LGBTİK hakları mücadelesine sanat aracılığıyla ifade alanları yaratmayı amaçlayan Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği’nin düzenlediği Pembe Hayat KuirFest, Türkiye ve dünya sinemasından 50’ye yakın LGBTİK temalı filmi bir araya getiren seçkisiyle, 15-22 Ocak tarihleri arasında Ankara’da, 23-25 Ocak tarihlerinde İstanbul’da seyirciyle buluşacak. 

Pembe Hayat Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Travesti ve Trans (LGBTT) Dayanışma Derneği’nce düzenlenen Pembe Hayat KuirFest dördüncü kez sinemaseverlerle buluşmaya hazır. Sinemaya kuirleştiren yapımlardan, kuir direnişi destekleyen ufuk açıcı atölyelere,  tiyatro oyunlarından sıradışı partilere yer veren festival Ankara ve İstanbul kışını renklendirmeye hazırlanıyor. Serra Yılmaz, Ayta Sözeri ve Gonca Vuslateri‘nin oynadığı, 4. KuirFest Film Festivali’nin teaser’ı yayınlandı.

[vimeo width=”600″ height=”350″ video_id=”116116371″]

Festivalin bu yıl İstanbullu izleyicilere de bir sürprizi var. Pembe Hayat KuirFest 15-22 Ocak tarihleri arasında Ankara’da gerçekleşecek gösterimlerin ardından, 23-25 Ocak tarihlerinde de Başka Sinema ev sahipliğinde İstanbul’a uğrayacak. Festivalin bu yılki mekânları Ankara’da Büyülü Fener Kızılay Sineması, Tayfa Kitapkafe ve Mek’an Sahne; İstanbul’da ise Beyoğlu Pera Sineması, Kadıköy Moda Sahnesi ve İstanbul Modern Sinema.

Programında Berlin, Cannes, Venedik, Tribeca ve Sundance gibi önemli festivallerde de gösterilmiş 50’den fazla filme yer veren 4. KuirFest; dayanışma, direniş, trans ebeveynlik, büyüme/keşfetme, spor ve aşk gibi temaları mercek altına alıyor. Seçkide en dikkat çeken filmse, aynı zamanda festivalin açılışını da yapacak olan Onur (Pride). Cannes Film Festivali’nde Kuir Palmiye ödülüne layık görülen ve geçtiğimiz ay Komedi/Müzikal kategorisinde En İyi Film dalında Altın Küre’ye aday gösterilen Onur, İstanbul Film Festivali’nin katkılarıyla Türkiye’de ilk kez KuirFest’te gösterilecek.

kuirfest-queerfest-poster-filmloverss

İngiliz Bağımsız Film Ödülleri’nden de En İyi Film, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ve En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dallarında galibiyetle dönen Matthew Warchus imzalı Onur‘un KuirFest’teki gösterimi, ödül sezonunun en çok beğeni toplayan filmlerinden birini izleme fırsatının ötesinde bir anlam taşıyor kuşkusuz. Festival bu önemli filmin gösterimini; ülkemizde taşeronlaşma, yetersiz çalışma koşulları ve ihmaller sebebiyle hayatını kaybeden maden işçilerine, aynı zamanda homofobi ve transfobi yüzünden kaybettiğimiz bütün LGBTQ bireylerin anısına gerçekleştiriyor.

Pride film still

Onur, Thatcher iktidarının en sert ve acımasız olduğu dönemlerde, 1984 yılında geçiyor ve gerçek bir hikâye anlatıyor. Londra’daki bir grup gey ve lezbiyen, ortak bir kaderi paylaştıklarını düşündükleri grevdeki madencilere bir yardım kampanyasıyla destek olmaya karar verirler. Her iki grup da baskıcı muhafazakâr hükümet, polis ve boyalı basın tarafından benzer şekilde fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kalmaktadır. Kendilerine Lezbiyen ve Geyler Madencilerle Dayanışıyor adını seçen aktivist grup, topladığı yardım paralarını birinci elden Galler’deki küçük bir maden kasabasına ulaştırmak üzere yola koyulur. Bu buluşma her iki tarafın da önyargılarını aşması ve dayanışmanın önemini kavraması açısından öğretici bir deneyime dönüşür.

pride-2-filmloverss

Warchus, bu alışılmadık ama gerçek dayanışma öyküsünün barındırdığı tüm çatışmaları mizah ve dramı başarıyla dengeleyerek izleyiciye aktarıyor. Seyircisini hem güldüren hem de ağlatan Onur, İngiliz sinemasının son 20 yıl içerisinde en büyük uluslararası başarıları arasındaki Anadan Doğma (The Full Monty), Borunu Öttür (Brassed Off) veya Billy Elliot gibi filmlerin izinden giden, gerçek bir ‘seyirci tavlayan’. Bu arada Onur‘da hikâyesi anlatılan karakterlerden, Lezbiyen ve Geyler Madencilerle Dayanışıyor üyesi Gethin Roberts’ın da konuk olarak KuirFest’e katılacağını eklemekte fayda var.

Festival Onur gösterimiyle ilişkili özel bir etkinlik çerçevesinde, iki önemli belgeseli de izleyiciyle buluşturacak. 1983 yılında Britanya Film Enstitüsü tarafından En İyi Belgesel unvanına layık görüşmüş, Genç Gey ve Lezbiyen Video Projesi gönüllülerinin yaptığı Framed Youth: The Revenge of the Teenage Perverts bunlardan ilki. Lezbiyen ve Geyler Madencilerle Dayanışıyor aktivistlerinin kendi görüntülerinden oluşturdukları All Out! Dancing in Dulais ise diğeri. Bu gösterimin ardından, All Out! Dancing in Dulais ekibinden Nicola Field’in ve Gethin Roberts’ın katılımıyla, bu önemli dayanışma örneği üzerine bir panel de düzenlenecek.

futuro-beach-filmloverss

Festival programında öne çıkan bir diğer filmse, ilk gösterimi 2014 Berlin Film Festivali’nde ana yarışmada gerçekleşen Futuro Plajı (Praia do Futuro)Madame Satã ile hatırlayabileceğiniz Karim Aïnouz’un yönettiği film, Alman bir turist ile Brezilyalı bir cankurtaranın, -filme de adını veren- Futuro Plajı’nda başlayıp Berlin’e uzanan aşk hikâyesini anlatıyor. Filmin müthiş görüntü yönetimine Suicide’dan David Bowie’ye, Fransız chansonlarından minimal teknoya uzanan zenginlikte, dinamik bir soundtrack eşlik ediyor. Aïnouz, görüntülerin ve sesin etkisini çok iyi kullanarak, tam bir atmosfer filmine imza atıyor. Son derece estetik ve homoerotik bir film olan Futuro Plajı, bir yandan da geçmişin üzerine bir perde çekerek yeni bir başlangıç yapmaktan, bellekten ve aşk acısından bahsediyor.

52-tuesdays-sali-filmloverss

Yine geçtiğimiz yıl Berlinale’de gösterilen ve Generation 14plus bölümünde En İyi Film ödülüne layık görülen Avustralya yapımı 52 Salı(52 Tuesdays) de KuirFest’in programında yer almakta. Film, 16 yaşındaki genç bir kız ve cinsiyet inşa sürecindeki  annesinin bir yılını anlatıyor. Senaryoda eşit ağırlığa sahip bu iki ana karakter aracılığıyla 52 Salıhem ergen cinselliğine hem de trans bir erkeğin değişim sürecine cesur ve detaylı bir bakış atma fırsatı buluyor. Arjantin yapımı Atlantida ise iki kız kardeşin, yetişkinlerin dünyasından koparak yaşadıkları ufak bir kaçamak aracılığıyla yine ergen cinselliğine eğilen, lezbiyen temalı bir gençlik filmi. Atlantida‘nın ilk gösterimi de Berlin Film Festivali’nde Generation 14plus bölümünde gerçekleşmişti. Inés María Barrionuevo’nun bu ilk uzun metrajlı filmi Queer Lisboa Film Festivali’nde de Mansiyon ödülüne layık görüldü. Festival programından, rahatlıkla 52 Salı’nın ve Atlantida‘nın yanına yerleştirilecek bir diğer filmse Kızlar Çetesi (Bande de filles). Festival takipçilerinin Nilüferler (Naissance des pieuvres) ve Tomboy ile tanıdıkları Céline Sciamma’nın imzasını taşıyan Bande de filles, Cannes’da Yönetmenlerin 15 Günü bölümüne açılış filmi olarak seçilmiş ve yıl sonunda da Avrupa Parlamentosu’nun verdiği Lux Prize’a aday gösterilmişti. Film, Fransa’daki etnik ve sınıfsal ayrımcılığa da eğilerek bir büyüme hikâyesi anlatıyor.

KuirFest’in bu yılki programındaki önemli bir keşifse Türkiye sinemasından geliyor. Canan Gerede’nin 1990 yapımı ilk uzun metraj filmi Robert’ın Filmi (Robert’s Movie), uzun bir aradan sonra ilk kez seyirciyle buluşacak. İçeriği kadar biçimiyle de ülkemiz sinema tarihinde ayrıksı bir noktada duran Robert’ın Filmi, genç sinemaseverler tarafından keşfedilince külte dönüşebilecek bir potansiyele sahip. Canan Gerede filmin gösterimine de konuk olarak katılacak.

Festival her sene olduğu gibi yurtdışındaki festivallerden programcıları da konuk etmeye devam ediyor. Atina Avant-Garde Film Festivali’nden Nina Veligradi ve Queer Lisboa’dan Ana David, KuirFest için hazırladıkları programlarla Ankara ve İstanbul’da olacaklar. Bunun dışında; Rotterdam’dan Kaplan Ödülü ile dönen İnceldiği Yerden Kopsun‘un (Nånting måste gå sönder) yönetmeni Ester Martin Bergsmark, ilk gösterimi Cannes’da Belirli Bir Bakış bölümünde gerçekleşen Xenia‘nın yönetmeni Panos H. Koutras, Tribeca Film Festivali’nde En İyi Belgesel ödülü için yarışan Mala Mala‘nın yönetmenlerinden Dan SicklesLesbian Avengers Eating Fire belgeseline adını veren kolektifin kurucusu aktivist, yazar ve sanatçı Kelly Cogswell, kısa filmlerinin toplu gösterimiyle Daniel McIntyre ve ödüllü kısa filmi Kırık Beyaz Laleler (Off-White Tulips) ile Aykan Safoğlu 4. KuirFest’in bu yıl ağırlayacağı isimler arasında.

KuirFest, önceki yıllarda olduğu gibi, film gösterimleri dışında başka sanat dallarından performanslara da yer veriyor. Bu kapsamda Esmeray yeni oyunu Kestirmeden Hikâyeler‘i festival çerçevesinde sahneleyecek. Festival ekibi, açılış törenini oyuncu-trans-aktivist Ayta Sözeri’nin sunacağı bu yılki festivali, verdikleri özgürlük ve eşit hak mücadelesiyle kendilerine ilham verenlere, bu mücadelede hayatını kaybedenlere, özellikle de 16 Aralık günü hayatını kaybeden Pembe Hayat üyesi Ayda Yıldırım’a ithaf edeceklerini duyurdu.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi