Behzat Ç. gibi bir fenomenin ardından Erdal Beşikçioğlu ve yer alacağı yeni projesi uzun zamandır merak ediliyordu. Beşikçioğlu’nun yeni dizisinin Star TV’de yayınlanacağı açıklandıktan sonra da dizinin senaryosuna dair farklı iddialar ortaya atıldı. Tüm dünyada izlenme rekorları kıran Breaking Bad dizisinden uyarlandığı da söylentiler arasında en hızlı yayılanlardan oldu. Fakat gerçek şu ki dizi İskoçyalı yazar Robert Louis Stevenson’ın 1886 yılında kaleme aldığı Dr. Jekyll and Mr. Hyde adlı kısa romandan ilham alınarak kaleme alındı.

Sektörün DNA’sını Bozan Dizi: 46 Yok Olan

Dizinin ismi neden 46 diye merak ediyorsanız, onun da hikayesi insan DNA’sında bulunan 46 adet kromozomdan geliyor. Kısa bir bilimsel açıklamayla kromozomlarda yaşanacak herhangi bir değişiklik ya da bilinen adıyla “mutasyon” yepyeni türlerin ortaya çıkmasına sebep olabilir. Dizinin adı için farklı bir yorumlama getirecek olursak da, 46 Yok Olan, dizi sektörünün DNA’sında köklü değişikliklere yol açar mı, onu da zamanla göreceğiz.

Yönetmenliğini dizi sektöründe Kurtlar Vadisi, Behzat Ç: Bir Ankara Polisiyesi ve Elveda Rumeli; sinemadaysa Dar Alanda Kısa Paslaşmalar, Kurtlar Vadisi Irak, Barda ve Behzat Ç. Seni Kalbime Gömdüm filmlerinden adına aşina olduğumuz Serdar Akar üstleniyor. Senaryosunu ise yine Emrah Serbes’in Her Temas İz Bırakır adlı kitabını Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi adıyla televizyona uyarlayan Ercan Mehmet Erdem kaleme alıyor. İsimlerden de anlaşılacağı üzere daha önce başarılı projelerde birlikte çalışan isimlerin Pana Film yapımcılığında farklı bir projeyle yeniden bir araya gelmesiyle ortaya çıkacak başarı da şaşırtıcı olmayacaktır. Zira, dizi Beşikçioğlu isminin yanı sıra sektöre getireceği keskin bir değişiklikle de öne çıkıyor. Türk dizilerinin aksine izleyici bu defa her yeni bölümde 60 dakikalık bölümlerle karşı karşıya kalacak. Daha önce Galip Derviş’te de denen bu formül pek başarılı olamamıştı.

Aranan Kan Bulundu: Dünya Edebiyatı

Stevenson’ın yüzyıldan fazladır sinemaya, tiyatro oyunlarına ilham kaynağı olan ölümsüz eserini bu defa Türkiye’de bir dizi uyarlamasında izlemek açıkçası beklenmedik olmasının yanı sıra son derece devrimci ve ezber bozan bir yaklaşım. Yaratıcı hikaye yaratımı konusunda sınıfta kalmış yerli dizi sektöründe evrenselliği tartışılmaz, bir edebiyat klasiğinden esinlenilmesi fikri bile heyecanlanmak için yeterli bir sebep. Bir dönem Ezel dizisinde karşılaştığımız hikaye örgüsü ve kurgu başarısından sonra bir kez daha, sıra dışı bir işle karşılaşmak paha biçilemez.

Hikaye aileden varlıklı bir genetik mühendisi Dr. Murat Günay’ın beş yıldır komada olan kız kardeşini hayata döndürme çabasıyla başladı. Kardeşi Ezo’yu yeniden sağlıklı görebilmek için birtakım yasa dışı uygulamalar da yapan Murat bunun için her şeyi yapmaya hazırdır. Şamanlar ve ayinleri sırasında kullandıkları içki de bu yasa dışı uygulamalardan biri olacaktır. Dizinin ilk bölümünü iki kısma ayıracak olursak mesafeli ve üstten bakan, öte yandan da bir şekilde “hikayenin ipuçlarını izleyiciye bir şekilde aktarmam gerekiyor” telaşında olan bir ilk yarım saat izledik. Ritüel sahnesinden sonra yükselişe geçen ikinci kısımda Stevenson’ın hikayesinden ilham alınan konuyla tanıştırılıyoruz. Dr. Jekyll’ın daha ahlaki yönden kendini sorguladığı ve içindeki iyiyle kötünün savaşı temasından beslenen hikayeye nazaran, 46 Yok Olan’da henüz ahlaki bir gönderme sezdirilmedi ama, Ceyla’nın babasının öldürüldüğü haberi Murat’ın Maltepe sahildeki bilinçsiz uyanışına bir gönderme yaptı. Sahneler arası geçişlerde özellikle “flashforward” tekniğiyle geleceğe götüren silik, kesik kesik “öngörüler” son derece başarılı bir teknik olarak göze çarpıyor.

Türk dizi izleyicisinin alışık olmadığı şeyler sadece dizinin yayın süresiyle de sınırlı değil. Şamanizm göndermeleri, DMT adlı “uyuşturucunun” halüsünatik etkilerinden söz edilmesi –ve bu sahnenin son derece başarıyla yansıtılması- ve kişilik bölünmesi yaşadığını muhtemelen ileriki bölümlerde anlayacağımız bir doktorun hikayesi, son dönemde ısıtılıp ısıtılıp önümüze konulan bayat aşk konulu dizilerden de ayrışıyor.

46 Yok Olan 1. Bölüm: Tadı Damağımızda Kaldı

Prodüksiyon açısından inceleyecek olursak, burada da doğru bir karşılaştırma yapabilmek adına kendi rakipleri alanında incelememiz gerekiyor, ki bu türde başka dizi alternatiflerimiz olmadığı için çok doğru bir tespit olmayacak. Elbette ki Hollywood yapımlarını aratmayan yüksek bütçeli HBO dizileri klasmanında bir prodüksiyon yok ortada. Özellikle -ayin sırasında yaşanan halüsinasyon sahnesini bu yorumun dışında tutarak- şamanların ayin sırasında ortaya koyduğu performansın yüzeyselliği ve baştan savma havası, gizli organize edilmiş bir gece yarısı partisinde el yordamıyla seçilmiş figüranlar ve bu partinin “private”lığının araya sokuşturulmuş siyahi bir kadının dans sahnesiyle kotarılmaya çalışılması gözden kaçmıyor. Ama paragrafın başında da belirttiğim üzere doğru bir kıyaslama yapmak adına ülke standartlarına baktığımızda geneli itibarıyla son derece başarılı ve cesur bir yapımla karşı karşıya olduğumuzu bir kez daha hissedebiliriz.

Özetle, alışık olmadığımız şekilde 60 dakikada sona eren dizinin ilk bölümünün tadı damağımızda kaldı. Dizinin kadrosunda yer alan Yasemin Allen, Saygın Soysal gibi diğer isimlerin hikayeye nasıl dahil olacağını merakla bekleyip göreceğiz.

 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi