Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından 1982 yılında, bir sinema haftası olarak başlayan ve bu yıl 35. yaşını kutlayan İstanbul Film Festivali bu yıl muazzam bir seçki ile izleyici karşısına çıkmaya hazırlanıyor! Tam tamına 221 filmin gösterileceği festivalde, herkesin kendinden bir parça bulacağı filmler seçkisi yer alıyor. Ben de bu seçki içerisinden küçük bir küme yaratmaya ve festival ruhunu bir mikro kozmos alanında 50 film önerisi ile burada yaratmak istedim. Bu 50 film ve daha fazlası sizi 35. İstanbul Film Festivali’nin beyazperdelerinde bekliyor olacak, kaçırmayın!

İstanbul Film Festivali, 35. yılında da dünya sinemasının en yeni örneklerinden kült yapıtlara, Türkiye sinemasının en yenilerinden klasiklere, yeni keşiflerden başyapıtlara, gizli hazinelerden iz bırakan filmlere, zengin programını izleyicilere sunmaya devam ediyor. Festival programında 187 uzun metrajlı, 10 kısa ve 24 deneysel film yer alıyor. Tüm filmlere bakmak biraz zamanınızı alıyor doğruyu söylemek gerekirse fakat asla nasıl geçtiğini anlamadığınız bir zaman geçişi oluyor bu. Programın içerisinde kaybolmak sizi bir filmde kendinizi bulmanızı sağlıyor ve bir film içerisinde kendinizle karşılaştığınızda tarifi imkansız bir sessizlik kaplıyor içinizi ve karşılaştığınız filmi beyazperdede görmek için can atmaya başlıyorsunuz ve bu çığlıklarınız diğer filmlerin heyecanı ile birbirine karışıyor. Fakat bazen durum sadece kendinizi bulmak olmuyor filmlerde. Aynı zamanda bir soyutlama içerisine de girdiğiniz oluyor. Wilhelm Worringer’in bahsettiği gibi insan bir sanat yapıtının karşısına geldiği an yapıtla gözleri bir ilişki içerisine giriyor. İnsan sanat yapıtı karşısında ya gördükleri ile empati yapıp bir haz ve beğeni hatta etkilenme içerisine giriyor bazen de tamamen bir ululuk söz konusu oluyor. Mona Lisa karşısına gelen gözler kendisiyle ve hayatındaki biriyle Mona Lisa’yı empati yoluyla, benzetme yoluyla bir ilişkiye soktuğu anda Mona Lisa’dan etkileniyor. Fakat bununla beraber bir piramidin karşısına çıktığı anda insan hayretler denizine sürükleniyor. Burada onun etkilenmesi empatiden değil tamamen soyutlamadan geliyor. Piramidin ululuğu karşısında insan karşısındaki yapıttan kendini ve çevresini düşünmeden etkileniyor, somut dünya düzleminden çıkıyor. İşte İstanbul Film Festivali’nin bu yılki programına bakarsanız siz de tam bunları hissedeceksiniz. Dediğim gibi bazı filmlerde kendinizi ve çevrenizi bulup heyecana kapılacak ve sessiz çığlıklarınızın sesi olması için beyazperdeye koşacaksınız ya da filmin altında kendinizi ufacık hissedip o ululuğu daha yakından hissetmek için sinemaların yollarını arşınlayacaksınız. İşte tüm bu kendimizden bir parça görüp merak ettiğimiz ya da kendimizden bir şeyler yakalamasak da içerisine girdiğimizde etkilenmekten başka hiçbir şey yapamadığımız o ulu filmler bu sene 35. kez karşımıza gelmeye hazırlanıyor. 7 Nisan’da başlayacak olan ve 11 gün sürecek festivalle henüz günler varken ben burada bir festival ruhunu yaratmak istedim ve aramızda oluşturacağımız bu ruhu festival salonlarına kadar sıcak tutmak istedim. O yüzden de burada sizinle yaratacağımız mikro kozmosumuzda küçük bir heyecan kırıntısı manifestosu yapmak için festival programından 50 film önerisi seçtim ve derledim. Belki bu filmlerin birinde karşılaşır ve beyazperdede bazen kendimizi görüp hayretler içine düşer bazen de sadece sessizce oturur büyüleniriz. Şimdiden herkese iyi seyirler ve iyi festivaller!

35. İstanbul Film Festivali’nden 50 Film Önerisi!

11 Minut

Polonya sinemasının usta ismi, İstanbul Film Festivali’nin Yaşam Boyu Başarı Ödülü sahibi Jerzy Skolimowski’den yenilikçi, taze ve dinamik bir film. Varşova’da geçen filmin öyküsü, bir sosisli sandviç satıcısından Hollywood yapımcısıyla görüşen bir oyuncuya dek birçok karakterin hayatlarında yaklaşan bir kıyametin hissedildiği aynı 11 dakikaya odaklanıyor. Kara mizahın da ihmal edilmediği film, çağımızın felaket kapıda hissini, iç içe geçen kurgularla veren bir gerilim. Polonya’nın Oscar adayı olan 11 Dakika, Skolimowski’nin sinemadaki dil arayışının hiç bitmediğinin bir göstergesi.

Neden İzlenmeli? Şu an içerisinde bulunduğumuz kaotik düzenden ve her an bir ölüm kapıdaymış hissi yaratan havadan kaçmak yerine onunla yüzleşmek için izlenmeli belki de.

La Calle de la Amargura

Meksika sinemasının 1960’lardan bu yana üretken bir şekilde film yapan, en büyük yönetmenlerinden Arturo Ripstein yeni siyah-beyaz filmi Acı Sokağı’ndan bahsederken “Gerçeklik fani bir durumdur” diyor, “Hakikate mahkûm olmaktansa bir şeyler uydurmayı tercih ederim”. Yönetmenin bu seferki kahramanları, yaşlıca iki seks işçisi. Hiç hesapta yokken ağır bir suça bulaşıyor ve tutuklanıyorlar. Ripstein’ın dünyası ve görüntü yönetmeni Alejandro Cantu’nun kamerası, hayal kırıklıklarıyla dolu bu hayatların hikâyesinde buruk bir büyülenme hissini beraberinde getiriyor.

Neden İzlenmeli? Seks işçisi iki kadının hayatına bir pencereden bakmak belki de içimizde var olduğundan bile haberimiz olmayan tabularımıza iyi gelebilir ve köklerini sallamamızı sağlayabilir.

Songs My Brothers Taught Me

ağabeyimin - bana - öğrettiği - şarkılar - filmloverss

Yapımcıları arasında Amerikalı ünlü oyuncu Forest Whitaker’ın da yer aldığı Chloé Zhao’nun bu ilk filmi, Amerika bağımsız sinemasına kaybettiği ruhu getirdiği için alkış topladı. Güney Dakota’daki Amerika yerlilerine tahsis edilen yerleşim bölgesinde geçen film, 17 yaşında bir ağabey ile 13 yaşındaki kız kardeşi arasındaki bağı işlerken, yuvayı terk edip edememek sorusu üzerinde duruyor. Filmin geçtiği bölgede dört yıl yaşayan yönetmen Zhao, melankolik bir aile hikâyesini güzel görüntüler eşliğinde şiirsel bir dille anlatıyor. Film, ayrıca bu özel bölgedeki Amerika yerlileri topluluğunun dinamikleri ve sosyal ilişkilerini de gözler önüne seriyor.

Neden İzlenmeli? Bilinmeyen bir yere şiirsel bir görsel ve yetenekli bir rehber ile gitmekten öte bir aile dediğimiz kurumun başka bir yüzünü görmek bazı taşları yerine oturtabilir.

Mediterranea

Ayiva ve Abas… Memleketleri Burkina Faso’yu geride bırakmışlar ve kendilerini Libya’da bir limandan yola çıkıp İtalya’ya varacak bir bota atmanın derdindeler. İzini sürdükleri bu kaçış tüneline dair çok az şey biliyorlar, yol üzerinde ne denli nefret dolu düşmanlarla ve nasıl bir şiddetle karşılaşabileceklerine dair ise hiçbir fikirleri yok. Jonas Carpignano’nun belgesel yapar gibi sağlam gözlemlere dayandırdığı ilk uzun metrajlı filmi Akdeniz, geçtiğimiz yıl Cannes Eleştirmenler Haftası’nda adından söz ettiren, can yakıcı bir dram.

Neden İzlenmeli? Denizden boğulmak. Hem de özgür olmak için yapılan bir yolculuk sırasında yersiz yurtsuz kalmışken denizin sizi alması ya da karada sizi alacakların beklemesi, korkuyu hissetmek için izlenmeli belki de.

Un etaj mai jos

alt - kat - filmloverss

Patrascu hayatına normal seyrinde devam etmekten başka hiçbir şey istemiyor; hayattan tek beklentisi bu: Kimselere göz açtırmayan bir istikrar. Ancak bir gün oturduğu apartmandaki bir daireden yükselen kavga gürültüye tanık oluyor, bu kavga bir süre sonra sadece onun farkında olduğu bir cinayetle taçlanıyor. Şimdi Patrascu ne yapmalı? Ya sessiz kalarak sürekli kapısını aşındıran katil şüphelisinin gönlünü hoş tutacak ya da başına “vicdanına yenik düşmek” gibi fena bir dert alacak… Usta Romen yönetmen Radu Muntean’ın Cannes Belirli Bir Bakış’ta övgüye boğulan filmi, insan ruhunu anlayan birçok film gibi, Suç ve Ceza’yla dirsek temasında.

Neden İzlenmeli? Dış dünyadan kaçmak bazen kolaydır fakat kapılar ne kadar sıkı kapatılırsa kapatılsın kapının içinden geçebilen düşünceler ve duygular nasıl dışarıda bırakılır ve kayıtsız kalınır?

Anadolu Masalları

anadolu - masalları - filmloverss

“Kahraman olmak için yola çıkmak, evi terk etmek gerekir” der Gökdemir İhsan. Masal, bir kahramanın yolculuğunu, bu yolculukta karşılaşılan dostları ve düşmanları, aşılan engelleri, zorlu, korkutucu mücadeleleri ve elde edilen hikmeti anlatır. Belki de Joseph Campbell’ın işaret ettiği gibi aslında bu, tüm insanlığın yolculuğudur. Anadolu Masalları, yüzlerce yıldır anlatılan anonim masallardan ortaya çıkan kolaj bir masal üzerinden hareketle, masal anlatıcılarının, uzmanların ve akademisyenlerin rehberliğinde, bir kadim anlatım olan masalların ve bu formun hikmetinin peşindeki bir arayışın hikâyesini anlatıyor.

Neden İzlenmeli? Toprağın sessiz olduğunu düşünmek gözleri ve kulakları kapatmaktan başka bir şey değildir. Görmeyi iyi bilirseniz toprak size hikayesini anlatır tıpkı masallarda olduğu gibi. Masalların vücut bulmasına tanık olmak için izlenmeli.

Interruption

ara - filmloverss

Antik Yunan tragedyası Orestes’in postmodern bir adaptasyonu, sahneye çıkan genç bir adamın mikrofonu devralmasıyla kesilir. Genç adam, kendini koronun bir üyesi olarak tanıtır ve sahnelemekte olan oyunu interaktif bir deneyime çevirir. Sahneye davet edilen bir grup seyirci çabucak oyuna dahil edilir. Sahne ise “Orestes bugün yaşasa ne yapardı?” sorusunun cevabının arandığı bir foruma dönüşür. Ancak eğlenceli başlayan bu oyun giderek kontrolden çıkmaya başlar ve korkutucu bir hal alır. Ara’nın gerçek bir “rehinelerin rehin alındıklarını fark etmedikleri bir adam kaçırma olayı”ndan esinlendiğini söyleyen yönetmen Yorgos Zois, tek mekânda geçen gerçek zamanlı bu gerilimi, baştan sona ilginçliğini koruyan bir metin ve etkileyici bir görüntü yönetiminin etkisiyle soluksuz izletiyor.

Neden İzlenmeli? Eğer bir yerde iradenizle kaldığınızı size düşündüren bir kişi veya kurum varsa siz orada esir olduğunuzu düşünmezsini fakat özgürlük nerede başlar, düşünce nerede biter sorusu ince bir çizgidir.

Zjednoczone Stany Milosci

aşk - birleşik - devletleri - filmloverss

90’lar Polonya’sında dört kadının mutsuzluklarından kaçmaya çalışma ve hayatlarında tutku ve sevgi arama hikâyesi. Polonya sinemasının yeni neslinin öne çıkan yönetmenlerinden Tomasz Wasilewski, üçüncü uzun metrajlı filmi Aşk Birleşik Devletleri’nde eski yerel güzellik kraliçesi, bir okul müdürü, uzun bir evliliğin sıkıntılarını yaşayan bir kadın ve yaşlı bir okul öğretmeni üzerinden güçlü kadın portreleri sunuyor. Melankolik, renklerin solduğu atmosferi içinde hem mesafeli hem dokunaklı olan öykü, dönemin Polonya’sının siyasal ve toplumsal değişimini arka plana alıyor. Filmin görüntü yönetmenliğini ise 4 Ay, 3 Hafta, 2 Gün; Tepelerin Ardında, Sislerin İçinde gibi başarılı filmlerle tanınan Romanyalı Oleg Mutu üstleniyor.

Neden İzlenmeli? Zamansızlık içeren bir dönem hikayesi her zaman en gerçekleri hissettirebilenler olmuştur. 4 kadından yola çıkarak bir kadına indirebileceğimiz bir hikayede zamansız bir yerlerde, sorunlarda ve arzularda duruyoruz gibi gözüküyor.

I Am Belfast

ben - belfastım - filmloverss

Ünlü Sinemanın Hikâyesi belgeselinde 15 saat boyunca anlatan Mark Cousins bu kez anlatmaktan ziyade “dinleyen” belgeselinde, Kuzey İrlanda’nın başkentine, Belfast’a kulak kabartıyor. Akıldan ziyade duyulara hitap eden Ben Belfast’ım, turun rehberliğini yol boyunca pek ilginç şeyler göstermeye namzet bir kadına bahşediyor, sıradan bir turistin göz ardı edeceği yollardan yürüyen bir kadına… Fakat bir süre sonra bu kadının hikâyesi derinleşiyor, geçmiş bir anda yolda beliriveriyor, kadın şehre dair her şeyi hatırlamaya başlıyor… Ben Belfast’ım, bir hatırlayışın postmodern belgeseli.

Neden İzlenmeli? Şehrin sokaklarında yürümek veya bir manzaranın karşısında durmak sadece bakmak ile alakalı değildir aynı zamanda görmenin ötesindeki bir tesir alanıdır ve bunun için orada olmak gerekmez.

Ich und Kaminski

ben - ve - kaminski - filmloverss

On iki yıl önce çektiği son kurmacası Elveda Lenin! dünya çapında bir hite dönüşen Wolfgang Becker’in uzun zamandır yolu gözlenen yeni filmi Ben ve Kaminski, Almanya’nın en parlak genç yazarlarından Daniel Kehlmann’ın romanından beyazperdeye uyarlandı. Filmin başkarakteri Sebastian Zöllner, ressam Manuel Kaminski hakkında bir makale yazmakta olan genç bir gazetecidir. Bir yandan işini tamamlamaya çalışırken, diğer yandan makalesini doğrudan paraya çevirebilmek için Kaminski’nin bir an önce ölmesini dilemektedir. Daniel Brühl ile Jesper Christensen’in karşılıklı döktürdükleri Ben ve Kaminski, alabildiğine oyuncaklı bir dram.

Neden İzlenmeli? Wolfgang Becker’ın dönüşünü kutlamak yeterli bir sebepken işin içine usta oyuncular girince merak edilmemesi zor bir film.

Benim Kendi Hayatım

benim - kendi - hayatım - filmloverss

Ağabeyinin ani ölümünden sonra babasına bakmak üzere köye gitmek zorunda kalan Adnan, çok sevdiği sinema çalışmalarını yarıda kesmemek için kendi yaşadığı hayatı filmleştirme fikrini de yanına alıp bu uzun yola çıkar; fakat bu o kadar da kolay olmaz. Filminde kendi hayatından kurguladığı olayları anlatmaya çalışan Adnan gerçekte hiç beklemediği ve istemediği olaylarla karşılaşır. Kurgulanan dünya ile gerçek olan arasında bir bulanıklık hasıl olur. Her bir insanın birbiriyle olan ilişkileri birer birer gün yüzüne çıkmaya başlar.

Neden İzlenmeli? Realite ve kurgu arasındaki ince çizginin bazen hepimiz için flu aldığı bir zamanda özellikle realiteden kaçma isteği ve kurguda kaybolma korkusu filmi izlemek için sizi kamçılayabilir.

Peace to Us in Our Dreams

bize - rüyalarımızda - huzur - ver - filmloverss

Bir yaz günü. Bir baba, annesinin ölümünden sonra yalnızlaşan kızı ve şu anki eşi hafta sonunu geçirmek üzere bir köy evine seyahat ederler. Uzaktan bakınca mutlu bir aile tablosu için gereken her şey vardır; ancak gerçekler her zamanki gibi beklentilerin çok ötesindedir. İki insan birbirini ne kadar severse sevsin, hayat, dizginlerini tuttuğu kahramanlarını bambaşka kaderlerin içerisine hapsedecektir. Litvanyalı usta yönetmen Sharunas Bartas’ın uzun zamandır beklenen, prömiyerini geçtiğimiz yıl Cannes’da yapan Bize Rüyalarımızda Huzur Ver’i yılın en yürek parçalayıcı filmlerinden biri. Üstelik filmin oyuncu kadrosunda yönetmen ve kızı da yer alıyor.

Neden İzlenmeli? Yolların ne zaman, nerede ve niye kesiştiği sorusu her zaman ya kader ya da tesadüf üzerine atılır fakat insanın sonuçlara katlanması ve yüzüne tokat çarpması yaşanması gereken durumlardır. Bu film de belki sizin için bir tokat olabilir.

Ejdeha Vared Mishavad!

bir - ejderha - uyanıyor - filmloverss

İran, 1965. İran başbakanı parlamentonun önünde öldürülür, politik bir tutuklu intihar eder, üç tuhaf adam turuncu bir Chevrolet ile bir mezarlığa varır. Bir Ejderha Uyanıyor!’da polisiyeyle dram, bugün ve geçmiş, mit ile hakikat, kurmaca ile gerçek birbirine evriliyor. İran sinemasının dikkat çeken yönetmenlerinden Mani Haghighi’nin beşinci uzun metrajlı filmi, Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı için yarıştı. Görkemli görsellikle, stil ve karizmayı ve çok katmanlı bir hikâyeyi birleştiren Bir Ejderha Uyanıyor! son dönem İran sinemasının en özgün örneklerinden.

Neden İzlenmeli? Son yıllarda inkar edilemez gerçekler arasında yer alan İran Sinemasının muazzamlığı bu sene de bizi etkisi altına alacak gibi duruyor. Haghighi ve işleri her zaman gözün görmesi gerekenlerdendir.

Rodinny film

bir - aile - filmi - filmloverss

Yıl boyunca gösterildiği festivallerde övgülere boğulan bu Çek filmi, aile krizi hikâyelerine yeni bir soluk getiriyor. Biri lise diğeri üniversite öğrencisi çocuklarını evde bırakarak tatile çıkan Irena ve Igor, işlerin sarpa saracağını hiç tahmin etmemektedir. Ne de olsa teknoloji yardımıyla video görüşmeler yapmak ve evde olan biteni takip etmek artık mümkündür. Ancak hem kendi seyahatleri hem de evde yaşananlar tatsız gelişmelere gebedir. Genç yönetmen Olmo Omerzu, bu ikinci uzun metraj filminde, hem biçim hem de içerik açısından seyircinin beklentileriyle ustalıkla oynuyor. Baştan sona sürprizlerle dolu olan Bir Aile Filmi’nin oyuncu kadrosundaki köpeği de kolay kolay unutamayacağınızı ekleyelim.

Neden İzlenmeli? Konusunun sizi alıp götürdüğü ve içinizdeki merak ateşini yakan filmlerden biri! Mutlaka spoiler duymadan ve heyecanı kaçmadan izlenmesi gereken yapıtlardan.

Closet Monster

dolaptaki - canavar - filmloverss

Dolaptaki Canavar, bizleri genç bir eşcinsel erkeğin hayal dünyasına davet ediyor. Çocuk yaşta anne ve babasının ayrılmasıyla içine kapanan Oscar, kendisini fantastik kıyafetler ve maketler tasarlamaya verir. Yıllar sonra, sinema okuma hayaliyle üniversiteye girmeye hazırlanırken, en yakın arkadaşı ve tek sırdaşı çocukluğundan beri yanında olan hemstırı Buffy’dir. Bir gün işte tanıştığı Wilder dengeleri değiştirir; Oscar ilk kez âşık olur. Stilize bir görselliğe ve dinamik bir soundtrack’e sahip olan bu gençlik filmi, umut vaat eden bir yönetmeni müjdeliyor. Hamster Buffy’yi ünlü oyuncu Isabella Rossellini seslendiriyor.

Neden İzlenmeli? Koltuklarda oturmaya zorlanarak izlenecek filmlerden biri! İçinizi kıpır kıpır eden ve hem gözünüze hem de kulağınıza ilaç olacak bir film ve aynı zamanda büyüme ve kabullenme filmi!

Born to Be Blue

doğuştan - kederli - filmloverss

Doğuştan Kederli, merkeze aldığı efsane trompetçi Chet Baker’ın müziğine yakışan yaratıcı bir yapım. Kanadalı sinemacı Robert Budreau, caz müziğin James Dean’i olarak tanımlanan Baker’ı biyografik öğeler içeren kurmaca bir öykünün içine yerleştiriyor. Baker, uyuşturucu bağımlılığıyla geçen yılların ardından kendiyle ilgili bir filmde rol alır. İşler beklendiği gibi gitmese de pes etmez. Onu caz dünyasında hak ettiği yere taşıyacak bir dönüş planlar. Baker rolünde ünlü aktör Ethan Hawke’ı izlediğimiz film 1950 ve 1960’ların caz dünyasına da yer veriyor.

Neden İzlenmeli? Baker’ın ruhu içerisinde bir Hawke görmek yeter de artar bir neden.

Ji-geum-eun-mat-go-geu-ddae-neun-teul-li-da

doğru - zaman - filmloverss

Bir soruya verilen dürüst bir yanıt veya samimi bir jest, iki insanın ilişkisini tamamen değiştirebilir. Martin Scorsese’nin Güney Kore’nin Woody Allen’ı olarak tanımladığı Hong Sang-soo, Doğru Zaman’da bunu gösteriyor. Film, bir yönetmen ve tanıştığı ressam bir genç kadının geçirdikleri birkaç saatin iki farklı versiyonunu izleyiciye sunuyor. İki karakterin iletişiminin nüanslarla birbirinden ayrıldığı bu iki versiyonda, işlerin nasıl yolunda gidebileceği veya gitmeyeceği, müthiş oyuncu performansları eşliğinde gözler önüne seriliyor. Hong Sang-soo bu dokunaklı, mizah dolu filminde inceliklere zaman ayırıyor.

Neden İzlenmeli? İnsan doğası gereği hafızası tarafından hep yol üstü bırakılan bir canlıdır. Hep hatırlanmak istenen hatırlanır ya da bilinç her zaman oyunlar peşindedir, bu karmaşayı üçüncü bir göz olarak izlemek ise ilişkilerimiz için bir ilaç olabilir.

The Mighty of Her

disiligin - muktedirligi - filmloverss

“Dişiliğin Muktedirliği” adlı seçki, dönemin önde gelen kadın yönetmenlerinin, feminist ve kuir dünya görüşlerini ortaya koyduğu çalışmaları içeriyor. Seçkideki üç film, aynı zamanda sinemayı eril bakışın egemenliğinden çekip çıkarmayı da hedeflemekte. Chick Strand’ın Hafif Kurgu adlı filmi kadın şehveti üzerine kişisel bir belgesel denemesiyken, diğer tarafta Barbara Hammer, Çifte Kuvvet’te lezbiyen bir ilişkiye ve onun dinamiklerine odaklanıyor. Anne Severson’ın radikal filmi Büyük Çakranın Yakınında ise çeşitli yaş gruplarından kadınların vajinalarının yakın plan görüntülerinden oluşmakta.

Neden İzlenmeli? Sinemadaki eril düşünceye ve erkek bakış açısına karşı yapılan işlerin öncülerinin işlerini beyazperdede tekrar izleyebilme şansı duymak ve eril hegemonyaya karşı ses çıkarmak için kesinlikle izlenmesi gereken bir seçki!

Bei xi mo shou

dev - canavar - filmloverss

Moğolistan’ın göz alıcı doğasını yok eden, kül ve kömürden oluşan siyah dağlar; madencilerin ifadesiz yüzleri ve ömürlerini tüketen akciğer hastalıkları… Bu üretimin sonucu ise kimsenin yaşamadığı, 1 milyon kişi kapasiteli bir hayalet şehir. Çin sinemasının yükselen bağımsız yönetmeni Zhao Liang, adını Eski Ahit’teki bir canavardan alan belgeseli Dev Canavar’da ülkesinin aşırı üretiminin insan ve doğa üzerindeki yıkıcı etkisini nefes kesen bir estetikle gösteriyor. Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan adayı Dev Canavar’da, sadece Çin’i değil dünyanın halini resmediyor.

Neden İzlenmeli? Tek tanrılı dinler ile beraber kendini doğanın efendisi sanan daha doğrusu kendisine verilen bu güç insanı çıldırtmış durumda. Bu gücün yok edici etkisini duyurmak için mükemmel bir şans.

Ha’har

dağ - filmloverss

Dünya prömiyerini Venedik Film Festivali’nin Ufuklar bölümünde yapan Dağ, Kudüs’te çok eski bir Yahudi mezarlığının yer aldığı Zeytin Dağı’nda geçiyor. Ortodoks Yahudisi dindar bir kadın olan Tzvia’nın dört çocuğu, kocası ve ev işleri arasına sıkışmış bir hayatı vardır. Tzvia, çocuklar okulda, kocası işteyken mezarlıkta yürüyüşe çıkar. Bir gece, bir kadınla bir erkeğin mezarlıkta sevişmesine tanık olur. Bu rahatsız edici manzara karşısında şok olsa da daha çok keşfetme arzusuyla günlük rutinin yanında yürüyüşlerine devam eder. Böylece Dağ’ın öteki yüzünü keşfeden kadının değişimi de başlamış olur. Dağ, mekânın ruhunu yakalayışı ve odaklandığı kadın karakteri işlemedeki başarısıyla övgü toplayan bir ilk film.

Neden İzlenmeli? Çok ince bir sınırda gezen bir film olduğu için iyi mi kötü mü kıstası yapılması için izlenmeli. Kadın cinselliğine olan yaklaşımın bağnazlığı ve yobazlığının yanında bir özgürlükçü yaklaşım da filmden çıkabilir, bu da tüm merakı üzerine çekmesine bir neden niteliğinde.

Çırak

çırak - filmloverss

Alim, terzilik yapan Yakup Usta’nın yanında on beş yıldır çıraklık yapmaktadır. Takıntılı ve ölmekten aşırı derecede korkan bir insan olan Alim, hayatını monoton bir çizgiye hapsetmiştir. Sabah dükkânı açar, ustası gelene kadar ya uyuklar ya da televizyon izler. Akşam ise Kahveci Kemal’le birlikte, onun arabasında evinin yolunu tutar. Televizyonda izlediği bir haberde LPG’li araçların güvenli olmadığını, durup dururken patlayabileceklerini öğrenen Alim, Kemal’in arabasını ve bindiği taksileri kontrol etmeye başlar. Her defasında LPG’li araçlarla karşılaşır. Bu yüzden dükkâna daha yakın bir yere taşınmaya karar verir. Yaşamındaki bu küçük değişiklik Alim için bir dönüm noktası olacaktır.

Neden İzlenmeli? Artık toplu taşıma araçlarını kullanırken veya kalabalık olan bir yerden yürürken hissettiğimiz paranoya ve korkunun bir bireyde bir mikro yaşamda aktarılmasını görmek yalnız olmadığımızı hissettirebilir.

Eva Doesn’t Sleep

evaya - huzur - yok - filmloverss

1952 yılında, Arjantin’in sevilen First Lady’si Eva Peron kanserden öldüğünde bedeni sergilenmek için mumyalanır. Üç yıl sonra askeri darbeyle devrilen Juan Peron ülkeyi terk etmek zorunda kalır. Artık Eva’nın cansız bedenini askeri cunta kontrol etmektedir, hem de bu bedenin sahip olduğu yıkıcı politik kuvvetin farkındalığıyla… Arjantin sinemasının yeni nesil en heyecan verici yönetmenlerinden biri olan Pablo Agüero, cansız bir beden üzerinden ülkesinin acılarla ve hayal kırıklıklarıyla yoğrulmuş yakın tarihine ışık tutuyor. Görsel tercihleriyle bazen bir kâbusa bazen ise bir rüyaya çalan Eva’ya Huzur Yok, Gael García Bernal’e de kariyerinin en ilginç rollerinden birini bahşediyor.

Neden İzlenmeli? Beden ve ölüm üzerine olan ilişkinin ve kralın iki bedeni üzerinden yapılan bir kurgunun görsel şöleni güç, iktidar, beden ve tanrısallık olgularını içimizde çarpıştıracak güçte olabilir.

Evolution

evrim - filmloverss

Lucile Hadzihalilovic’in yeni filmi büyüleyici bir rüya ile kan donduran bir kâbus arasında gidip geliyor. Aynı yaştaki erkek çocuklar ve onlara bakan genç kadınlarla dolu bir sahil kasabasındayız. Küçük Nicolas sahilde yüzerken bir cesetle karşılaşıyor ve hayatının gerçekliğini sorgulamaya başlıyor. Hadzihalilovic, 10 yıl önce festivalin Uluslararası Yarışma bölümünde FIPRESCI Ödülü’nü kazanan filmi Innocence / Masumiyet’in ardından Evrim’le nihayet geri dönüyor. İlk gösterimi Toronto’da yapılan film, zamanında Masumiyet’in çarpıcı görselliğine hayran kalanların beklentilerini boşa çıkartmayacak.

Neden İzlenmeli? Yetenekli bir yönetmenin uzun yıllardır beklenen yeni işi özellikle ilginç bir konu ve karmaşa ile beraber gelirse kaçırılmaması gerekenler arasında elbette yerini alır.

Kanashimi no Beradonna

hüzünlü - belladonna - filmloverss

Sinema tarihinin en sıradışı, cüretkâr ve psikedelik animasyonlarından biri. Fransız tarihçi Jules Michelet’in La Sorcière isimli kitabından uyarlanan film, köyün baronu tarafından tecavüze uğradıktan sonra şeytanla anlaşma yapan Jeanne’ın hikâyesini anlatıyor. 14. yüzyılda geçen bu Japon animasyonu, cinsellik üzerine adeta bir metafor bombardımanı, tabu yıkıcı ve kafası dumanlı bir film; tarot kartlarının imge dünyası ile Gustav Klimt ilhamlı bir görsel şölen. Son yılların en önemli keşiflerinden biri olarak gösterilen Hüzünlü Belladonna, ilk çıktığı yıllardan bu yana uzun süre ulaşılamayan bir filmdi. 2015’te restore edildi ve Amerika dahil dünyanın pek çok ülkesinde ilk kez 2016’da gösteriliyor.

Neden İzlenmeli? Böylesine cesur ve dinamiği yüksek hem aktivist hem de yaratıcı bir işin karşısında duyulacak hayranlık göz ardı edilmemeli ve böyle bir şans geri döndürülmemelidir!

Demon

iblis - filmloverss

Geçtiğimiz yıl filminin yarıştığı Gdynia Film Festivali sırasında kaldığı otel odasında intihar eden Polonyalı yönetmen Marcin Wrona’nın vasiyet filmi, Piotr isimli genç bir adamın, bir arkadaşının kız kardeşiyle evlenmek üzere İngiltere’den memleketi Polonya’ya dönmesiyle başlıyor. Müstakbel eşinin ailesine ait terk edilmiş bir eve yerleşen Piotr, daha ilk günden garip sesler duyuyor ve gelinlikli bir kadının hayalini görüyor. Ertesi gün evin bahçesinde gerçekleşen düğün ise peşpeşe gelişen tekinsiz olaylarla bir kâbusa dönüşüyor. Son yılların en özgün ve en çarpıcı korku filmlerinden biri olan İblis, Polonyalı usta besteci Krzysztof Penderecki’nin müzikleriyle daha da ürkütücü bir hal alıyor.

Neden İzlenmeli? Korku filmlerinin hiçbir zaman büyük bir kitle tarafından beğenilmemesi gibi bir özelliğinin olması korku filmlerine ilgiyi arttırıyor çünkü bireysellik de artıyor. O yüzden yılın en merakla beklenenlerinden biri için herkes şansını denemeli!

Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi