Tek mekan. Tek bir odaya giren 12 adam. Oda sıcak, kasvetli, havasız, bunaltıcı. Vantilatör çalışmıyor, herkes ellerindeki mendillerle terini siliyor, pofluyor, hemen bitse de gitsek diye bakıyor. Ben de onlarla bunalıyorum, siyah beyaz ekrandan bile hissediliyor o boğucu hava. Hani hava patlar, gök delinmiş gibi yağmur yağar ama o yağmur yağasıya kadar illet olur insan, akciğerlerini sıkarlar sanki.. Hani çok önemli bir karar alman gerekir ama üzerine düşünecek halin yoktur, istemeden de olsa bir seçim yaparsın ama için daralır, kalbin sıkışır. Hata mı ettim diye gün boyu için içini yer. İşte tam o his, tam o duygu.

 Kapı kapanıyor ve oyun başlıyor: “Suçlu mu, değil mi?”

12 jüri üyesinin sanık hakkında karar vermek üzere girdikleri odada yaşananlar anlatılıyor 12 Angry Men’de. Buraya kadar basit bir konusu olan eski, siyah beyaz bir film gibi görünebilir. Fakat bu filmi mükemmel yapan –ki çok az filme mükemmel sıfatını yakıştırabiliyorum- o kadar çok detay var ki, hangisinden başlasam bilemiyorum.

 

Film hem senaryosu, hem işlediği motif, hem atmosfer, hem de kullanılan sübliminal mesajlarla harika bir denklem oluşturuyor. Peki bunu nasıl yapıyor? Ana oyuncu kadrosu sadece 12 erkekten oluşurken, daracık bir oda ve bir banyodan oluşan mekanda, bir masa etrafında toplanan bir sürü takım elbiseli adamla nasıl oluyor da izleyiciyi bir buçuk saat boyunca oturduğu koltuğa kilitliyor?

Öncelikle, filmin senaryosu çok ince detaylarla ve çok dikkatlice yazılmış. Ortada dönen konu sanığın suçlu olup olmaması ve cinayet öyküsü gibi görünse de, 12 jüri üyesinin de hikayelerine ucundan bucağından şahitlik ediyoruz. Her birinin karakterleri, önyargıları, konu hakkındaki kararları, davranışları ayrı ayrı sağlam temellere oturtulmuş. Her bir jüri üyesinin anlattıkları tıpkı birer kısa öykü gibi, o jüri üyesinin hayatı hakkında küçük ipuçları vererek izleyiciyi bir bulmaca daha çözmeye itiyor. Sırf bu açıdan, senaryo başlı başına sağlam bir edebi eser niteliğinde.

Diyaloglar leziz; 12 kişinin arasındaki sosyal statü farkları, bu fark ile oluşan eşsiz dinamikler çok farklı diyaloglara sebep oluyor:

Juror 10: Bright? He’s a common ignorant slob. He don’t even speak good English.
Juror 11: “Doesn’t” even speak good English. (tarihe geçecek ayarlardan)



Oyunculuklar ışıldıyor. Upuzun süren kesintisiz sahnelerde oyunculuklar hiç bozulmuyor, dar odanın içinde kamera döndükçe dönüyor, sahne uzuyor ancak ne bir eksik ne bir fazla, hiç bir zorlama oyunculuk yok, hiç göze batan detay yok. Hele ki Henry Fonda, sanki rol yapmıyor da, o odaya bir karar vermek üzere giren 8 numaralı jüri üyesi oluveriyor.


————————————-

Azıcık spoiler:

Jüriyi boğan sıcak havanın olaylar biraz çözülmeye başlayınca serinleyerek yağmura dönmesi, herkes siyah elbiseliyken yalnızca bir jüri üyesinin beyaz takım elbise giymesi,  en sonunda yalnızca iki jüri üyesinin ismini öğrenmemiz ve bu üyelerin verilen kararda en etkili kişiler olması, vantilatörün çalışmadığına karar verip, aslında lambaya bağlı olduğu için çalışmadığını tesadüfen öğrenmeleri ve “önyargıları” sebebiyle uzun süre  boyunca sıcakta bunalmaları çok güzel detaylardı.

—————————————–

“Less is more” söylemini sonuna kadar haklı çıkarıyor bu film. Bir oda, bir masa, 12 adam, son derece basit bir konu. Ve sonuçta ortaya çıkan on numara bir eser.

Film hakkında ekleyeceğim son üç kelime var: izleyin, izleyin, izleyin.

(Yazı biterken Nat King Cole-Quizas, Quizas, Quizas çalıyordu.)


İyi Seyirler…

                                                                                                                       

  • Anonymous

    bence demet satış departmanında çalışmalı artık 🙂 tebrik ederim canım kardeşim bu film tanıtma olayını güzel yapıyosun 🙂

  • Anonymous

    Demet ismini baska bir yazida konuk olarak gormustuk yanlis hatirlamiyorsam, ekibinize tam olarak katildi mi? Blogun editorunun ayri yazarlarinin ayri durumumu var? Bu filmide izlemekte gecte kalsak tanitmaniz guzel olmus

  • 1. kim olduğunu bilemediğim ilk yorumcuya teşekkür ederim, kimlik ifşası da harika olurdu 🙂

    2. daha önce konuk yazar olarak deneme niteliğinde bir yazım olmuştu, şu anda ekipten sayılıyorum. yorumunuz için teşekkürler

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi