Bu hafta yeni bölümüyle ekrana gelen 46 Yok Olan yine çok konuşulacak bir bölümle haftayı kapattı. Genel çerçeveden baktığımızda hareketli ve sürprizlerle dolu bir bölüm izlemiş olsak da, senaryonun gidişatındaki ufak tökezlemeler de gözden kaçmadı. Dr. Murat’ın hikayesine ek olarak komiser Selin ve Doğan arasında yaşanan gizemli olaylar ise bir saatlik dizide heyecanı ve gerilimi bir tık ileri taşıdı.

***Bu yazı 46 Yok Olan 3. bölüm hakkında keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içermektedir.***

İkinci bölümde Murat’ın ilacı almasıyla sona eren dizi yeni bölümde kaldığı yerden devam ediyor. Dönüşümü yaşadıktan sonra, Murat evden çıkmaya hazırlanırken Salim’e yakalanıyor. Aralarında geçen eğlenceli diyalogta ise Murat’ın yaşananları ima edercesine anlattığı “yaşanmış uyurgezer hikayesiyle” bir kez daha “katil olabilmen için cinayet eylemini bilinçli bir şekilde işlemen gerekiyor.” savının altı çiziliyor. Babasının öldürülmesiyle ilgili cinayeti adım adım çözmeye yaklaşan Murat bunu yalnızca ilacın etkisindeyken yapıyor. Bu bölümde Murat’ın ilk kez ilacı almadan da, gördüğü rüyadan sonra kişilik dönüşümünü yaşadığını izledik.

Üçüncü bölüm itibarıyla dizinin tökezlediği noktalardan biri ilk iki bölümde de karşılaştığımız hikayedeki kilit noktaları bağlamak üzerine kurgulanan zoraki sahneler. Birinci bölümde yoğun bakım ünitesinde fonda açık kalan televizyondan babasının ölümünü öğrenen Ceyla gibi, bu defa da Selin’in dikişleri alınırken ansızın odaya dalan doktorun patavatsızlığı oluyor. Bir patron-çalışan ilişkisi bir yana, iki kişi konuşurken bir başka kişinin bu şekilde odaya dalıp birden bire Ezo’nun durumuyla ilgili hesap sorması üstüne üstlük de emar sonuçları hakkında bilgi verdikten sonra arkasını dönüp hiçbir şey olmamış gibi odadan çıkması münasebetsizlik bir yana son derece de absürt duruyor.

46 Yok Olan 3. Bölüm: Uyurgezer mi Yoksa Şizofren mi?

Murat’ın babasının girmek zorunda kaldığı ameliyatın tarihiyle ilgili net bir günden bahsedildi: 17 Eylül 2005. Normal koşullar altında ameliyatın üzerinden 11 yıl geçtiğini söyleyebiliriz, oysa Murat ikinci bölümde Ceyla’nın babasıyla kıraathanedeki konuşmasında ameliyatın üzerinden 15 yıl geçtiğini söylemişti. Bu durumdaysa dizinin 2020 yılında geçtiğini düşünebiliriz, zira dizide günümüz tarihiyle ilgili herhangi bir bilgilendirme ya da ibare söz konusu olmadı. Fakat kullanılan telefonlara, bilgisayarlara dikkat edilirse ve günümüz teknolojisinde hızlı model değişimlerini hesaba katarsak ufak tutarsızlıklardan da söz etmek mümkün.

Üçüncü bölümle ilgili dikkati çeken bir diğer konuysa müzikler… Özellikle bölümün başında Salim’le aralarında geçen diyalogta ve Murat’ın evden sessizce çıktığı sahnede kullanılan müzikler ilk iki bölümdeki gerilimden ziyade, önümüzdeki bölümlerde daha mizahi ve esprili bir yaklaşımla karşılabileceğimizin sinyallerini veriyor olabilir.

İkinci bölüme sakin karakter mizacıyla dahil olan Başkomiser Doğan’la ilgili son sahnede yaşadığımız sürpriz ise aslında hiçbir karakterin göründüğü gibi olmadığını bir kez daha hatırlattı. Selin’in önceki operasyondaki görevi ve bunun Doğan’la olan ilişkisiyse yine ilerleyen bölümlerde heyecanla takip edeceğimiz başlı başına ayrı bir hikaye.

Özetle 46 Yok Olan, ufak aksamalara rağmen ilk bölümdeki temposunu korumaya devam ediyor. Dizide karakter kurgularının altı sağlam doldurulursa başarılı bir olay örgüsüyle bu temponun korunabileceğini düşünüyorum.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi