Bu yıl 19.’su düzenlenen Randevu İstanbul Uluslararası Film Festivali, Senem Erdine’nin direktörü hazırlanan oldukça ilgi çekici ve keyifli bir programla 16-22 Aralık tarihleri arasında izleyici karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Bu yıl seçkisine Gastronomi ve İspanya Filmleri bölümlerini de ekleyen Randevu İstanbul’da yılın öne çıkan filmlerini, Oscar adaylarını ve hatta gösterimi  Türkiye’de ilk kez gerçekleştirilecek olan filmleri görmek mümkün. Sizler için bu yılın Oscar yarışında adını göreceğimize inandığımız, merakla beklenen Manchester by the Sea’den Pablo Larrain ile Gael Garcia Bernal’ı yeniden bir araya getiren Neruda’ya 19. Randevu İstanbul’da kaçırmamanız gereken filmleri sıraladık.

19. Randevu İstanbul’da İzlenmesi Gereken 10 Film!

Manchester by the Sea – Yaşamın Kıyısında

manchester-by-the-sea-filmloverss

Senaryosunu kaleme alan ve yönetmenliğini üstlenen Kenneth Lonergan’ın son filmi Manchester by the Sea’nın oyuncu kadrosunda Casey Affleck, Lucas Hedges, Kyla Chandler ve Michelle Williams yer alıyorLee Chandler, kardeşinin ölüm haberini duyunca eski kasabasına geri dönüyor. Joe Chandler ise yazmış olduğu vasiyetine göre bütün mal varlığını kardeşi Lee’ye bırakıyor. Lee tüm bu geçmişin anıları ile mücadele etmeye çabalarken bir yandan da geleceğin yüklerini yüklenmeye başlıyor çünkü kardeşinin 16 yaşındaki oğlunun varisi de oluyor bir anda Lee. Yeğeni ile yeniden bir bağ kurmaya ve abisinin ona bıraktıkları ile bir şekilde baş etmeye çabalayan Lee bir de terk etmiş olduğu karısı Randi ile karşı karşıya gelince kendini ince bir sınırın üstünde ip cambazı gibi dengede durmaya çabalarken buluyor. Affleck’in En İyi Erkek Oyuncu Oscar’ı için favori isim olarak gösterildiği ve kariyeri boyunca yapmış olduğu en iyi performans olarak lanse edilen film, aldığı bütün yorumlara ve eleştirilere göre bu senenin en iyi dram filmi olmaya aday olarak gözüküyor.

The Fury of a Patient Man – Sabırlı Adamın Öfkesi

the-fury-of-a-patient-man-filmloverss

Madrid, Ağustos 2007. Bir mücevher mağazası soygunundan hapse giren tek kişi Curro’dur. 8 yıl geçer… Kız arkadaşı Ana ve oğlu, Curro’nun hapisten çıkmasını beklemektedir. Birsabah,hiçbir yere ait değilmiş gibi duran, kendi halinde, yalnız bir adam olan Jose, Ana ile erkek kardeşinin çalışmakta olduğu bara kahve içmeye gelir. O kış Jose,onu kendilerinden biri olarak aralarına alan bardaki diğer insanlarla yakın bağlar kurar, özellikle de yeni gelen bu adamı sıkıntılı hayatından bir çıkış yolu olarak gören Ana ile. Curro, Ana ile yeni bir hayata başlama umuduyla hapisten çıkar, ama kısacık zamanda her şey değişmiştir. İntikamın asla huzur getirmeyeceğini bilmekten gelen sükunetle şiddet patlamalarını ustalıkla birleştiren, kirli, sürükleyici, öfke dolu bu film, İspanyol sinemasının gördüğü en güçlü ilk filmlerden biri.

Neruda

neruda-filmloverss

2006 yılında izleyicinin beğenisine sunduğu Fuga filmiyle yönetmenlik koltuğuna geçiş yapan Pablo Larrain‘in Gael Garcia Bernal ile birlikte çalıştığı No adlı dramatik yapım Akademi ve Cannes gibi ödül törenlerinde hatırı sayılır bir başarı göstermişti. Yönetmenin merakla beklenen yeni projesi Neruda ise, Şilili efsanevi yazar Pablo  Neruda’nın hayatına odaklanırken; film bir müfettiş ve yazar arasında geçen ilginç olayları konu alıyor. Oyuncu kadrosunda Bernal’ın yanı sıra Luis Gnecco, Alfredo Castro ve Antonia Zegers‘ın yer alıyor. Şili devlet başkanının 1948 yılında komünizmi yasaklamasıyla birlikte, Neruda ve ressam eşi Delia saklanarak yaşamak zorunda kalır. Kaçak yaşamın sıradanlığında entelektüel çiftin ilgisini çeken pek bir şey yoktur ama Neruda’nın ideolojisinden güç alan şiirleri halkı harekete geçirip sessiz kalabalıkların sesi oldukça, bu aynı zamanda şairin üretkenliğinin doruk noktasına ulaştığı bir dönem olur.

Spain in a Day – İspanya’nın Bir Günü

spain-in-a-day-filmloverss

Yönetmenliğini Kevin MacDonald’ın, yapımcılığını Ridley Scott’ın üstlendiği Life in a Day filmine temel olan fikirden yola çıkarak hayata geçirilmiş bir film projesi olan İspanya’nın Bir Günü, İspanya’da ve yurtdışında yaşayan İspanyol halkının hikâyesini İspanyol halkı tarafından çekilmiş bir filmle anlatmayı hedefliyor. Aynı zamanda muazzam bir  sosyal ve kültürel değişime sahne olan günümüz İspanyası’na ait korkuları ve hayalleri geleceğin İspanyol halkına aktarmayı amaçlıyor. İspanyol halkı tarafından yaratılmış ve çekilmiş en yenilikçi toplumsal film ve İspanya’da gerçekleştirilmiş en sıra dışı toplumsal sinema eylemi.

The Long Night of Francisco Sanctis – Francisco Sanctis’in En uzun Gecesi

the-long-night-of-francisco-sanctis-filmloverss

Buenos Aires, 1977. Ülke askeri diktatörlük yönetimindedir. 40 yaşlarında bir ofis çalışanı olan Francisco Sanctis, dehşet verici siyasi ortama rağmen eşi ve iki küçük çocuğuyla sakin bir yaşam sürmektedir. Bir öğleden sonra, 20 yıldır görmediği üniversite arkadaşı Elena’nın telefonuyla Francisco’nun günlük rutini bozulur. Elena, Francisco’ya bir adres ve ordu tarafından evlerinden alınıp götürülecek iki kişini adını verir. Onları uyarmak Francisco’ya kalmıştır. Fısıldar gibi konuşan ama kulakları sağır eden bir etki yaratan bir film olan The Long Night of Francisco Sanctis bir askeri rejimde insanın kendisini rejimin etki alanı dışında tutmasının nasıl bir şey olduğunu, böyle bir şeyin mümkün olup olmadığını sorguluyor.

Theater of Life – Hayat Tiyatrosu

theater-of-life-filmloverss

Theater of Life, Milan 2015 Dünya Fuarı sırasında, ünlü şef Massimo Bottura’nın öncülüğünü yaptığı Refettorio Ambrosiano isimli sıra dışı bir aşevinin hikayesi. Massimo, dünyanın en iyi 60 şefini kendisiyle birlikte Milan’daki evsizlere ve mültecilere yemek pişirmeye davet etti. Tüm yemekler, fuardan arta kalan ürünlerden yapıldı. Bu sene San Sebastian Film Festivali’nin Culinary Zinema bölümünde gösterilen ve ödüle layık görülen Peter Svatek imzalı film, yemek ve hayat üzerine son derece ilham verici bir belgesel.

The Reconquest – İlk Aşk

the-reconquest-filmloverss

Manuela ve Olma, on beş yıl önce ilk aşklarını yaşayan birer yeni yetmeyken sözleştikleri o uzak gelecekte tekrar bir araya gelirler. Bu romantik başlangıcı temel alan The Reconquest, zaman kavramını ya da daha doğrusu zaman algısını inceleyen, kaybedilen ve yeniden hatırlanan zaman hakkında bir film. Kendimizle ilgili neleri hatırladığımız, neleri hatırlamadığımız hakkında… Bizi tanımladığı için ve hem bugün hem geçmişte hem de gelecekte bizi biz yaptığı için sadık kalmakta ısrar ettiğimiz kelimeler, hareketler ve duygular hakkında. Trueba, yürüyüşler ve danslar, konuşmalar ve sessizlikler, jestler ve artık aynı dili konuşmayan bakışlardan oluşan tuhaf bir ritüeli üst düzey bir hassasiyetle perdeye yansıtıyor. Kayıp zaman ve geride bıraktığı yaralar üzerine mükemmel bir film.

The Woman Who Left – Giden Kadın

the-women-who-left-filmloverss

Son 30 yılını kadınlar hapishanesinde geçiren Horacia, eski bir ilkokul öğretmenidir. Hapishanede başkalarına okuma yazma öğreterek sakin bir yaşam sürmektedir. Başka bir mahkûmun, Horacia’nın hapse girmesine neden olan suçu işlediğini itiraf etmesiyle serbest bırakılır ve uzun süredir görmediği ailesini aramaya başlar. Kayıp oğlu Junior’ı ararken, vatanını, 90’ların sonundaki Filipinler’i yeniden keşfeder; yolsuzluklar ve giderek çoğalan adam kaçırma olaylarının dehşeti içinde yaşayan bir halkla karşılaşır. Verici kişiliği, intikam duygularıyla lekelenmeye başlar. Bir dizi uzun siyah beyaz hareketsiz plandan oluşan 226 dakikalık bir filmi ‘iyi odaklanmış’, ‘özlü’ ve ‘kolay anlaşılır’ diye tanımlamak kulağa tuhaf gelebilir ama The Woman Who Left’de gereksiz hiçbir şey yok. Bastırılmış duygular ve incelikli ayrıntılarla dolu her sahnesinde günümüz Filipinleri’ni zehirleyen pasifliği, kurumsal ve ahlaki çöküşü anlatıyor.

The Turkish Way – Türk Mutfağına Övgü

the-turkish-way-filmloverss

2015’te dünyanın en iyi restoranı seçilen El Celler de Can Roca’nın üç şefi BBVA işbirliğiyle çıktıkları, Arjantin ve ABD ile başlayan dünya turunun sinemaya aktarılan ikinci halkasında, genç şefler, someliyeler ve yerli üreticilerin rehberliğinde Türkiye’nin gastronomik potansiyelini keşfediyor. Mutfak şefi Joan Roca İzmir ve Tire’ye, tatlı şefi Jordi Roca Gaziantep’e, someliye Josep Roca ise şarap araştırmaları için Trakya, Bozcaada ve Kapadokya’ya gidiyor. Sonra hep birlikte Türk mutfağını dünyaya duyuracak bir gastronomi devrimi hazırlığı içindeki bir grup genç şefle tanışıyorlar. Dünya galası bu yıl San Sebastian Film Festivali’nde yapılan The Turkish Way kendi mutfağımıza farklı bir gözle bakma fırsatı sunuyor.

Dark Night – Karanlık Gece

dark-night-filmloverss

Bir banliyö, yavaş yavaş gelişerek, sonunda kaçınılmaz olana, bir sinema kompleksindeki katliama varan olaylara tanık olur. Gün doğumundan gece yarısına bir günlük bir zaman diliminde -aralarında saldırganın da yer aldığı- birbirinden habersiz 6 kişiyi Amerika’nın yeni kâbusunu yaşarken izliyoruz. Sutton, hayatını kaybedenleri ve o hayatlara son veren kişiyi ele alışındaki izlenimci ve insani tamamen içine çeken yaklaşımıyla harap olmuş kolektif ruh halimizin akıldan çıkmayan bir portresini sunuyor. Gus van Sant’ın filmi “Fil”den ilham alan ve baştan sona bir dehşet hissinin hakim olduğu film, ustalıkla kurulmuş anlatımı bilgece bir yaklaşımla herhangi bir çözüm önermekten kaçınıyor. Ama bütün işaretler orada gözümüzün önünde duruyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi