Festivalin son haftasına, Kültür Bakanlığı tarafından Bakur filmine getirilen sansür nedeniyle maalesef boynu bükük girdik diyebiliriz. Bugün saat 14:00’da bu konuyla ilgili bir basın toplantısının düzenleneceğini hatırlatarak günün film önerilerine geçelim.

Köprüde Buluşmalar Sinema Dersleri

Yarınki Köprüde Buluşmalar sinema derslerinden ilki olan “Sabun Parçalarından Şaryo Yapmak”ın öncesinde Motör: Kopya Kültürü ve Popüler Türk Sineması belgeseli Akbank Sanat’ta 11.00’de gösterilecek. Gösterimin ardından saat 13.00’te yönetmen Burak Çevik’in moderatörlüğünde gerçekleşecek etkinlikte ise filmin yönetmeni Cem Kaya, Dirty Cheap Creative’den tanıdığımız yönetmen Ali Yorgancıoğlu ve yönetmen Kunt Tulgar, Yeşilçam filmlerinden yola çıkarak küçük bütçelerle ve alternatif yöntemlerle film yapmayı, amatör ruhla başlanmış işlerin ‘ben bir film yapacağım’ cümlesi üzerine nasıl kurulabileceğini tartışacaklar.

Günün bir diğer Köprüde Buluşmalar etkinliği ise “Bi şey mi Unuttum?: Pazarlama.” Tanıtım ve Pazarlama Müdürü Tuğçe Taçkın ile Pazarlama Danışmanı Xristina Pelekani, dağıtım ve pazarlamada eski modeller ve yeni trendlerin buluştuğu ve ayrıştığı noktalar ile pazarlama tercihleriyle dikkat çeken filmlerden örnekler sunacaklar. Geliştirme, yapım ve sonraki süreçlerde pazarlamaya yönelik alınması gereken kararlar ve stratejik tercihler konusunda katılımcıların bilgilendirileceği etkinlik 15.30’da Akbank Sanat’ta gerçekleştirilecek.

Ücretsiz gerçekleştirilecek bu etkinliklere katılım için [email protected]’a e-posta gönderilmesi gerekmektedir.

Günün film önerileri:

11:00

Mona Lisa (Rexx)

mona-lisa-34-istanbul-film-festivali-filmloverss

1986 Cannes En İyi Erkek Oyuncu (B. Hoskıns)
1986 Valladolid En İyi Erkek Oyuncu (B. Hoskıns)
1987 Altın Küre En İyi Erkek Oyuncu (B. Hoskıns)
1987 BAFTA En İyi Erkek Oyuncu (B. Hoskıns)

Efsane eleştirmen Roger Ebert bu film için şöyle demişti: “Hoskins, Britanya’nın yeni aktörlerinin en iyilerinden; bu filmdeki performansı müthiş.” İrlandalı auteur Neil Jordan’ın üçüncü uzun metrajlı filmi Mona Lisa’da Hoskins’in canlandırdığı küçük işlerden sabıkalı George, suç dünyasının patronlarından Mortwell’in yanında işe girer. Gizemli, elit bir telekız olan Simone’un şoförlüğünü yapacaktır. Zaman içinde arkadaş olurlar ve Simone onu küçük yaşta fuhuş yapan Cathy’yi bulup kurtarmaya ikna eder; ama Londra yeraltı dünyasındaki bu arayışın, göründüğünden daha tehlikeli olduğu ortaya çıkar. Aşkı ve sadakati inceleyen stilize yeni kara film Mona Lisa, unutulmaz Hoskins’e bir de Oscar adaylığı getirmişti.

13:30

Taşkınlar Kulübü (Atlas)

the-riot-club-34-istanbul-film-festivali-filmloverss

Arka arkaya çektiği An Education / Aşk Dersi ve One Day / Bir Gün ile hem roman uyarlama hem de yıldız oyuncuları yönetme becerisini gözler önüne seren Lone Scherfig, bu kez bir tiyatro oyunu uyarlamasıyla karşımızda. Taşkınlar Kulübü, Oxford Üniversitesi’nin kalburüstü ve özel erkek öğrenci kulüplerinden birinin bu kulüple temas eden öğrencilerin hayatı üzerindeki tesirlerini dert ediniyor. Scherfig karakterlerini “Patlamaya hazır, uysal ve zarif kaplanlardı” cümlesiyle özetliyor ve filmde hiçbir karakterini yargılamadığını da ekliyor.

Filmin eleştirisini okumak için tıklayın.

16:00

Enayi (Atlas)

enayi-34-istanbul-film-festivali-filmloverss

2014 Locarno En İyi Erkek Oyuncu (A. Bystrov), Hümanizm adına Ekümenik Jüri Ödülü, Genç Jüri Birincilik ve Özel Mansiyon
2014 L’Aquila Mansiyon
2014 Les Arcs En İyi Film, En İyi Görüntü, Genç Jüri Ödülü

İçten içe çürümüş bir toplum dürüst bir adam sayesinde değişir mi? Yoksa öylelerine enayi mi denir? Yury Bykov’un bu üçüncü uzun metrajlı filmi, daha önce festivalde izlediğimiz The Major / Komiser’in izinden gidiyor. Enayi‘nin kahramanı Dima, sıradan bir tesisatçı. Akşamın bir saatinde evinden çıkıp, bir sızıntıyı incelemek üzere kentin en fakir mahallelerinden birinde yıkık dökük bir binaya gidiyor. Durum öyle ki, 800 kişinin yaşadığı bu eski yurt binası çökmek üzere ve mekânı tümüyle boşaltmak için sadece bir geceleri var. Belediyeden izin almak için belediye başkanını görmeye giden tesisatçı, olayın göründüğü kadar basit ve temiz olmadığını o an anlıyor. Kimi kimsesi olmayan yüzlerce insanın yaşamını kurtarmak için bütün gece, burnuna kadar yolsuzluğa batmış bürokratların peşinde koşuyor. “Böyle insanlara artık çok az rastlanıyor. Değer tanımazlığın, korkunun ve kayıtsızlığın genel geçer sayıldığı günümüzde, yaptıklarının kesinlikle normal olmadığını söylemek için bu insanlara romantik diyoruz, diğerkâm diyoruz, idealist diyoruz ya da düpedüz ‘enayi’ deyip geçiyoruz. Benim ülkemde böyle ‘enayiler’ hâlâ var; işte bu yüzden benim hâlâ umudum var.” – Yury Bykov

19:00

Bana Bak Philip (Feriye)

Listen-Up-Philip-34-istanbul-film-festivali-filmloverss

Yazdığı ikinci romanın baskıya girmesini bekleyen New York’lu yazar Philip, gitgide daha sinirli bir adama dönüşmektedir. Büyük kentin dinmek bilmeyen gürültü patırtısına dayanamaz hale gelmiştir. Fotoğrafçı olan kız arkadaşıyla da arası bozulmaktadır. Hayran olduğu yazar Ike Zimmerman sessiz sakin bir yerde olan yazlığına sığınabileceğini söylediğinde ne zamandır aradığı huzur ve dinginliğe kavuşup artık en sevdiği şeye, yani bizzat kendisine ilgi gösterebileceğine sevinir. Narsist Philip ile en az onun kadar kendini beğenmiş, dengesiz ve hayal kırıklığına uğramış ev sahibi yazarın bu birlikteliği, New York edebiyat çevresinin içinde bulunduğu durumu, karmaşık, samimi, son derece komik ve aynı zamanda iğneleyici bir dille anlatıyor. Yönetmen Alex Ross Perry, Amerikan bağımsız sinemasının en ilgi çekici ve yaratıcı yeni seslerinden biri. “Sinemacılık okulunda film çekmekle ilgili olarak size şunu öğretiyorlar: ‘Bu filmle şu filmin karışımı.’ Ancak mezun olduktan hemen sonra, bunun çıkmaz bir sokak olduğunu anladım. Bana hayat veren, ilham kaynağı olan tek şey kitap okumak.” – Alex Ross Perry

21:30

Saint Laurent (Atlas / Rexx)

saint-laurent-34-istanbul-film-festivali-filmloverss

2015 César Ödülleri En İyi Kostüm (A. Romand)
2015 Lumières En İyi Erkek Oyuncu (G. Ulliel)

Cannes’da Altın Palmiye için yarışan ve on bir dalda César’a aday gösterilen bu Bertrand Bonello filmi alışılmış bir biyografi değil… Yönetmen, moda devi Yves Saint Laurent’ın hayatını çizgisel bir hikâye şeklinde perdeye taşımaktansa, zamanda ileri ve geri giderek serbest bir anlatım tercih ediyor. Konusuna uygun şekilde göz alıcı bir görselliğe sahip olan film, ünlü modacıya sadece bir moda tasarımcısı değil, bir sanatçı olarak yaklaşıyor. Oyuncu kadrosundaki ünlü yeni nesil Fransız oyuncuların cazibesi bir yana, Saint Laurent’ın yaşlılığını canlandıran Helmut Berger’e özellikle dikkat!

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi