2013’e sinema anlamında belki hızlı bir giriş yapamadık ancak, Ocak ayı içerisinde Cem Yılmaz ve Şahan Gökbakar gibi komedyenlerimizin -onların penceresinden baktığımızda- yeni deneyimleri Türk Sinemasının en çok izlenenler listesine girebilecek kadar yüksek rakamlara ulaştı. Cem Yılmaz’ın stand-up gösterisini CM101MMXI Fundamentals adıyla sinema salonlarına taşıma düşüncesi mutlak bir zaferle sonuçlandı. Bu girişim, tepki çekse ve eleştirilere sebep olsa da yılın ilk yarısını geride bırakırken gösterinin 3 milyon 739 bin 603 kişiyi salonlara çekmesi, Yılmaz’ın Gora ve Arog’un ticari başarısını tekrarlanması anlamına geliyor. Böylece Cem Yılmaz’ın seslendiği geniş kitlenin aslında onun ne yaptığına değil, ne kadar kahkaha attırabildiğine baktığını net bir biçimde görüyoruz. Şahan Gökbakar’ın da Recep İvedik tiplemesinin dışına çıktığı ilk film olan Celal İle Ceren’le 2. 850. 067 gibi yüksek bir rakamı görmesi, Türkiye semalarında tv kökenli işler ve  popülariteyle kolay yoldan sonuca ulaşılabildiğini hatırlatırken, seyircinin de bu tip işleri -sözüm meclisten dışarı- cezalandırmak şöyle dursun prim vererek teşvik ettiğini görmek üzüyor. İlk 6 ayda en çok izlenenler listesinin üçüncü sırasında ise yılın sürpriz çıkışını yapan Selam yer alıyor. Herhangi bir artısı olmayan filmin 2 milyon barajını aşması, cemaat desteğinin bir ürünü.

Bu 6 aylık süreçte, 2 milyon barajını aşan 4 filmden kuşkusuz ki en çok hak edeni Yılmaz Erdoğan’ın Kelebeğin Rüyası’dır. Popüler oyuncular kullanmak dışında sinema duygusuyla hareket eden ve belli bir anlatım zenginliği ve prodüksiyon kalitesiyle doğru bir yol izleyen film, yüksek gişesine rağmen, maliyetinin altında ezilmekten kurtulamadı. Ve şimdi yeniden gösterime gireceği konuşuluyor. Romantik Komedi 2: Bekarlığa Veda ise ilk filmin 2.5 katına ulaşan 1.5 milyonluk seyircisiyle devam filmi formülünün iyi etüt edildiğini gösteriyor. Hükümet Kadın’ın da adını anmadan olmaz. 1.5 milyona yaklaşan seyircisiyle hedefine ulaşan sayılı filmden biri oldu.

Kelebegin Rüyası - Filmloverss

Yabancı filmlere baktığımızda, yılın sürprizi Hızlı ve öfkeli 6’nın henüz 4 haftada 1 milyonu görmesi oldu. Serinin her filmi öncekinin üzerine koyarak ilerliyordu ve 5. Film 665 bini görmüştü. Ancak, o film ilk filmden sonra serinin en iyi ayağıydı. Kısacası bir Hızlı ve Öfkeli filminin dev bütçeli ve daha gösterişli blockbuster’lardan çok ilgi çekmesini açıklamak pek mümkün değil. Mayıs sonunda vizyona giren 3. Hangover filmi de serinin en vasat halkası olmasına karşın gişe bazında ilk iki filmi zorlanmadan geçti. Seriye dönüşen filmlerin güven verdiğini ve seyircinin bir seri 6. 7. filme koşarken burada bir terslik var diye düşünmediğini anlıyoruz.

Iron Man 3’ün 200 binlik şaşırtıcı ilk 3 gün açılışını ve sonrasında 705 binde takılıp kalmasını göz önüne aldığımızda, bunu blockbuster sezonunun açılış filmi olmasıyla açıklayabiliriz. Bu da yüksek açılış rakamlarına aldanmamak gerektiğini hatırlatıyor. Zira, Iron Man 3’ün ulaştığı rakam çizgi roman uyarlamalarının çıkabileceği üst sınıra yakın.

Yılın ilk yarısında bilimkurgu sinemasındaki hareketlilik de gişeye yansımamış görünüyor. Sebebi açık, bizde daha sınırlı bir kitleye hitap eden bilimkurgu filmleri, 1 milyonu aşabilen Matrix ve Inception gibi kalburüstü işler dışında 300-400 binleri görebilirse başarılı sayılabiliyor. Tom Cruise’un başrolünü üstlendiği Oblivion, yaklaşık 400 bini bulan seyircisiyle doğru zamanlanan vizyonunun da etkisiyle yapabileceğinin en iyisini yaptı. İlk üç gün açılışında 151 bini gören World War Z’nin ise 600-650 bin civarı bir rakama ulaşacağını öngörebiliriz. Korku, bilimkurgu ve aksiyon harmanı bilimkurgu algısının oluşmasına olanak tanımadığından görece daha yüksek bir gişe yapması çok doğal. Star Trek: Into Darkness ve The Host ise bilimkurgu fanları dışında genel kitlenin ilgisini çekebilecek yapımlar olmadığından gişede yaşadıkları hüsran beklenen bir durumdu.

Oblivion - Filmloverss

Korku filmlerine baktığımızda ellerini ovuşturarak bekleyen geniş bir kitle olsa da, o beklentiye cevap verebilecek bir film çıkmadı şuana kadar. Türk yapımı El-Cin’in 400 binin üzerine çıkması Hasan Karacadağ’ın Dabbe filmleriyle oluşturduğu kitlenin filmi sahiplenmesinde öte bir şey değil. Yabancı korku filmlerinden Mama ve Evil Dead yeniden çevriminin 100 bin civarında gezinmeleri, diğerlerinin de 50 binin altında kalmaları -gözden kaçan Stoker dışında- marka yaratabilecek ya da türü sevenleri şok edebilecek bir korku filminin -en azından yılın ilk yarısında- salonlarımıza uğramadığını kanıtlıyor.

Yılın en büyük gişe faciası ise Fetih 1453’ü örnek alan epik film Karaoğlan şüphesiz. 12 milyon TL gibi bir bütçeyle yola çıkan ve neden böyle bir risk alındığını anlamadığımız film, eğer rakamlar doğruysa 10 milyon TL zarar etmiş. Karaoğlan’ın 2002’de çekilen Karaoğlan dizisinin reytinglerine bakılarak filmin de tutmayacağı öngürülebilir ve böyle ağır bir yükün altına girilmeyebilirdi.

İlk 6 ayın toplam seyirci rakamlarını önümüze koyduğumuzda 26 milyondan fazla bilet kesildiğini ve son üç yılın 40 ila 45 milyon arasında değişen toplam rakamın bu yıl üzerine çıkılabileceğini söyleyebiliyoruz.

Rakamlar  Boxoffice Türkiye’den alınmıştır.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi