Dünya sinemasının birbirinden dikkat çekici filmlerini izlemek için son üç gün! Festivalin son üç gününe girerken heyecanımız katlanarak devam ediyor.

Yüz Yıllık Acı

Festivalin 1915’in 100. yılında, topraklarımızın büyük acısını özel bir programla andığı “Yüz Yıllık Acı” kapsamında yer alan, moderatörlüğünü Agos gazetesi yazarı ve edebiyatçı Pakrat Estukyan’ın yapacağı söyleşide Müslümanlaştırılmış bir Ermeni olan anneannesi Heranuş/Seher’in hikâyesini Anneannem kitabıyla hepimizle paylaşan ve kapalı bir kapıyı sonuna dek açan yazar ve hukukçu Fethiye Çetin, Diyarbakır’ın Gavur Mahallesi’ni mizahı ve hüznüyle bize tanıtan yazar Mıgırdiç Margosyan, Margosyan’ın hikâyesini takip eden Gavur Mahallesi filminin yönetmeni Yusuf Kenan Beysülen, din adamı Johannes Lepsius ile Harbiye Nazırı Enver Paşa arasındaki tarihi konuşmayı Homo Politicus adıyla filmleştiren Hacı Orman ve Sessizliğin Mirası filmiyle Türkiye’deki Müslümanlaştırılmış Ermenilerin izini süren Guillaume Clere ile Anna Benjamin kendi hikâyelerini ve yola çıkışlarını anlatacaklar. İstanbul Modern Sinema’da 17.30’da gerçekleştirilecek bu önemli söyleşiyi kaçırmayın.

Film Yapım Sürecinde Yaşanan Zorluklar

İsrail Film Fonu Yöneticisi Katriel Schory ile yapılacak sinema dersinde, film yapımında sürecin başlı başına bir maharet olmasından yola çıkarak, yönetmen ve yapımcının iş birliğinin önemi, ekip kurmanın incelikleri ve yaratıcı disiplinlerin proje oluşturma sürecine katkıları gibi ana başlıklar incelenecek. Akbank Sanat’ta 10.30’da başlayacak etkinlik için [email protected] e-posta gönderilmesi gerekmektedir.

Günün film önerileri:

11:00

Gerçeklik / Realité (Atlas)

2014 Sitges Eleştirmenler Ödülü
2014 Ghent Gençlik Jürisi–Mansiyon

Wrong / Yanlış ve katil tekerlek Rubber / Lastik filmlerinin yönetmeni Quentin Dupieux gene çılgınca gerçeküstü bir komediyle kafaları karıştıracak. B filmlerine selam duran, biraz da bilimkurgu tadı veren bu filmde, kendi halinde bir kameraman olan Jason yöneteceği ilk korku filmi için fellik fellik yapımcı aramaktadır. Servet sahibi yapımcı Bob Marshal filme finansman sağlamayı kabul eder etmesine de, bir şart öne sürer: Jason 48 saat içinde sinema tarihinin en kusursuz çığlığını bulmalıdır! Jason, çığlık arayayım derken bir kâbusun içine düşecektir. Bu arada bir belgeselde, adı Gerçeklik olan küçük bir kız, bir domuzun içinde bulduğu mavi bir video kasedin sırrını çözmeye çalışmaktadır. “Aslında Gerçeklik, benim daha önce çektiğim üç filmden de bir şeyler içeriyor denebilir: Steak, Lastik ve Yanlış. 2012 yılında Los Angeles’ta iki film çektim. Bunların ilki olan Wrong Cops pis, aptal ve basit bir filmdi. İkincisi ise Gerçeklik. Bu film temiz, zekice kurgulanmış ve karmaşık. Bu ikisi şimdiye kadar çektiğim en iyi filmler diyebilirim.” – Quentin Dupieux

13:30

Atlantik (Atlas)

atlantik-34-istanbul-film-festivali-filmloverss

Fas’ın küçük bir sahil kasabasında yaşayan rüzgâr sörfçüsü Fettah için gelecek henüz bembeyaz bir sayfadır. Her yaz, bir sürü havalı ve güzel Avrupalı, sörf yapıp rahat hayatın tadını çıkarmak için onun köyüne gelir. Fettah onlara yardım edip ihtiyaçlarını karşılayan yerli halktandır. Arkadaşlık edip âşık olduğu güzel Alexandra gittiğinde küçük köyü adeta zindana döner. O da Avrupa’ya doğru 300 kilometrelik, tehlikelerle dolu ve yalnız bir sörf yolculuğuna çıkmaya karar verir. Yönetmen Jan-Willem van Ewijk’ın ikinci uzun metrajlı filmi, Fettah’ın yolculuğunun hikâyesini nefes kesen bir sinematografi ve aşkın, yoksulluğun açık yürekli tasvirleriyle anlatıyor. Van Ewijk filmini çekerken Fas’ın balıkçı köyü Moulay Bouzerktoun’dan esinlenmiş: “Hayatlarına birçok özgürlük getirmişiz gibiydi ama getirmemiştik aslında. Girdik, hayatlarını, hayallerini değiştirdik ama gittiğimizde ellerinde kalan, yapacak hiçbir şey olmamasının boşluğu ve tekrar balığa çıkmaktı. Kimileri bunalıma girip avuç avuç ilaç içmeye başladı. Sörf tahtalarına binip uzaklaşsalar ne olurdu diye merak ettim.”

16:00

Vahşi Yaşam (Feriye)

vahsi-yasam-34-istanbul-film-festivali-filmloverss

2014 San Sebastian Jüri Özel Ödülü

Bir kez daha “çemberin dışındakileri”, ama bu kez adalet sisteminden kaçanları konu eden yönetmen Cédric Kahn, 11 yıl boyunca herkesten kaçan bir baba ile iki oğlunun gerçek yaşam öyküsünü anlatıyor. Boşandıklarında çocukların vesayetini karısı kazanınca Paco, 6 ve 7 yaşındaki oğullarını kaçırmaya karar verir. Çocuklar önce küçüklüklerini, sonra da ergenliklerini hep gölgede kalarak, gerçek kimliklerini saklayarak, polis tarafından aranarak ama bir yandan da alabildiğine özgür ve hareketli yaşayacaklardır. Çatı aralarından çiftliklere, karavanlara ve komün hayatı yaşayan topluluklara kadar nereye gitseler, doğa ve hayvanlarla uyum içinde olacaklar; her an korku ve tehlike içinde olsalar da, dayanışma içinde güçlü bağlar kuracaklardır. Kişiliklerine işte bu yolculuk biçim verir. “Bu öykü 2008’de gazetede haber olmuştu. Okuduğum anda, ekranda muhteşem görüneceğini fark ettim. Bu haber benim açımdan hem bir aile dramını işleme, hem de doğayla iç içe, kanun kaçaklarını anlatacağım eşsiz bir macera filmi yönetme fırsatıydı.” – Cédric Kahn

19:00

Burgundy Dükü (Rexx)

burgundy-duku-34-istanbul-film-festivali-filmloverss

2014 Hamptons Öncü Bakış Ödülü
2014 Philadelphia Büyük Jüri Ödülü

Ödüllü yazar ve yönetmen Peter Strickland’ın tekinsiz Berberian Ses Stüdyosu ve Katalin Varga’nın ardından çektiği yeni filminden erotizm ve endişe damlıyor. Cynthia ile Evelyn her gün basit ve kışkırtıcı bir ritüeli yerine getirir ve bu âdet hep Evelyn’in cezası ve zevkiyle biter. Varlıklı amatör kelebek uzmanı Cynthia’nın gönlünde yatan daha geleneksel bir ilişki olunca, hizmetçi Evelyn’in erotik takıntıları kısa sürede ilişkiyi kırılma noktasına götüren bir bağımlılığa dönüşür. Jess Franco’nun üslubundan esinlenen Burgundy Dükü, karanlık bir çürümüşlüğü anlatan, iç gıcıklayıcı, gotik bir melodram.

21:30

Muna (Beyoğlu)

muna-34-istanbul-film-festivali-filmloverss

Gazze’de yaşayan altı yaşındaki Muna ve ailesinin evi, bir gece İsrailli askerler tarafından basılır. Mutfak dolabına saklanan Muna, sabah olduğunda tek başına kaldığını fark eder ve sokaklarda ailesini aramaya başlar. Kısa bir süre önce çocuğunu kaybeden Ela, savaş mağduru insanlara yardım etmek için Yeryüzü Doktorları’na katılarak Gazze’ye gelen bir cerrahtır. Ela ve Muna’nın yolları Gazze sokaklarında kesişir. Ela küçük kıza yardım edip ailesini bulmaya karar verir. Ela ile doktor arkadaşları Ali ve Süleyman, bir yandan Muna’nın ailesini ararken bir yandan da bir ülkenin dramına tanık olurlar.

23:30

Taksi (Atlas)

taksi-34-istanbul-film-festivali-filmloverss

2015 Berlin Altın Ayı

Sarı bir taksi Tahran’ın canlı ve renkli caddelerini dolaşmaktadır. İnip binen farklı yolcular bizzat taksiyi kullanan Jafar Panahi ile söyleşmekte ve hayatın her alanında fikirlerini ifade etmektedir. Panahi bu yeni filminde kendisini de içine katarak İran toplumunun sosyal katmanları arasında geziniyor. “Ben bir sinemacıyım. Sinemadan başka hiçbir şey yapamam” diyen yönetmen bir kez daha sinema yapmasına engel olmaya çabalayan ülkesiyle hesaplaşırken, bir toplumu anlatması için başrolü bir taksiye veriyor.

Filmin eleştirisini okumak için tıklayın.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi