İnsanın sosyal bir varlık olması, yerleşik hayata geçmesi, yaşadığı alanların ve mal varlığının sınırlarını belirlemesi, bu sınırları korumak için kurallar yaratması, parayı icat etmesi, paranın aşırı zenginliğin karşısına fakiri konumlandırması, bireylerin eşit haklara teoride sahip olup pratikte sahip olmaması ve her şeyden ayrı insanın içinde halihazırda kötü bir yan barındırması ile birlikte suç ortaya çıktı. Cinayetler, hırsızlıklar ve yalanlarla dolu filmler ritmik kurgusu ve kuşku dolu yapısıyla izleyicinin ilgisini her dönem taze tutan yapımlar oldu. Listeyi hazırlarken filmlerin Avrupa yapımı olmasını göz önünde bulundurmanın yanı sıra Türkiye sinemasından da filmler eklemeyi ihmal etmedik.

Sözü fazla uzatmayalım ve 2000’lerden karanlık hikayeleriyle dikkat çeken 11 suç filmi için sizleri şöyle alalım.

Katkıda Bulunanlar: Burak Ülgen, Ecem Şen, İbrahim Cem Özsefil

2000 Sonrası Hafızalarda Yer Tutan Hollywood Dışı 11 Suç Filmi

Pusher II (2004)

mads-mikkelsen-pusher-2-2-filmloverss

Sinemanın çılgın yönetmenlerinden Nicolas Winding Refn’in 1996 yapımı ilk uzun metrajıyla başladığı serinin ikinci filmi Pusher II, yönetmenle İskandinav sinemasının en önemli oyuncularından Mads Mikkelsen’i üçüncü kez bir araya getirme özelliği taşıyor. İlk filmde yaşananların ardından kendisini hapiste bulan Tony’nin bir kez daha salıverilmesinin ardından hayatını düzene koymaya çalışmasının hikayesini anlatan Pusher II, en az ilki kadar başarılı. Film, hem Winding Refn’in hem de Mikkelsen’in gelecek yıllardaki yükselişlerinin habercisi gibi.

Le conseguenze dell’amore (2004)

le-conseguenze-dell-amore-filmloverss

Sinemada son olarak 2015 yapımı The Youth’la muhteşem bir iş çıkaran Oscar ödüllü Paolo Sorrentino’nun, 2004 yapımı Altın Palmiye adaylığına sahip filmi Le Conseguenze dell’Amore, nam-ı diğer The Consquence of Love ile muhteşem bir psikolojik gerilim ve suç filmi sunar. Yalnız ve asosyal bir iş insanı olan orta yaşlı bir adamın, evliliğindeki sorunlarıyla daha da içine kapanan Titta Di Girolamo sürekli gittiği bir otel barında güzel bir garson ile karşılaşır ve ona âşık olur. Ancak aşırı utangaçlığı ve asosyal yapısıyla kadınla konuşmaya bile cesaret edemez.

In Bruges (2008)

in-bruges-filmloverss

2006 yılında Six Shooter ile En İyi Kısa Film Oscarı’nı kazanan Martin McDonagh’ın ilk uzun metrajı olan 2008 yapımı In Bruges, adını aldığı Belçika şehri Bruges’da geçmekle kalmaz adeta şehri filmin başrolü yapar. Colin Farrell, Brendan Gleeson, Ralph Fiennes ve Clémence Poésy gibi isimlerin kadrosunda yer aldığı filmde istedikleri gibi gitmeyen son işlerinin ardından Londra’dan Bruges’a gelen kiralık katil Ray ve iş ortağı Ken’in patronlarından haber beklerken diğer yandan şehri gezmeye koyulurlar. Patrondan haber geldiği zaman ise işler çığrından çıkacaktır. Buram buram İngiliz mizahı kokan In Bruges, Bruges sokaklarıyla iç içe geçmiş bir hikayeyi bizlere sunarken finaliyle yürek burkan bir kara komedi ve suç filmi.

Celda 211 (2009)
celda-211-filmloverss

Yönetmenliğini Daniel Monzon’un yaptığı İspanyol Sineması filmi Celda 211, yavaşlamayan temposuyla, gerilimi ve aksiyonuyla insanın iliklerine işleyen bir yapım. Mühim siyasi göndermeleriyle, ahlak ve adalet anlayışını sorgulatan ters köşeleriyle insanı derinden etkileyen filmin konusu şöyle: Juan gardiyan olmak üzeredir. İşe bir gün erken gelir. İki meslektaşı ona hapishaneyi gezdirirken, birdenbire tavandan düşen bir parçanın çarpmasıyla bayılır. Gardiyanlar onu ayıltmak için 211 numaralı boş hücreye götürür. Juan bilinci kapalı halde hücrede yatarken hapishanede bir ayaklanma patlak verir. Ayıldığında güç bir durumla karşı karşıyadır: Hayatta kalmak için mahkûm rolü oynamak zorundadır.

The Girl with the Dragon Tattoo (2009)

the-girl-with-dragon-tattoo-filmloverss

Stieg Larsson’un aynı adlı romanından Niels Arden Oplev tarafından sinemaya uyarlanan “Män som hatar kvinnor”, sadece ülkesi İsveç’te değil birçok ülkede oldukça ses getirince, her zaman olduğu gibi Hollywood olaya el attı ve film David Fincher yönetmenliğinde başrollerinde Daniel Craig ve Rony Mara ile yeniden çevrildi. Filmin orijinal versiyonun başrolünde ise Michael Nyqvist ve Noomi Rapace yer alıyor. Asılsız bir iddia ile suçlanan Mikael Blomkvist (Michael Nyqvist), adını temize çıkartmak için uğraşırken yolu sıra dışı “hacker” Lisbeth Salander (Noomi Rapace) ile kesişir. Film, ikilinin geçmişten bugüne uzanan cinayetleri araştırmasını usta işi bir kurgu ve etkileyici bir sinematografiyle anlatıyor.

Bir Zamanlar Anadolu’da (2011)

bir-zamanlar-anadoluda-filmlovers

Nuri Bilge Ceylan, 2011 yılında Cannes Film Festivali’nde Jüri Büyük Ödülü’nü kazanan altıncı uzun metrajlı filmi Bir Zamanlar Anadolu’da (2011) ile tekrar taşranın sıkıntılı dünyasına ama bu sefer bir cinayet hikayesinin gerilimi ile dönüyor. Ercan Kesal, Ebru Ceylan ve Nuri Bilge Ceylan’ın elinden çıkan ve gerçek bir hikâyeden esinlenen senaryosuyla, Nuri Bilge Ceylan’ın yönetmenliğinde sıradan bir hadiseden incelikli ayrıntılarla örülmüş iki buçuk saatlik muhteşem bir seyirliğe dönüşen film, ücra bir Anadolu kasabasındaki cinayet soruşturmasını konu ediniyor.
‘’Bozkırın ortasında sürdürülen yolculuklara benzer. Her tepenin ardında “yeni ve farklı bir şey” çıkacakmış duygusu, ama her zaman birbirine benzeyen, incelen, kıvrılan, kaybolan veya uzayan tekdüze yollar…’’

Filth (2013)

filth-james-mcavoy-filmloverss

James McAvoy’un en başarılı performanlarını sıraladığımızda, ilk sıralarda yer alabilecek derecede muhteşem olduğunu söyleyebileceğimiz Bruce Robertson karakteri, Filth adlı filmin sırtını dayadığı en önemli etmen. Bruce Robertson, bastırmaya çalıştığı anıları ve dürtüleri üzerinden bambaşka bir fantezi dünyası kurmuş ve onun içerisinde yaşarken aniden gerçeğin dünyasına döndüğü bir yüzleşme yaşar.

Silsile (2014)

silsile-filmloverss

Son olarak Aile Arasında’yı yöneten Ozan Açıktan yönetmen koltuğunda oturduğu Silsile,  tek bir geceyi ve Karaköy’ü kendine mesken ediniyor. Yakın iki arkadaş olan Cenk ve Faruk ile bir zamanlar Cenk’in sevgilisi olan ancak sonrasında Faruk’la evlenmeye karar veren Ece arasındaki aşk üçgeninin konu dildiği film, 2-3 farklı yerde geçen olayları yansıtırken ise sırtını paralel kurguya yaslarken sinematografik yönden de oldukça etkileyici. Oyuncu kadrosunda Nehir Erdoğan, Tardu Flordun, Esra Bezen Bilgin ve İlker Kaleli’nin yer aldığı Silsile, güçlü senaryosu ve başarılı oyunculuk performanslarından güç alan başarılı bir suç filmi.

Suburra (2015)

suburra-filmloverss

Carlo Bonini ve Giancarlo De Cataldo’nun aynı isimli kitabından uyarlanan, Netflix ve RAI’nin finanse ettiği, Stefano Sollima’nın yönetmenliğini üstlendiği 2015 yapımı Neo-Noir tarzı İtalyan filmde Roma’nın mafya ilişkileri ele alınıyor. Filmde, mafya ailelerinin talimatıyla hareket eden ‘’Samurai’’ adlı eski bir mafya babası Roma’nın gecekondu bölgelerini bir tür Las Vegas haline getirmek için politikacıları, bakanları kullanması ve siyaset, mafya, din arasındaki rant bölüşümü olanca çıplaklığıyla anlatılıyor. Suburra, gerçekçiliğiyle, siyaset, ticaret, mafya üçlemesini ele alışıyla, arka planda günümüz dünya sistemine getirdiği eleştirilerle, yozlaşmanın geldiği boyutları göstermesi açısından oldukça güçlü ve başarılı bir film.

Victoria (2015)

victoria-filmloverss

Victoria’yı özetleyen en iyi cümle belki de filmin yönetmeni Sebastian Schipper’in kendi ağzından geliyor:  “Bu bir banka soygunu filmi değil, bir banka soygunu”. Berlin’e yeni taşınmış, hayatını bir kafede çalışarak kazanan, hiç arkadaşı olmayan Victoria’nın bir gece eğlendiği bir kulüpten çıktıktan sonra tanıştığı bir grup erkekle olan arkadaşlığının anlatıldığı film, bir banka soygununa varacak olaylar silsilesiyle hem Berlin’in arka sokaklarını hem de Victoria’nın karanlık tarafını gözler önüne seriyor. İki saatlik süresine rağmen tek plan çekimiyle dikkat çeken film,  Laia Costa ve ona Berlin sokaklarında ona eşlik eden karakterlere hayat veren Frederick Lau, Franz Rogowski, Burak Yiğit ve Max Mauff’un abartısız, yalın performanslarıyla da öne çıkıyor.

Free Fire (2016)

free-fire-cillian-murphy-brie-larsen-armie-hammer-filmloverss

2011 yapımı Kill List ve 2012 yapımı Sightseers filmleriyle yönetmenlikteki rüştünü ispatlamış olan Ben Wheatley‘nin 2016 yapımı Free Fire, 1978 yılında Boston’daki bir silah ticareti sırasında yaşanan çılgın olayların konu edinildiği bir tek mekan filmi. Wheatley’nin alamet-i farikası olan kara mizah ve şiddetin yine ele ele verdiği film, temposunu hiç düşürmeyerek ortaya keyifli bir seyirlik çıkarıyor. Eğer ki bol aksiyonlu kara komedileri seviyorsanız Wheatley’nin Free Fire’ı tam size göre.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi