Önceki Sayfa1 / 10Sonraki Sayfa

Her yıl olduğu gibi bu yıl da tam vize dönemine, en yoğun çalıştığınız günlere ya da şehir dışında akraba ziyaretine çıkacağınız o lanetli iki haftalık döneme denk gelen İstanbul Film Festivali; 4-19 Nisan tarihleri arasında, 34. kez gerçekleştirilecek. 200’den fazla filmi içeren programı nedeniyle izleyeceğimiz filmleri steril bir laboratuvar ortamında, saatlerce süren bir çabanın ardından belirleyebildiğimiz festivalde yine yok yok. Altın Lale ve Sinemada İnsan Hakları yarışma filmlerinin yanı sıra Akbank Galaları, NTV Belgesel Kuşağı ve Dünya Festivallerden bölümleri, festivalin zaten olmazsa olmazları. Bunlar beni kesmez diyen keşif meraklıları için Antidepresan, Mayınlı Bölge ve Geceyarısı Çılgınlığı bölümleri, saklı hazineler barındırıyor. “Yemek güzel de tatlı nerede kaldı?” diye soranlar için ise dört yeni bölüm var: Aile Bağları, Balkanlar: Ateşin Sineması, Yeni Alman Canlandırma Sineması ve Özel Gösterim: Ufak Hakikatler.

Kısacası herkesin kendinden bir şeyler bulacağı festival programından radarımıza yakalanan 50 film belirledik. İçlerinde uzun süredir beklediğimiz filmler olduğu gibi plase ve sürpriz önerilerimiz de var. “En güzel film, sizin kendi kendinize keşfettiğiniz film” olsa da merak etmeyin, kimselere söylemeyiz. Herkese iyi seyirler!

Hazırlayanlar: Batu Anadolu, Utku Ögetürk

34. İstanbul Film Festivali’nden 50 Film Önerisi

Citizenfour

Citizenfour bir belgeselden ziyade gerçek hayattan fırlayan bir gerilim filmi. Belgeselci ve gazeteci Laura Poitras ve gazeteci Glenn Greenwald, “Citizenfour” takma adını kullanan Edward Snowden’la Hong Kong’da buluşuyor. Üst düzey CIA analizcisi Snowden, Amerikan Ulusal Güvenlik Ajansı’nın özel hayatın gizliliğini hukuk dışı yollarla ihlal ettiğini kanıtlayan gizli belgeleri kameralar önünde gazetecilere teslim ediyor. Poitras ve Greenwald, Snowden’ın tarihi kararıyla hayatını sonsuza dek değiştirecek bu fedakârca eylemini gözlemliyor. Bu filmi izledikten sonra telefonunuz, e-postanız, kredi kartınızla ilgili düşünceleriniz, hatta dünya görüşünüz bir hayli değişecek.

10 Nisan 16.00 – Atlas / 11 Nisan 11.00 Rexx  / 19 Nisan 13.30 Atlas 2

From Caligari To Hitler:  German Cinema in The Age of The Masses

Geçen yılki festivale Caligari-Wie der Horror ins Kino kam / Caligari: Korku Sinemaya Geldiğinde adlı belgeseliyle konuk olan sinema yazarı ve yönetmen Rüdiger Suchsland, takip eden ikinci filminde Siegfried Kraucauer’in aynı adlı meşhur kitabından yola çıkarak tekrar Weimar dönemi Alman sinemasını mercek altına alıyor. Dikkatle seçilmiş film kliplerinin Suchsland’ın bizzat seslendirdiği metne eşlik ettiği bu makale-filmde Fatih Akın, Volker Schlöndorff ve Thomas Elsaesser gibi isimlerle yapılmış röportajlar da yer alıyor. İlk gösterimi Venedik Film Festivali’nde gerçekleşen belgesel, III. Reich’a giden süreci sinema üzerinden ele alışıyla tarihsel ve sosyolojik bir araştırma niteliği de taşıyor.

9 Nisan 16.00 Beyoğlu / 10 Nisan 13.30 Rexx / 11 Nisan 19.00 Atlas 2

Reality

Wrong / Yanlış ve katil tekerlek Rubber / Lastik filmlerinin yönetmeni Quentin Dupieux gene çılgınca gerçeküstü bir komediyle kafaları karıştıracak. B filmlerine selam duran, biraz da bilimkurgu tadı veren bu filmde, kendi halinde bir kameraman olan Jason yöneteceği ilk korku filmi için fellik fellik yapımcı aramaktadır. Servet sahibi yapımcı Bob Marshal filme finansman sağlamayı kabul eder etmesine de, bir şart öne sürer: Jason 48 saat içinde sinema tarihinin en kusursuz çığlığını bulmalıdır! Jason, çığlık arayayım derken bir kâbusun içine düşecektir. Bu arada bir belgeselde, adı Gerçeklik olan küçük bir kız, bir domuzun içinde bulduğu mavi bir video kasedin sırrını çözmeye çalışmaktadır.

15 Nisan 19.00 Feriye / 16 Nisan 11.00 Atlas / 17 Nisan 11.00 FKM

13 Minutes

Eğer Georg Elser’in 13 dakikası daha olsaydı, dünyanın tarihi değişir, milyonlarca insan canından olmazdı. 13 dakikası daha olsaydı, Elser’in yerleştirdiği bomba Adolf Hitler’i havaya uçuracaktı. Ama bu olmadı ve 8 Kasım 1939 tarihinde Hitler olay mahallinden erken ayrıldı. Yaklaşan tehlikeyi hemen herkesten önce gören, başka insanlar sus pus beklerken ya da verilen emirleri yerine getirirken harekete geçen bu adam kimdi? Diğer insanların görmezden geldiği bir şeyi görmüştü ama neyi? Bundan önce Düşüş’le Nazi diktatörlüğünün son günlerini perdeye aktaran Oliver Hirschbiegel bu filmde, imkânsızı başarmaya çalışan, bunu başaramayan ama gene de tarih yazan bir direnişçinin çok şaşırtıcı bir portresini çiziyor.

12 Nisan 21.30 Atlas / 12 Nisan 21.30 Rexx / 18 Nisan 19.00 Feriye

https://www.youtube.com/watch?v=-ZoWx1QOgzA

Eisenstein in Guanajuato

Sanatçı, ressam, yönetmen, düşünür ve film öncüsü Peter Greenaway, hayatı boyunca sinema idolü kabul ettiği Sergey Ayzenştayn’ı bu filmde kendini tam kudretli hissettiği dönemde ve cinsel uyanışının zirvesinde yakalıyor. Meksika’da geçen filmde Ayzenştayn, Potemkin Zırhlısı’nın başarısının ardından 1931 yılında başka bir filmi yönetmek için Guanajuato’ya gidiyor. Daha ilk andan yapım sorunları yaşasa da, yabancı bir ülkede olmanın verdiği hazlar ve tehlikeler karşısında haliyle müthiş bir heyecana kapılıyor. Bu duruma bir de beklenmedik bir cinsel arzu da ekleniyor. Şubat ayında Berlin Film Festivali’nde yarışan filmde, bu yaratıcı dâhinin tutku dolu bir aşk, cinsellik ve ölüm karşısında yaşadığı arzu ve korkuları izliyoruz.

8 Nisan 16.00 Feriye / 11 Nisan 19.00 Atlas / 18 Nisan 16.00 Rexx

Önceki Sayfa1 / 10Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi