“Kelebek etkisi” ilk kez 1960’lı yıllarda Amerikan bilim adamı Edward N Lorenz tarafından ortaya atılan bir bilimsel teori olarak hayatımıza girdi. Lorenz tam olarak şöyle diyordu:  “Amazon Ormanları’nda bir kelebeğin kanat çırpması, ABD’de fırtına kopmasına neden olabilir. Farklı bir örnekle bu, bir kelebeğin kanat çırpması, dünyanın yarısını dolaşabilecek bir kasırganın oluşmasına neden olabilir.”  Aslında bu teori aynı zamanda günlük hayatın bir gerçeğini yansıtıyordu. Yani kendi hayatınızda yaptığınız en ufak bir hamle bile bir başka zamanda bir başka insanın hayatına etki edebiliyor. Bu fikirden hareketle sonsuz olasılıklar ve seçme-seçilme ihtimalleri dahilinde uzun ve bir o kadar derin bir konuya giriş yapabiliriz. Genelde fantastik ya da bilim kurgu eserler üzerinden sunulan konu yönetmen Fernando Meirelles’in ellerinde bambaşka bir hale bürünüyor.

360 filmi, dünyanın farklı noktalarında yaşayan sıradan insanların bir noktada kesişen hayatlarını ve yaptıklarından dolayı birbirlerinden etkilenen hayatlarını konu alıyor. Açılış sahnesiyle gidişatı konusunda meraklandıran 360, yaptıkların 360 derece sana geri dönecektir türünden karma göndermeli mesajlar vererek paralel hayatlar ve evrenler konusunu farklı bir perspektiften değerlendiriyor. Ancak, film dağınık gidişatı ve ağır sahneleriyle izleyiciyi filme bağlamaktan uzak kalıyor. Birçok konuyu aynı anda vermeye çalışarak hemen hemen her değişen sahnede farklı insanı ve kültürü konu almayı hedefleyen Meirelles, konuyu öylesine ağır işlemeyi tercih ediyor ki izleyici konudan kopmamak için ekstra bir çaba sarf ediyor. Aldatmak ve yalanlar üzerine kurulu 360, ilgi çekici senaryosuna rağmen yarattığı sıkıcı atmosfer ile Meirelles’i, Tanrı Kent (City of God- Cidade de Deus) ile hatırlamayı tercih ederim diye düşündürüyor.

Tanrı Kent isimli kitaptan aynı isimle uyarlanan 2002 yapımı bol ödüllü filmle oldukça başarılı bir işe imza atıp geniş kitlelerden büyük övgü alan Meirelles’in bir diğer uyarlama filmi olan Körlük (Blindness) için aynı düşüncelere sahip değilim. Oldukça başarılı bir öyküyü izleyiciye aktarmada başarısız kaldığını düşündüğüm yönetmen ne yazık ki 360’da da beklediğim başarıdan oldukça uzak. Tanrı Kent’de yakaladığı başarının ardından çekeceği her filmi heyecanla beklediğim yönetmenin bendeki büyüsünü kaybetmek üzere olduğu ise kötü bir gerçek.

Jude Law, Anthony Hopkins ve Rachel Weisz gibi ünlü Hollywood yıldızlarının yanı sıra kendi ülkelerinin başarılı aktör ve aktrisleriyle donatılan oyuncu kadrosu filmin izlenebilmesi için elde kalan tek sebep olarak gözüküyor. Jude Law’ın her geçen gün yaşlanarak daha farklı rollere doğru ilerleyişini görürken Hopkins’in kısa süreli rolünün bir oyunculuk dersi olarak geçmesi, filmin ardından soundtracklerle birlikte hissettiğim tek olumlu histi.

Meirelles’in Tanrı Kent’te yakaladığı başarının yanı sıra, az önce bahsettiğim kaliteli oyuncu kadrosuna güvenen 360, vasatın bir basamak dahi üstüne çıkamayan bir film. Açıkçası, izlerken birkaç dakikalığına da olsa derin düşüncelere daldıran ve hayatın gerçeklerini sorgulatan filmin bana tek olumlu katkısı da bu oldu. Tüm bunlara rağmen, kendinize göre haklı bir sebep bulup 360’ı izlemek isterseniz sizlere iyi seyirler dilerim.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi