Önceki Sayfa1 / 3Sonraki Sayfa

Im Juli-2000

Fatih Akın’ın ilk dönem filmlerinden sayabileceğimiz Im Juli-Temmuz’da, son yıllarda Avrupa’da yapılmış en naif ve eğlenceli yol filmlerinden biri olarak dikkat çekiyor. Almanya’dan Türkiye’ye doğru bir aşk yolculuğunun sürecinde karakterlerin değişimleri ve başlarına gelen maceralara verdikleri tepkiler filmin en güçlü tarafı. Kişisel olarak benim izlediğim neredeyse her üç Alman filminden birinde karşıma çıkan Moritz Bleibtreu’nün kendi halinde bir öğretmenden aşkı için kendini yollara vuran bir serseriye dönüşmesi ve aslında uzaklarda aradığı aşkın çok yakınında olduğunu keşfetmesini izlemek oldukça keyifliydi. “Feel good” filmleri içine rahatlıkla dahil edebileceğimiz Im Juli, moraller bozuk olduğunda tekrar tekrar açıp izlenebilecek ve izleyeni pozitife çekebilecek güçte bir film. İdil Güner’in küçük bir rolde karşımıza çıktığı ve şarkılarıyla renk kattığı filmin asıl gücü ise Juli’ye hayat veren Christiane Paul. Aşık olduğu Daniel’in başka bir kadına ulaşmak için çıktığı yolda her şeye rağmen onun yanında kalan ve maceralarına ortak olan bu kadın, özellikle örgülü saçları ve tavırlarıyla gönüllerde taht kurmayı başarıyor. Daniel ve Juli’nin Tuna Nehri’ni geçmeye çalıştıkları sırada kaçak olarak bindikleri bir gemide beraber ot içtikleri sahne, sinema tarihinin en romantik sahnelerinden biri olmaya aday. Sonraki dönem işleriyle daha ciddi meselelere değinmeye çalışıp, bunu da hakkıyla yapamayarak ağızda yavan bir tat bırakan Fatih Akın’ın gerçek sinemasına ulaşmak için izlemeyenlerin kesinlikle izlemesi gereken bir film Im Juli.

Y Tu Mama También-2001

Meksikalı yönetmen Alfonso Cuaron’a dünya çapında bir saygınlık ve çok daha büyük bütçeli film yapma imkanı getiren Y Tu Mama También, ana odağındaki karakterleri ile toplumu kesiştirmesindeki ustalıği ile öne çıkıyor. Kocası tarafından aldatıldığını öğrendikten sonra kendisinden yaşça oldukça genç olan iki lise öğrencisiyle bir yolculuğa çıkan Luisa, bu yolculuğu hem kendisi hem de diğer iki genç adam için unutulmaz kılıyor. Cuaron’un serbest kamera hareketleri ve uzun planları seyirciye sinematografik anlamda yoğun bir keyif yaşatırken, beklenmedik anlarda giren dış ses de gösterilen hikayenin altını doldurmakta oldukça etkili bir yönteme dönüşmüş bu filmde. Yönetmenin en büyük prodüksiyonlarından Gravity’de de beraber çalıştığı ve yaşayan en büyük görüntü yönetmenlerinden kabul edilen Emanuel Lubezki’nin eldeki malzemeden bir mucize yarattığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Hayatı hedonist bir anlayışla olabildiğince özgür yaşayan iki genç bu yolculuk boyunca hem kendilerine hem birbirlerine çeşitli itiraflarda bulunurken, arkadaşlıkları da önemli bir sınavdan geçiyor. Yol boyunca kimisi doğrudan gösterilen, kimisi sadece dillendirilen küçük nüanslar filmi sadece araba içinde yaşananların filmi yapmaktan çıkartıp, daha genel bir kalıba oturtuyor. Y Tu Mama También, dolu dolu bir yol filmi izlemek isteyenlerin kesinlikle kaçırmaması gereken, oldukça leziz bir sinema deneyimi…

The Motorcycle Diaries-2004

Ernesto Che Guevara, günümüzün en önemli devrim ve sosyalizm figürlerinden biridir. Güney Amerika ve Küba özelinde gerçekleştirdikleri bugün hala hatırlanmakta, bireyler üzerindeki etkisi hala tartışılmaktadır. Walter Selles’in 2004 yapımı The Motorcycle Diaries filmi, Ernesto’nun gençlik günlerinde, hayata ve sisteme karşı görüşlerinin yeni şekillenmeye başladığı bir dönemde geçiyor ve büyük bir devrimciye dönüşecek olan bu adamın Güney Amerika kıtasındaki yolculuğunu anlatıyor. Yakın arkadaşı Alberto Granada ile beraber bir motosiklet üzerinde çıktıkları yolculuk, Che’nin hem kıtasına duyduğu sevgiyi yüceltiyor hem de insanların yaşamsal sıkıntılarını görerek ‘bir şeyler yapmalı’ fikrini zihnine kazıyor. Arjantin, Fransa, Almanya, Peru, Şili, Birleşik Devletler ortak yapımı olan filmin başrolünde Y Tu Mama Tambien filminden de hatırladığımız Gael Garcia Bernal bulunmakta.

Eurotrip-2004

Sulu bir Amerikan gençlik komedisi olan Eurotrip, eğlenceli zaman geçirmek isteyenler için biçilmiş kaftan. Scotty liseden mezun olduğu gün kız arkadaşı tarafından defalarca aldatıldığını öğrenir. Bu büyük travmayı atlatmak için Alman mektup arkadaşını bulması gerekmektedir. Arkadaşlarıyla beraber interrail tarzı bir yolculuk ile Avrupa’yı dolaşmayı başlayan Scotty amacına ulaşana kadar pek çok maceranın içinde bulacaktır kendisini. Anlık güldürü seviyesi yüksek olan Eurotrip, karikatürize edilmiş olayları ile seyirciyi içine çekmeyi başarıyor. Manchester United’ın fanatik taraftarları, Vatikan’daki komik olaylar, Amsterdam’daki seks ve uyuşturucuya dair yaşanılan saçma olaylar, trende rastlanan sapık İtalyan karakteri filmin mizah seviyesinin zirve yaptığı anlar. Sacha Baron Cohen’in The Dictator ve Bruno filmlerinin senaryolarında imzası bulunan Jeff Schaffer’in yazıp yönetmenliğini yaptığı Eurotrip, özellikle yakın arkadaşlarla izlenip üzerine geyik döndürülebilecek çerezlik bir yol filmi.

Daft Punk’s Electroma-2006

Daft Punk’ın iyi elektronik müzik yapan bir gruptan çok daha fazlası olduğu ne kadar üzücüdür ki pek çokları tarafından bilinmez. Son albümleriyle çok daha geniş kitleleri etkileyebileceklerini herkes gösteren bu Fransız ikili özellikle geçmişteki işleriyle hem insana, hem de topluma ve sisteme dair yoğun sorgulamalar gerçekleştirmişti; gerek şarkılarıyla gerekse müzik dışındaki üretimleriyle. 2003 yılında hayranı oldukları anime yönetmeni Kazuhisa Takenouchi ile Discovery albümlerindeki şarkılardan oluşan bir animeye imza atan ikili, takvimler 2006’yı gösterdiğinde bu sefer yönetmen ve oyuncu olarak varoluşsal ve deneysel olarak nitelenebilecek oldukça değişik bir yol filmine imza atıyorlar. Thomas Bangalter ve Guy Manuel De Homem Christo ikilisi kendilerinden yola çıkarak oluşturdukları senaryoda tamamı robotlaşan bir dünyada insan olmaya çabalayan Daft Punk elemanlarının yani kendilerinin hikayesini anlatıyorlar. Uzun yol planları ve sabit kamera açılarının bolca bulunduğu filmin seyri gerçekten zorlayıcı fakat o dünyanın içine girebildiğiniz ve Daft Punk ile ortak bir frekansta buluşabildiğiniz takdirde alacağınız zevkin tarifi yok. Film boyunca kendi şarkılarına hiç yer vermeyen ikili üretimlerini zaten başarısı tescillenmiş müzikleriyle desteklemeyerek de yaptıkları işte ne kadar cesur olduklarını gösteriyorlar.

Önceki Sayfa1 / 3Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi