 başarılı video sizlerle!

1996 yılında ilk kez sinemaya Pusher adlı filmle giriş yapan Danimarkalı yönetmen, ardından gelen yapımları Bronson, Valhalla Rising, Drive, Only God Forgive ile dikkatleri çekmeyi başarmış; kendine has tarzıyla sinema dünyasına adını yazdırmıştı. Son olarak Cannes Film Festivali’nde ilk gösterimini gerçekleştiren The Neon Demon filmiyle izleyici karşısına çıkmaya hazırlanan yönetmen; diğer filmlerinde olduğu gibi bu filmle de müzikleriyle  ve muazzam görüntüleriyle izleyiciye muhteşem bir seyirlik vaat ediyor. Vizyonla buluşacağı günü iple çektiğimiz The Neon Demon‘ı konuştuğumuz şu günlerde usta yönetmen Nicolas Winding Refn’in filmografisine, sinema dünyasındaki duruşuna ve kışkırtıcı sözlerini bir hatırlayalım…

Filmlerinde cinsellik ve şiddet ögelerine fazlasıyla yer veren Refn, biçimsel olarak da renklerden asla vazgeçmez. Adeta sürekli olarak duygusunun yansıması olarak farklı renklerin hakimiyetindeki görüntülerle buluştuğumuz yönetmenin filmlerinde bıraktığı bir diğer imzası da şüphesiz ki kullandığı müziklerdir. Diyalogları minimum düzeyde tutmayı seven Refn, düşüncelerini, tutkuyu, şiddeti anlatmanın farklı yollarını bulmuş; sadece sözlerle değil birçok açıdan filmi hissetmemizi sağlamayı başarmıştır.

İnsanın içinde hep var olan, zamanı geldiğinde ise  kendini açığa çıkaran vahşet ve cinsel arzu sürekli olarak taktığı maskeyi değiştirir. Refn sinemasından fazlasıyla aşina olduğumuz bu durum, aslında insanın özüne doğru yaptığı bir yolculuğu temsil etmektedir. Kuralsız bir şekilde, saf bir duyguya varabilmenin verdiği haz duygusuyla yoğrulan kandaki vahşet kokusu kendisini Refn filmlerinde çok keskin bir şekilde hissettirir.  Tutkunun ve şiddetin rengi olan kırmızının fazlasıyla vücut bulduğu filmlerde izleyici sözlerden çok renklerle duygunun yoğunluğuna erişir. Işık oyunlarından ve renk kontrastlarından fazlasıyla beslenen yönetmen, kendisine has kamera açılarıyla yakaladığı sahnelerle izleyiciye etkileyici bir seyir sunmayı başarır. Adeta renklerle satranç oynuyormuş gibi hamlelerle hareket eden Refn filmlerinde görsellerden oluşmuş bir şiir yansıması yaratır. Kuşkusuz kelimelerin bazı anlamlara gelemediği ve bazı duyguları anlatamadığı bir gerçekken, bunuu sinemada ruhumuzun derinliklerine kadar hissettirmeyi başaran usta yönetmen, biçimselde yakaladığı başarıyı filmin ruhuna yedirme konusunda da fazlasıyla yeteneklidir.

Nicolas Winding Refn Sinemasında Renklerin Etkisi

Her rengin tanımladığı veya temsil ettiği bazı duygular vardır. Şehvet, heyecan, aşk, vahşet, kan kavramlarıyla buluştuğumuz an aklımıza gelen ilk renk kırmızıdır mesela… Kırmızı, mavi ve sarı… üç ana renk ekseninde sunduğu hikayelerle ve yer verdiği olağanüstü müzikleriyle; hiç konuşmadan da hissedeceğimiz duyguları anlatan, Refn’in filmografisine kısa bir yolculuk yapacağımız aşağıdaki videoya göz atabilirsiniz.

Şiddeti ve tutkuyu bir düzlemde başarılı bir şekilde yansıtabilen ve bu yansımayla izleyiciye haz vermeyi başaran Refn için filmlerinde bu iki kavram olmazsa olmazdır. İki kavramı da birbirinden farklı bir şekilde tanımlanamayacağını kanıtlar ve bunu ortaya çıkarmanın en iyi yolu olarak sinemayı seçer. Filmlerinin yanı sıra sözleriyle de dikkat çeken yönetmen bu konu hakkında bir röportajında şu sözleri dile getirmiştir; “Sanatın size nüfus etmesi beklenir. Şiddet illa fiziksel şiddet olmak zorunda değil, duygusal şiddet de olabilir ve yıkıcı olmayabilir, yani şiddetli bir duygu olur ama illa kötü bir duygu olmaz. Sanatın ve savaşın DNA’sı birbirine benzer. Dünyamızın çok fazla zamanımızı alan iki nüfuzlu gücü; fakat savaş yıkarken, sanat ilham verir. Filmlerimde her zaman şiddete seks gibi yaklaşırım. Tamamen nasıl yapıldığına bağlı.” Korkudan ve erotizmden beslenen yönetmen Nicolas Winding Refn, filmlerinde bu kışkırtıcı yanını en etkileyici görüntülerle ortaya çıkarır; onun için hikayeyi destekleyecek renk oyunları ve müzikler bir bütündür. Onlar sayesinde doruğa ulaşan haz da Refn sinemasının en vazgeçilmez yanı olma özelliğini korur.

Nicolas Winding Refn’in Gözünden Vahşet ve Tutku!

“Ben renk körüyüm, dolayısıyla ara renkleri seçemiyorum. Filmlerimin renklerinin ise bu kadar kontrastlı olmasının sebebi bu. Başka tonlarda olsalardı, zaten göremezdim.”

Zayıflıklarımızı ve tutkularımızı renklerle en saf haliyle hissettiren Nicolas Winding Refn, kendisini gelecekten gelen biri olarak tanımlarken sinemanın aslında hayatı betimleyen en özgün yöntemlerden biri olduğunu kavramamızı bir kez daha sağlarken şu sözleri dile getiriyor; “Sinema asla sadece gördüklerinden meydana gelmez, sinema aslında ne görmediğindir.” Karşılaştıkların, teslim oldukların, korktukların belki de… tüm bu durumlar aslında seni tamamlayan ve yaratan faktörlerdir. Refn’in özellikle üstünde durduğu gibi tüm bu durumlar hayatın geri kalanında hep seninle birlikte olur ve bu karşılaştıklarının hepsi dairesel bir hareketle sürekli senin benliğinde buluşur. Sana ilham veren ve seni korutan her şey aslında seni tanımlayan ve oluşturan şeyden başkası değildir diyen Refn, dünyadaki zıtlıkların; iyi ve kötü varlığının önemli olmadığını da dile getirmekten çekinmez. Sadece güzellik ve delilik hakkında film yaptığını söyleyen yönetmen, film çekmeye başladığı yıllarda çok zorluk çektiğini birçok röportajında dile getiriyor. Algılanan sinemadan, gelmiş geçmiş kurallardan sıyrılarak kendi özgün sinema dünyasını meydana getiren Refn için bu zorlu süreç, ne güzeldir ki yönetmenin elinden çıkan başarılı filmlerle taçlandırılıyor.

Refn sinemasının en belirgin özelliği yukarıdaki videoda belirttiğimiz gibi renklerdir. Filmlerinde sürekli kontrast ve baskın renklerle karşılaşmamızın sebebi ise aslında yönetmenin renk körü olması var; görmenin aslında çok önemli olmadığını hissetmenin asıl mesele olduğunu yetenekli yönetmen Nicolas Winding Refn’in ağzından dinlemek için aşağıdaki videoya göz atabilirsiniz.

Hatırlatmakta fayda var heyecanla ve merakla beklediğimiz The Neon Demon, 5 Ağustos Cuma günü ülkemizde vizyona giriyor! Film, vizyona girene kadar aşağıdaki fragman ve klipleri izleyerek heyecanlanmaya devam edebiliriz.

 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi