Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa

1775 yılında hayata gözlerini açan Jane Austen, daha ilk gençlik yıllarında unutulmayacak izler bırakacağı mesajını vermişti. Hikaye yazmaya 12 yaşında başlayan, İngiliz edebiyatının kraliçesi kabul edilen Austen, elbette sinemada da yansımalarını gösterdi. İşte 10 film ile sinemada Jane Austen izleri!

1775 yılında 18. yüzyıl İngiltere’sine gözlerini açan, sekiz çocuğun yedincisi olarak ailede yerini alan, döneminin çok ilerisinde bir aydınlıkla çocuklarını eğiten papaz bir babanın ilk kızı olan Jane Austen; ölümünden itibaren giderek artan bir itibar ile anılırken, İngiliz edebiyatının dünyaca tanınan ve takdir edilen kadın yazarı olarak tarihte yerini aldı. Yazdıklarını kendi ismiyle yayınlatmasına bile izin vermeyen bir zihniyet ile çevriliyken resmettiği cesur kadın karakterleri ile saygı uyandırdı, uyandırmaya devam ediyor.

Romanlarındaki kadar cesurca bir hayat süren Jane, yine romanlarındaki kadar içli ve duygulu bir aşk hikayesinin baş kahramanı oldu. 20 yaşında tanışıp büyük bir tutkuyla bağlandığı Tom Lefroy ile, Lefroy’un maddi sıkıntılarının engel olması sebebiyle hayatını birleştiremeyen Jane; bir daha evlenemedi, aşık olmadan bunu yapamadı. Kadınların finansal ve toplumsal açıdan güvenli bir hayat sürmek için yıllık toprak geliri yüksek bir adamla evlenmekten başka yolu olmadığı düşünülen dönemde, sadece aşka itibar ederek bir evliliği göze alabilmeyi düşünen Jane; sadece o dönemin koşullarını düşündüğümüzde değil, modern zamanda bile sağlam bir karaktere işaret ediyor. Her kadın karakterinde kendisinden izler bırakan Jane, en büyük ve dikkat çekici izlerini Pride and Prejudice’in Elizabeth Bennet’ı üzerinde bıraktı. Biz de bu güçlü kadının yazdıklarından yola çıkarak sinemada temsil edilmiş karakterleri derledik ve sizler için sinemada Jane Austen izlerininin peşinden gittik.

10 Film ile Sinemada Jane Austen İzleri

Sense and Sensibility – 1995

sense-and-sensibility-filmloverss

Jane Austen’un “A Lady” mahlası ile yayınlanan ilk romanı Sense and Sensibility, mantığı temsil eden Elinor ile duyguyu temsil eden Marianne kardeşleri merkez alan bir hikayedir. Hikaye, bu iki kız kardeşin, küçük kardeşleri Margaret’in ve annesinin; babalarının ölümünden sonra küçük bir eve sığınmak zorunda kalarak finansal güvenlik arama ihtiyaçlarının zirve yapmasıyla başlar. Elinor’un daha oturaklı, duygularına hakim ve mantıklı karar almaya çalışarak hareket eden karakterine karşılık Marianne hareketli, duygularını daha kolay ve açıkça ifade eden ve hata yapmaktan korkmayan tarafı ile dikkat çeker. Zengin bir eşe duyulan ihtiyaç, belki de hiçbir Austen romanında bu kadar açıkça kendini göstermemiştir. Akıl ile duygunun savaşını kardeşlerin tecrübeleri ile aktaran hikaye, iki kız kardeş de hem aşkı bulurken, hem de hayatlarını güvence altına almasıyla bağlanır. Aşk ve Yaşam adıyla Türkçeleştirilen 1995 yapımı Sense and Sensibility, Ang Lee yönetmenliğinde Emma Thompson senaryosu ile beyazperdeye uyarlandı. Senaristine En İyi Uyarlama Senaryo dalında akademi ödülü getiren ve Kate Winslet‘ı Marianne olarak gördüğümüz yapımda; diğer başroller Emma Thompson, Hugh Grant ve Alan Rickman‘a aittir.

Persuasion – 1995

persuasion-filmloverss

Jane Austen’ın ölmeden önce bitirebildiği son roman olan Persuasion, yazarın ölümünden sadece bir yıl sonra 1818’de yayımlandı. Babası, ablası ve vefat eden annelerinin yerini bir nebze dolduran aile dostlarının telkinleriyle genç yaşında aşık olduğu çalışkan ve hırslı nişanlısından ayrılmaya ikna olan Anne Eliot’ın bu kararından 9 yıl sonrası ile başlar hikaye. Anne’nin çok sevdiği denizci Frederick Wenthworth, ailenin finansal ve toplumsal sınıfına uymadığı gerekçesi ile dışlanmıştır. Aradan geçen zamanda, artık Anne’nin ailesinin durumu da yıllar önce olduğu kadar iyi değildir. Anne ve Kaptan Wentworth, birbirlerine hala derin duygular beslediklerini fark ederler ve tekrar bir araya gelmek isterler. Austen’ın tamamladığı bu son eser, gerçek aşkın önünde hiçbir gerekçenin duramadığını aradan geçen zamanla da kanıtlayan bir yapıt olarak değerlidir. Bu dönem draması, 1995 yılında Roger Michell yönetmenliğinde beyazperdede hayat bulurken, Anne Elliot karakterine can veren Amanda Roots‘un da ilk uzun metraj oyunculuk tecrübesi olmuştur. Frederick Wentworth’ü canlandıran isim ise Ciaran Hinds. Senaryosu, bu eserin yazarın diğer eserlerine göre daha realistik ve olgun olduğunu düşünen Nick Dear tarafından kaleme alındı.

Emma – 1996

emma-filmloverss

1815 yılında Austen’ın ilk romanı olarak yayımlanan ve Austen’ın hakkında “Bir karakter yaratacağım ve benden başka kimse ondan pek hoşlanmayacak.” diyerek söz ettiği Emma, kitaba adını veren zengin, dik başlı ve çok bilmiş güzel kadındır. Çöpçatanlık kabiliyetine çok güvenen, fakat aslında başkalarının hayatına hadsiz derecede karıştığını fark etmeyen, en yakın arkadaşını da çok önemli bir kararda etkileyen Emma; Austen’ın diğer karakterlerinden farklı olarak, zengin bir eşe ihtiyaç duymadan yaşayabilmektedir. Emma’nın aklını başına getiren, kendisinden yaşlı bir kadın ile dalga geçmesi üzerine sert bir uyarıda bulunan Mr. Knightley olur. İzleyicinin çok da hazırlanmasına izin vermeyecek derecede hızlı gelişen bir Emma ve Mr. Knightley eşleşmesi ile hikaye son bulurken; geride bıraktığı en önemli tema, sağlam bir karakterin kendi duygularına çok kulak vermeyen bir kadını bile etkilemesidir. 1996 yılında Douglas McGrath yönetmenliğinde izleyici ile buluşturulan hikayenin beyazperdeye uyarlanması fikri, yönetmenin kendisinin üniversite yıllarında baş gösteren bir tutkusudur. Tutkunun doğuşundan 10 yıl sonra gelen film, hakkını vererek Emma’yı canlandıran Gwyneth Paltrow ile Mr. Knightley’e bürünen Jeremy Northam‘ın oyunculuklarıyla hafızalarda yer tutmaktadır.

Mansfield Park – 1999

mansfield-park-filmloverss

Austen’ın üçüncü romanı olarak edebiyat dünyasına giriş yapan Mansfield Park‘ın kahramanı, zengin akrabalarının yanında daha rahat bir yaşam sürebileceği düşüncesiyle ailesi tarafından evinden gönderilen Fanny Price’tır. Dokuz kardeşin en büyüğü olan Fanny, 10 yaşında iken daha iyi bakılacağını düşünülen büyük bir eve gider. Çok hevesle onu yanına alan teyzesi Fanny’ye hiç beklendiği gibi davranmaz. Adeta bir hizmetçi muamelesi gören Fanny dört kuzeni ile beraber büyürken, kuzenlerinden sadece Edmund kendisine şefkat ve dostluk gösterir. Bu anlayış ve alçakgönüllülük üzerine kurulu ilişki zamanla yerini aşka bırakır ve Fanny ile Edmund evlenme kararı alır. Austen’ın bu romanı, diğerlerinden farklı olarak bir kavrama belirgin şekilde dikkatleri çeker: Kölelik. Austen’ın bu romanı yazmaya başlamasından dört yıl önce İngiltere’de köle ticaretini kaldıran yasa çıkmasına rağmen, yazarın kitabında bu konuya hiç değinmeden köle ticareti üzerine kurulu bir mülkiyete işaret eden Mansfield Park’ı yaratması, özellikle Edward Said’in ağır eleştirilerine maruz kalmıştır. 1999 yılında Patricia Rozema tarafından beyazperdeye uyarlanan eserde Fanny karakterine Frances O’Connor hayat verirken, Edmund karakteri ise Johnny Lee Miller tarafından canlandırılmıştır.

Kandukondain Kandukondain – 2000

kandukondain-kandukondain-filmloverss

İngilizceye “I Have Found It! I have Found It!” şeklinde çevrilen 2000 yapımı bu Hint filmi de, Austen’ın Sense and Sensibility romanının bir Hint toplumunda ve günümüz koşullarında geçen versiyonu olarak beyazperdeye aktarıldı. Rajiv Menon yönetmenliğinde sinemaya uyarlanan eser ile ilgili yönetmen, filmdeki hikayede iki kız kardeşin geçirdiği zor zamanların kendisinin erkek kardeşi ile beraber geçirdiği zorluklara benzerlik gösterdiğini söylemiştir. Gayet olumlu eleştiriler alan film, ülkesi Hindistan’da gösterildikten sonra Washington, Locarno ve Tiburon festivallerinde de gösterime sunuldu. Başrollerde Mammootty, Ajith Kumar, Tabu ve Aishwarya Rai‘i gördüğümüz film, Jane Austen hikayelerinin modern zamana uygulanabilecek kadar gelişmiş ve çekiciliğini koruyan özellikte olduğunu kanıtlar nitelikte olan yapımlardan birisi. İngiliz kültüründen Hint kültürüne geçişi de gözlemleme fırsatı veren bu ve benzeri yapımlarda, Austen eserlerinin evrenselliğine işaret eden ögeleri yakalamak mümkün. Müzikleriyle de büyük beğeni toplayan Kandukondain Kandukondain‘de kullanılan eserler A.R. Rahman imzasını taşıyor. “Romanın eğlenceli bir yeniden doğuşu” şeklindeki yorum da, keyifli vakit geçirmek için bir Jane Austen uyarlaması ile daha tanıştığımızı gösteriyor.

Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi