Amerikalı yönetmen Preston Sturges’ın 1941 yapımı Sullivan’s Travels filminden bahsederek başlamak istiyorum yazımıza. Bir komedi filmi yönetmeninin sosyal gerçekçi bir film çekmek istemesi üzerine kılık değiştirerek evsizlerin arasına karışması hikayesi üzerine kurulu olan bir komedi filmi. Ayrıca sosyal gerçekçiliğe karşı bir saygı duruşunda bulunmakla birlikte kendi dalı olan komedinin neden önemli olduğu üzerine de oldukça tatminkâr cevaplar veren bir film. Kısaca neden basit komediler çektiğini anlatıyor yönetmen ve neden bu tür filmlerin de çekilmesi gerektiğini. Hiç kuşkusuz buradaki en önemli nokta yönetmenin yaptığı işi belli bir düşünsel tabana oturtarak sonuna kadar savunması.

Şimdi yazımızın esas konusu olan filme gelelim. Bahadır Abşin’in ilk yönetmenlik deneyimi olan film İzmir’deki Boyoz Akademi oyuncularıyla birlikte çekilmiş. Yunan mitolojisindeki bir tanrının yaşadığı yer olduğu söylenen bir köyde yaşanan komik olaylar eski yunan kalıntıları görselleriyle paralel olarak işleniyor. Aslında fantastik komedi olarak geçmesine rağmen her ikisini de pek bulamayacağınız bir yapım.

Filmi tam anlamıyla eleştirmek çokta mantıklı değil. Çünkü inanılmaz başarısız oyunculuklardan teknik hatalara, senaryodaki boşluklardan yüzeysel dahi olamayacak karakterlere kadar anlatılmayı bekleyen çok konu var. Bunların hepsini bir kenara bırakıp filme hakim olan düşünce yapısı hakkında birkaç şey söylemek istiyorum sadece. İşte burada devreye yazımızın başında bahsettiğimiz film giriyor. Tam 73 yıl önce çekilen bir komedi filmindeki düşünsel temellendirmeyi ve genel olarak sinemaya dair söylediklerini göz önüne aldığımızda maalesef 10.Köy Teyatora birkaç cılız bir şey söyleyip bu söylediklerinin de arkasında duramayan bir film. Eğer komedi unsurunu kullanacaksanız köylü şehirli esprisi dahi yapsanız en azından arkasında durmanız gerekir. Bir yandan bunu yapıp bir yandan da tiyatro üzerine doğru düzgün bir temellendirme dahi olmadan büyük sözler söylemeye kalkarsanız zaten aslında sizle pekte alakası olmayan sosyal gerçekçi izleyici kesiminin ilgisini hiçbir şekilde çekememekle kalmaz esas izleyici kitlenize de ihanet etmiş olursunuz. Eğer sinema sizin için çekip arkadaşlar arasında izleyip gülmelik bir şeyse amenna ama bir filmden bahsediyorsak bazı belli düşünsel ve sinematografik temelleri olmasını beklemek gerekir.

Evet tüm gönüllü kalabalık oyuncu ve ekibine rağmen 10.Köy Teyatora kötü bir film. İyi bir film çekmek için iyi niyetin tek başına yeterli olmadığını göstermesi açısından iyi bir örnek hatta. Ama bu ne bir çöküş ne de son. Yapılması gereken bu filmle daha fazla vakit kaybetmeyip daha yetkin yeni projelere odaklanmak. İzleyici açısından bakarsak ta bu sinema tarihi ne kötü filmler gördü. O yüzden bu filmin size katabileceği bir şeyler belki olabilir yine de umudu çok da kesmemek gerekir.

Amerikalı yönetmen Preston Sturges’ın 1941 yapımı Sullivan's Travels filminden bahsederek başlamak istiyorum yazımıza. Bir komedi filmi yönetmeninin sosyal gerçekçi bir film çekmek istemesi üzerine kılık değiştirerek evsizlerin arasına karışması hikayesi üzerine kurulu olan bir komedi filmi. Ayrıca sosyal gerçekçiliğe karşı bir saygı duruşunda bulunmakla birlikte kendi dalı olan komedinin neden önemli olduğu üzerine de oldukça tatminkâr cevaplar veren bir film. Kısaca neden basit komediler çektiğini anlatıyor yönetmen ve neden bu tür filmlerin de çekilmesi gerektiğini. Hiç kuşkusuz buradaki en önemli nokta yönetmenin yaptığı işi belli bir düşünsel tabana oturtarak sonuna kadar savunması. Şimdi yazımızın esas konusu olan filme gelelim. Bahadır Abşin’in ilk yönetmenlik deneyimi olan film İzmir’deki Boyoz Akademi oyuncularıyla birlikte çekilmiş. Yunan mitolojisindeki bir tanrının yaşadığı yer olduğu söylenen bir köyde yaşanan komik olaylar eski yunan kalıntıları görselleriyle paralel olarak işleniyor. Aslında fantastik komedi olarak geçmesine rağmen her ikisini de pek bulamayacağınız bir yapım. Filmi tam anlamıyla eleştirmek çokta mantıklı değil. Çünkü inanılmaz başarısız oyunculuklardan teknik hatalara, senaryodaki boşluklardan yüzeysel dahi olamayacak karakterlere kadar anlatılmayı bekleyen çok konu var. Bunların hepsini bir kenara bırakıp filme hakim olan düşünce yapısı hakkında birkaç şey söylemek istiyorum sadece. İşte burada devreye yazımızın başında bahsettiğimiz film giriyor. Tam 73 yıl önce çekilen bir komedi filmindeki düşünsel temellendirmeyi ve genel olarak sinemaya dair söylediklerini göz önüne aldığımızda maalesef 10.Köy Teyatora birkaç cılız bir şey söyleyip bu söylediklerinin de arkasında duramayan bir film. Eğer komedi unsurunu kullanacaksanız köylü şehirli esprisi dahi yapsanız en azından arkasında durmanız gerekir. Bir yandan bunu yapıp bir yandan da tiyatro üzerine doğru düzgün bir temellendirme dahi olmadan büyük sözler söylemeye kalkarsanız zaten aslında sizle pekte alakası olmayan sosyal gerçekçi izleyici kesiminin ilgisini hiçbir şekilde çekememekle kalmaz esas izleyici kitlenize de ihanet etmiş olursunuz. Eğer sinema sizin için çekip arkadaşlar arasında izleyip gülmelik bir şeyse amenna ama bir filmden bahsediyorsak bazı belli düşünsel ve sinematografik temelleri olmasını beklemek gerekir. Evet tüm gönüllü kalabalık oyuncu ve ekibine rağmen 10.Köy Teyatora kötü bir film. İyi bir film çekmek için iyi niyetin tek başına yeterli olmadığını göstermesi açısından iyi bir örnek hatta. Ama bu ne bir çöküş ne de son. Yapılması gereken bu filmle daha fazla vakit kaybetmeyip daha yetkin yeni projelere odaklanmak. İzleyici açısından bakarsak ta bu sinema tarihi ne kötü filmler gördü. O yüzden bu filmin size katabileceği bir şeyler belki olabilir yine de umudu çok da kesmemek gerekir.
Puan - 26 / 100

2.6

Evet tüm gönüllü kalabalık oyuncu ve ekibine rağmen 10.Köy Teyatora kötü bir film. İyi bir film çekmek için iyi niyetin tek başına yeterli olmadığını göstermesi açısından iyi bir örnek hatta.

Kullanıcı Puanları: İlk sen puanla!
3
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi