Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa

“Son günlerde hiç bir şeye karşı güçlü bir duygum yok. Yorgunum ama bu iyi uyuyamadığım için.” 

– Oslo 31 August

Kasvetli atmosferiyle, yalın ve abartısız anlatımıyla dikkat çeken İskandinav Sineması minimal özelliğiyle kendini diğer ülkelerin sinemasından sıyırmayı başarır. Lars von Trier’den Roy Andersson’a; Susanne Bier’den Thomas Vinterberg’e birçok başarılı yönetmenin yapımlarını barındıran, varoluşçu anlatımıyla hikayedeki karakter anlatımlarını derinlemesine irdeleyen, bireyi gerçek kimliğiyle beyazperdeye taşımayı başaran ve Hollywood sinemasının abartılı görüntülerinden ziyade daha yalın ve durağan filmlerden keyif sinemaseverlerin göz bebeği İskandinav Sineması, karanlık İskandinav edebiyatıyla da bütünleşerek bizlere daha çok melankolik bir seyirlik sunar. 2000’li yıllarda izleyiciyle buluşan, yarattığı hüzünlü atmosferle bizleri derinden etkilemeyi başaran, mutlaka izlenmesi gereken 15 İskandinav filmini sıraladık.

2000’lerden Mutlaka İzlenmesi Gereken 15 İskandinav Filmi

Dancer in the Dark – 2000

dancer-in-the-dark-filmloverss

Melankolinin iliklerimize kadar işlemesini sağlayan usta yönetmen Lars von Trier’in yine karanlık tarzını gösterdiği, atmosferiyle bizi mutsuzluğun derinliklerine bıraktığı filmi Dancer in the Dark, kalıtsal bir hastalık nedeniyle gözlerini yavaş yavaş kaybeden Selma Jezkova’nın hikayesine yer verir. Masalla gerçeği harmanlayarak, mükemmel bir hikaye ortaya koyan von Trier, bir karavanda yaşayan Çek göçmeni Selma ile oğlu Gene’nin hayatın acımasız seyrinde başına gelenleri, karakterlerin dönüşümlerini ve mücadelelerini anlatır.  Müzikleriyle de izleyicilerin beğenisini toplayan film, aslında müzikal bir trajedi örneği sunar. “Müzikallerde korkunç bir şey olmaz” sözünün tam anlamıyla tezatına tanık olduğumuz Dancer in the Dark, en sert ve gerçekçi dramlardan biri. Yarattığı duygu yoğunluğundan uzun süre kurtulamadığımız filmin müziklerinde ise Selma Jezkova’ya hayat veren Björk’ün ismi yer alıyor.

Songs from the Second Floor – 2000

songs-from-the-second-filmloverss

İsveçli yönetmen Roy Andersson’un üçüncü uzun metraj yapımı olan Sanger Fran Andra Vaningen; Kuzey yarım isimsiz bir yerde geçmektedir. Film bizi görünüşte birbirine pek bağlı olmayan, bir dizi garip olayın meydana geldiği şehirde hakim olan karmaşanın orta yerine bırakıverir. Modern toplumun resmini muazzam bir kabus atmosferiyle yansıtmayı başaran film, birçok karakterle hareket kabiliyeti gün geçtikçe azalan insanların ürkütücülüğünü anlatmaktadır. Bu filminde pek fazla kalıplaştıramayacağımız sıra dışı bir hikaye sunan Andersson; eleştirel bir bakış açısıyla baktığı dünyaya ve insanlığa, kullandığı metaforlarla farklı bir anlatım sunar.

Elling – 2001

elling-filmloverss

Norveçli yönetmen Petter Næss’in imzasını taşıyan, 2002 En İyi Yabancı Film Oscarı’na aday olan Elling; sımsıcak karakterleriyle izleyenin içini ısıtan bir hikayeyle karşımızda. Annesine karşı büyük bir sevgi ve bağlılık duyan Elling yaşı geçmiş olmasına rağmen hala kendine ait bir hayat kuramamış, annesiyle birlikte yaşayan bir adamdır. Annesinin ölümüyle derinden sarsılan Elling kendini bir psikiyatri kliniğinde bulur. Kendine geldiğinde ise oda arkadaşı, seks bağımlılığı tedavisi gören Kjell’i görür. Tedavileri bitip dışarı çıktıklarında ise birlikte yaşamaya karar veren ikili bir apartman dairesinde yaşamaya başlarlar. Kjell her zamanki gibi kadınlara düşkünlüğünü korurken Elling tekrar kliniğe kapatılma korkusuyla birlikte şiir yazmaya karar verir.

 Lilya 4 Ever – 2002

lilya-4-ever-filmloverss

İsveç – Danimarka ortak yapımı olan, Lukas Moodysson imzalı hüzünlü, yetişkinlerin gençleri istismar teması üzerine etkileyici ve güçlü bir film oaln Lilya 4 Ever; eski Sovyetler Birliği’nde varoşlarda yaşayan 16 yaşındaki Lilya’nın hikayesini konu alır. Annesi tarafından terkedilen genç kız, kendisine baskı uygulayan teyzesinin yanında kalmaktadır. Çıkış yolunu ise arkadaşlarıyla vakit geçirmekte bulan Lilya; Andrei’ye aşık olup onun peşinden İsveç’e gitmeye karar verir. Eski iğrenç yaşamından kurtulup cennet ülkede yeni bir sayfa açmayı planlamakta olan Lilya’nın hayatı tahmin ettiği gibi gitmeyecektir. Yaşam onu seks köleliğine doğru itecek ve hayatın her yerde aynı olduğunu kavramasını sağlayacaktır.

Open Hearts – 2002

open-hearts-filmloverss

Dogme 95 akımının örneklerinden biri olan ve yönetmenliğini Susanne Bier’in yaptığı başrollerinde Mads Mikkelsen, Sonja Richter, Nikolaj Lie Kaas ve Paprika Steen’in yer aldığı film Open Hearts, hayatın her daim değişen denklemlerden oluştuğunu ve bu denklemler içerisinde hayatın sabit bir akışının olmadığını gösteren bir aşk tutkusu filmdir. Hayatın akıp giden zamansallığında bir plan yapılmaması ve bir şeylerin umulmaması gerektiğini hiçbir acıyı yüz üstüne çıkarmadan bütün doğallık akışıyla aktaran filmde iki çiftin hayatındaki bir anlık aşk akışını izleriz. Evlilik hazırlıkları yapan bir çift ile yıllardır evli olan bir çiftin yollarının kesişmesiyle beraber birçok bilinmeyeni olan bir denklemin hayat tarafından yeniden yazıldığına tanık olduğumuz filmde dört kişinin bir ilişki ağı içerisinde nasıl kimlikler sahiplendiklerini ve bu yeni sıfatlar ile hayatın içerisinde nasıl yol aldıklarını izleriz.

As It is in Heaven – 2004

as-it-is-heaven-filmloverss

Başarılı ve bir hayli ünlü bir sanatçı olan Dareus, ünlü orkestraların şefliğini yapmaktadır. Sayısız başarıyla doldurduğu kariyeri sahnede geçirdiği kalp kriziyle bitme aşamasına gelir. Önemli bir konser esnasında geçirdiği bu kriz, doktorunun ondan stresi bırakması önerisiyle aşılabilecek türdendir ve bu yüzden mesleğini bırakmak zorunda kalan Dareus, kurduğu düzenini de bırakıp doğduğu kasabaya döner. Burada kalacağı süre boyunca dinlenmeyi ve stresten uzak kalmayı hedefleyen Dareus, zamanla kasaba halkıyla kaynaşmaya başlar. Son derece sevilen biri olan Dareus, kasabanın mütevazı korosunu çalıştırmaya başlar. Kasaba halkı, yaptıklarından dolayı ona minnettar olsa da kilise ve yandaşları için aynı durum geçerli değildir. Kay Pollak imzalı İsveç yapımı As It is in Heaven, 2005 yılında En İyi Yabancı Film dalında Oscar’a aday gösterilmişti.

Let the Right One In – 2009

let-the-right-one-in-filmloverss

İsveç yapımı 2008 yılında vizyona giren Let the Right One In, 1980’li yıllarda Stockholm banliyölerinden birinde geçen, annesiyle birlikte yaşayan on iki yaşındaki Oscar’ın tuhaf hikayesini ele alır. Arkadaşları tarafından sürekli alay konusu olan ve sürekli aşağılanan Oscar, tüm gününü intikam planları yaparak geçirmektedir. Oscar bir gün soluk tenli Eli ile tanışır. Başta arkadaş olmak istemeyen Eli ile Oscar gün geçtikçe yakınlaşacaklar ve yalnızlıklarını paylaşamaya başlayacaklardır. Ancak Eli diğer çocuklardan farklıdır, bazı özel güçlere sahip olan Eli ve kurdukları arkadaşlık ilişkisi Oscar’ın değişimine neden olacaktır.

Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi