Bu yıl özenle hazırlanmış seçkisini “Şifa Olsun!” sloganıyla izleyicilerine ulaştıran 16. !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali, yaşadığımız bu çetrefilli günlerde gerçekten de şifa dağıtıyor. Ülkenin dört bir yanından, farklı kültürlerden, farklı hislerden ancak aynı ortak bağdan beslenen filmlerin oluşturduğu !f İstanbul Ev seçkisi ile festival, denizlerimizden kahramanlarımıza izleyicisine keyifli kesitler sunuyor. Ben de bu başlık altında !f İstanbul süresince, “Ev” bölümünden izlediğim filmlere dair izlenimlerimi sizlerle kısa kısa paylaşacağım.

Gênco

Geçtiğimiz yıl, !f İstanbul’da Keş!f ödülünü kazanan Veşartî (Gizli) filmiyle tanıdığımız Ali Kemal Çınar, bu yıl izleyenleri şaşırtarak bir süper kahraman komedisine imza atıyor. Filmin yönetmenliğinden senaristliğine, başrol oyunculuğundan kurgusuna kadar her şeyini üstlenen Ali Kemal Çınar’ın son filmi Gênco, aslında Türkiye’de ihtiyaç duyduğumuz komedi stili bazında söyleyecek çok şeyi olan, seksist söylemlerde bulunmamasının yanı sıra güçlü kadın karakterler de yaratmayı başarmış bir komedi. Filmin eksikleri yok mu, elbette var. Işık ve ses kullanımı filmin kalitesini düşürse de vizyon imkanı bulmasının çok fazla ihtimal dahilinde olmadığı ve kullanılan imkanların yetersizliğinin bir sonucu olarak görebileceğimiz bu eksikler, filmin kurguladığı dünyanın yanında kendisini affettiriyor.

Diyarbakır’da vegan bir kafe işletme girişiminde bulunan Ali Kemal, aslında henüz 5 yaşındayken kendisine verilmiş olan süper güçlere sahip bir karakter. Ancak bu gücün bir sınırı bulunmakta ve Ali Kemal her ne kadar Gênco adıyla ve kostümüyle kimliğini gizleyerek insanlara yardım etmeye çalışsa da bu yardımların küçüklüğü, filmde asıl komedi unsurunu yaratan etmenlerin başında geliyor. En nihayetinde Gênco’nun dünyanın kaderi için sınırsız güç almasına karar verilse de bazı işler ters gidince olaylar iyice çıkmaza giriyor. Türkiye’nin ilk Kürt süper kahramanının hikayesini anlatan Gênco izlemesi keyifli, olayların farkında olan, analiz yeteneği erkek karakterlere göre daha gelişkin çizilen kadın karakterleri, vegan kafesi ve bir türlü süper kahraman olamayan süper kahramanıyla, teknik aksamaları göz ardı edersek vizyondaki neredeyse tüm komedi filmlerinden daha fazla güldürebilecek bir mizah anlayışına sahip.

Güreş – The Wrestling

!f İstanbul’un Ev seçkisinde yer alan filmlerden bir diğeri ise Güreş. Bir uzun metraj belgesel olarak Güreş, Edoardo Malvenuti isimli İtalyan yönetmenin ilk uzun metraj denemesi. Antalya’da yaşayan ikiz kardeşler İsmail ve Turan Balaban’ın güreşle nasıl tanıştıklarını, büyüme hikayelerini, aralarındaki bağı ve en sonunda da müsabakalarını mercek altına alan Güreş, ne yazık ki aslında özünde ilginç bir konu olan “güreşçi ikiz kardeşler”in hayatına yakın planda kamera çevirmekten öteye gidemiyor. Belirli bir premise’i olmayan, aksine karakterlerinin anlatısına göre kendine bir tema belirlemeye çalışan belgesel Kırkpınar Yağlı Güreşlerine yaklaşık iki ay kala başlasa da İsmail ve Turan’ın ne antrenmanlarını ne bağlarını ne de kazanma hırslarını verebilme konusunda yeterli. Aralarındaki ilişkiyi yalnızca voice-over olarak dinlediğimiz, iki kardeşi bir arada vakit geçirirken çok fazla göremediğimiz Güreş, ilgi çekici karakterlerini daha da parlatamayan anlatı yapısıyla yer yer tempoyu fazlasıyla düşürüyor.

Tüm bunların dışında, belgesel boyunca İsmail Balaban’a defalarca yapılan “Baş Pehlivan, Şampiyon” vurgularının ardından yönetmen belgeseli kahramanını bir yenilginin ardından sinirli bir şekilde soyunma odasına giderken bırakıyor ve belgeselini noktalıyor. Vermek istediği mesajlar konusunda net olamayan Güreş’in bu tutumun tersine bir tavır takındığını düşündüğümüzde dahi bir tutarlılık göremiyoruz. Edoardo Malvenuti, belgeselinde yalnızca gerçeği gözlemliyor ve müdahalede bulunmuyor olsaydı bir noktada, bu belgeselin nerede durduğu belirsiz tavrı anlaşılabilirdi ancak ne yazık ki belgeselin içerisinde fazlaca kurgusal sahneler de mevcut.

Sonuç olarak, yönetmenin kararsızlığı izleyicinin seyir zevkini etkiliyor ancak yine de Güreş, güreş sporuyla bugüne kadar çok fazla ilgilenmemiş herkes için de merakla izlenebilecek bir seyirlik olarak değerlendirilebilir.


Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi